Hislerini ifade etmeye alışmamış ve duygusal gereksinimlerini kabulden uzak insanlar için, sevdiklerine hem şefkatli hem de iddialı bir şekilde yaklaşabilmek için gereken güveni ve sözcükleri bulmak son derece zorlayıcı bir iştir. Hele ki her zamankinden daha hassas ve başkalarının desteğine her zamankinden daha muhtaç hale geldikleri bir noktada bunu yapabilmek en zorudur.
İnsanlar bir biçimde -bazıları diğerlerinden daha fazla olmak üzere- hiç bilmeden, diğer insanların duygusal gereksinimlerini karşılamayı ve kendininkileri küçümsemeyi öğreniyor. Acılarını ve üzüntülerini kendilerinden bile saklıyorlar.
Kendi içimize dürüstlük, şefkat ve berrak gözlüklerle bakma yetisini kazanabilirsek, kendimize nasıl iyi bakmamız gerektiğini bulabiliriz. Böylece eskiden karanlıkta saklı kalmış olan özümüzü görebiliriz.
İşte bütün mesele bu. Bazen sorun bizim güçsüz olmamızda değil, kendimize dayattığımız taleplerin imkansız olmasında yatıyor. Ne olmuş yani yeterince güçlü değilsek?