"...Beni sevmediğini söylemek ne diye üzer seni? Bu da bir gerçek. Sevgiyi yaratmak gerek. Bunda da bazan tek yönlü bir uğraşma, verme, ölümü göze alma, sonuç vermiyor. İster istemez işi bir 'talih' meselesi olarak ben çoktan kabullendim. Üzme, zorlama kendini. Beni hiç sevmedin. Gene de benim yanımda ve ben yokken benim hayalimle kaldığında olduğun gibi kal."
"İyi ki bu dönemde kurulmuştu dostluğumuz: eskiden olsa, o beni hercai bulurdu, ben onu hırçın. Farklı kırılganlıklar taşıdığımızı da kavrayamazdık her tür tartışmanın tatlıya bağlandığı eski gece sofralarında. Şimdiyse, birbirimizde eski günlerin, eski yüzlerin izlerini özgürce saptayabiliyoruz. Susmak, konuşmak anlamına geliyor. Güvenle dinlenmek."
"...ama sizi öyle sevecektim, öyle sevecektim ki eğer siz onu, o tanımadığım kimseyi sevseydiniz ve sevmeye devam etseydiniz, yine de fark etmeyecektiniz, benim sevgimin bir şekilde orada sizin için durduğunu. Siz sadece duyacaktınız, siz sadece her an hissedecektiniz ki yanı başınızda minnettar, çok minnettar bir kalp atıyor, sizin için... Ah, Nastenka, Nastenka! Bana ne yaptınız!.."