Mel

Mel
@siirvari
Şiirleşelim, Şiir gibi yaşayalım
İnsanlar ve Ötekiler
Yeter bu renklerdeki davet, Bu akşam vakti gülen kuş; Bu ufuklar ötesinde. Sonsuzluğa tırmanan yokuş... Yeter içimdeki korku, Ben miyim yeryüzündeki tek fani Yağmura, geniş göklere karşı, Şarkı söylediğim günler hani ? Çocukluğun masum insanları; Ki yemyeşil bir dağ üstünden, Her şeyi gören tanrıya şükür! Denizlerin ıslak aydınlığında, -Etinin lezzetinden habersiz- Balıklar var, insanlara küskündür. İskender Fikret Akdora
Reklam
İris'in Ölümü
bugün kalbimi eski bir plak gibi öyle çok tersine çevirdim ki bazı şarkılar vardır cızırtılı bir yağmur gününü anlatır uzaklarda süren sarı yağmurluklu bir hayatı deniz bazen kendini kaldırımlara fırlatır o zaman bir yavru yengece bakan insanların şarkısı olurdu o şarkının adı keşke ismim iris olsaydı keşke ismim herkese sarı yağmurluğuyla koşan hayatı anlatsaydı bazı şarkılar vardır ellerim kocamanlaşır, tuhaflaşır işte o ellerimle herkese çamurlu şiirler uzatsaydım hepsi çok kirli olsaydı tanrım bazı şarkılar vardır kırmızı akşamsefalarını anlatır karanlığın kalbinde yalnız, açmanın acısını komşu kadınların basma elbiseli konuşmalarını geceyi onlar bahçeye taşırdı ben ne zaman öleceğim tanrım sabah olunca mı keşke birkaç dakikayı ipek mendillere sarıp saklasaydım irileşen, gitgide irileşen ağaç gibi ismi nedensizce iris oluveren bir ağaç gibi şu odanın ortasında dursam
Gülerken Yüzün
Gülerken yüzün Dem çeken bir güvercinin sesini İçin için büyüyen çimenleri Baharda lunaparkı, bayramyerini Ve alışkanlıklar dışında her şeyi Gülerken yüzün Aşıyor geçmişin acılarını Kendini yarına değiştiriyor Gülerken yüzün Sanki çarmıhını kırmışsın Senin ve ardından geleceklerin Aylası alnına düşmüş gecenin Oturmuş ağlıyor kendisi Bunu öyle candan öyle yürekten Öyle bir tutkuyla istiyorum ki Aklımda hep öyle kalmalısın Gülten Akın
Şiir
Rüzgargülü
Her yandan duyarım bir gül kokusu, Meltemle dağıtır uzak bahçeler. Günbatısı, poyraz ve gündoğusu, Cenup rüzgârları ruhumu çeler. Bilmem ki nerede bu gizli bahar? Nereden bu ıtri alıyor rüzgâr? İklimler dışında bir iklim mi var? Ne fecir bir şey der, ne şafak söyler. Gün olur çağırır beni her ufuk, Sevdalar eline başlar yolculuk, Elinde bir rüzgârgülü, bir çocuk, Durmadan yüzüme bakarak üfler. Ahmet Kutsi Tecer
Daha az acı çekildiği, daha az adaletsizliğin, daha az sömürünün bulunduğu bir zaman oldu mu hiç? Bu türden bir hesap sorma söz konusu olamaz. Dünyanın katlanılmazlığının bir bakıma tarihsel bir başarı olduğunu anlamak zorunludur. Tanrı var olduğu sürece, önceden var olan bir düzenin hayaleti dolaştığı sürece, dünyanın büyük kesimleri bilinmeden kaldığı sürece, insan ruhsal olanla maddi olan arasındaki ayrıma inandığı sürece (pek çok insan, dünyayı katlanılır bulmalarını işte bu inançları nedeniyle haklı göstermektedir), insanların doğal eşitsizliğine inandığı sürece dünya katlanılmaz değildi.
Sayfa 31
Reklam