“Her alanda, her anlamda yozlaşmanın doludizgin gittiği bu ülkede, bakanların düğünlerde, şenliklerde göbek attıkları bu ülkede, yazar-çizerlerin birbirlerinin gözünü oyduğu bu ülkede, bayağılığın sınır tanımadığı bu ülkede düşünmenin, yazmanın suç sayıldığı bu ülkede, kimsenin kimseyle dayanışmadığı bu ülkede, mevsimlerin şaştığı, baharın gelmez olduğu bu ülkede, bir avuç insan, yüzlerce yılın olumsuz birikimine, kinine karşı bir avuç insan bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.
Yazmak gibi. Çizmek gibi. Düşünmek gibi. Okumak gibi. Okutmak gibi.
Tanrım! Bu ne yalnızlık...
Bu ne mene toplumsal, tarihsel bir yalnızlık!”
“Dünyayı tanıdıkça hoşnutsuzluğum daha da artıyor; her geçen gün insan karakterinin tutarsızlığına ve akıllı, duygulu görünenlere bile güvenilmeyeceğine olan inancım güçleniyor.”