İyi olacağız tabi, olmalıyız
Kumu dağıtırsak denizdeyiz
Veya bulutları dağıtırsak gökyüzünde
Birisiyle gitmek için artık yol kısa
Bir kendi kendimizle…
Ali İhsan Konuklu
Bir damla suyun yüzeyinde yüz yüzler içinde yüzlerce damla.
İnancın giyotini iniyor en masum cümlelerin başına
İnancımı firhistledim fakat
Parçalanıp elimden yere düşen 99 boncuk, gökyüzüne çarpıyor.
Her biri kendi içinde bir evren,
Elimde kalan ipi prangalı hislerin ağırlığıyla sallanıyor.
İnsan en çok susarken kopuyor hayattan,
gürültü yapmadan dağılıyor, iz bırakmadan siliniyor.
Ben de öyle yapıyorum işte;
İçimden zamanın gölgesi ömrü kemiriyor,
zincirler görünür hale geliyor, görünmeyenler felsefe yapıyor.
Bir müzayede salonu kalbim;
en kıymetli anılar, en ucuza gider,
“satıyorum” derim, “vazgeçtim” diye yankılanır içimde. İntihar etmiş bir ressamın tablosu gibi
herkes bakar, kimse anlamaz.
şimdi boş bir çerçeve gibi duvarda asılı:
içi alınmış, kendisi unutulmuş.
Kayıp ve esaret birbirine karışıyor,
hapsolmuş düşünceler duvarları sertleştiriyor,
görünmez fikirler zincirlenmiş kuş gibi çırpınıyor;
kanat çırpışı bile esirliğe dönüşüyor.
Haysiyet, özgürce fırlayan yıldız;
ayak bileğine dolanan ip, tek renkli ışık gibi sızıyor ama hemen sönüyor.
Bütün hisler eriyor,
düşünceler ışık oluyor, ışık düşünceye, renk zincire dönüşüyor.
Zincirler eriyor, parlıyor, nefes oluyor;