(*Zeki olmak, sivil kıyafetler giymek, boynunuzda devasa bir yaka ya da kafanızda modern bir şapka takmak demek değildir. Aydinlar halkın beynidir. Halkınız sizi iyi bir eğitimden sonra iyi bir maaş alın, akşamları kafelerde iskambil kâğıtları ve domino taşlarının başına oturun diye yetiştirmedi. Bu durumda aydın değil, aydın çamurusunuz.
Daha sonraları içimden garip ve vahşi birtakım duyguların kabardığını hissettim. Nesiller ve nesiller ötesi atalarımızdan bize gelen, fakat toplumun, terbiyenin sathi tesirleri altında uyuşup kalmış olan duygular hep birden ayaklanıyordu .
Bizim mahalle halkı için mektep, kitap ve okuyan insan, büyük ve mutlu varlıklardı, Bizim mahalle sokaklarında yerlerde hiçbir yazılı kâğıt parçası görülmezdi. Nereden gelmişse gelmiş, ister bir rüzgâr ucurmuş olsun, sokağa düşen her yazılı kagit parçasını gören büyük küçük herkes, onu hemen yerden kaldirirdı Bir saçak arasına, bir duvar kovuğuna Sokuştururdu. Ayak altından kurtarirdi. Çünkü üzerinde harfler, yazılar taşıyan bir kāğıt parçası kutsal bir şeydi. Çünkü Kuran kâğıtlara yazilrdi. Ve o rüzgârların ucurduğu kâğıt parçası bir Kur'an yaprağı da olabilirdi.
Güneş kızıl,hayat güneye doğru akıp gidiyor, bir ressam durmuş çocukluğumun canlı resmini çiziyor tuvale ... Benim elimde bir çocukluk... sarsılan bir görüntü... Ama güneye işte... Bütün umutlar güneye...