·
Okunma
·
Beğeni
·
1633
Gösterim
Adı:
Do Sesi
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755706993
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Do Sesi
Do Sesi
Öykü, eğer yaşamın içinden çıkıyorsa, uzun ya da kısa olmasının hiçbir önemi yok. Çünkü yaşam, kimi zaman bir do sesi kadar kısa, birkaç cümle kadar da uzun olabilir.
Do Sesi'nde Ferit Edgü, az sözle çok şey anlatmanın, anlatıda tutumluluğun, etkinin yoğunlaştırılarak aktarımının en güzel örneklerinden birini daha sergiliyor.
Azla yetinmeyi bilen okur için bir okuma eylemi...
(Tanıtım Bülteninden)
96 syf.
·3 günde·9/10
Do Sesi, Ferit Edgü'nün şiir tadında öykülerinden oluşan eseridir. Açıkçası kitaptaki öykülere tam anlamıyla bir öykü demek ne kadar mümkündür bilemiyorum; ama şiir tadındaki bu öyküler damakta güzel bir tat bırakırken okuru tarif edilemez hislere sürüklüyor.

Kitap; Ölüm Öyküleri, Yaşam Öyküleri, Saçma Öyküler ve Geçişler bölümü olmak üzere dört bölüme ayrılmış. Her bölümde konu başlığıyla bağlantılı öykülere yer verilmiş. Söz gelimi, Ölüm Öyküleri içerisinde bulunan öyküler damakta bir ölüm tadı bırakırken; Yaşam Öyküleri içerisinde bulunan öyküler damakta bir yaşam tadı bırakıyor.

Hani hayatta bazı anlar vardır, bambaşka bir duygu içerisine girersiniz; ama o duyguyu tarif etmek, kelimelere dökmek imkansızdır. Belki o duyguyu tarif edecek bir kelime daha türetilmemiş, belki de o duyguyu yalnızca siz yaşamış olduğunuz için diğer insanların anlaması mümkün değildir. İşte bu kitaptaki öykülerin okurda bıraktığı his de buna benzer bir his. Mesela do sesi, do notası, gerçekten de ölümü çağrıştıran bir ses, nota. Bilemiyorum, siren sesinden dolayı mı insana ölümü çağrıştırıyor; ama Ferit Edgü'nün bunu tespit ederek Do Sesi üzerine bir öykü yazması çok güzel. Ve inanın tarif edilemez. İnsanı bambaşka duygu diyarlarına sürükleyen cinsten...

Sel Yayıncılık'tan okuduğum kitabın arkasında, "‘Azla yetinmeyi bilen okur için bir okuma eylemi…" yazıyor. Gerçekten de kitabın içerisindeki öyküler birkaç kelimeyle oluşturulmuş kısacık öyküler. "Azla yetinme"den kasıt, kelime azlığıysa, evet öyküler az sayıda kelimelerle anlatılıyor. Ancak hissettirdikleri o kadar da az değil. Ferit Edgü, az sözle çok şey anlatmanın, birkaç kelimeyle yoğun bir duygu aktarımının en güzel örneklerinden birini sunmuş ve bana göre bu çabasında da başarılı olmuş.

Demek ki duyguları anlatmak için o kadar çok kelimeye, sayfalarca yazmaya, uzun uzun tariflere, tahlillere ihtiyaç yokmuş. Birkaç doğru kelimeyi doğru yerde kullanarak veya gerektiğinde susup ucu açık cümleler kurarak da duyguları okura aktarmak mümkünmüş.

Do Sesi'ndeki öyküleri "çerçeve öyküler" diye tabir etsek yanlış bir tabir kullanmış olmayız bence. Zira yazar, vermek istediği mesajı veya duyguyu birkaç cümle ile okurun önüne sunarak çerçevenin içerisini okurun doldurmasını amaçlamış. Tabii böyle bir tarza karşın, her öyküden, yazarın vermek istediği mesajı veya duyguyu almak pek kolay olmuyor. Bazen öyküyü okuduğunuzda hiçbir şey anlamamış olabiliyorsunuz. Sanırım bu kitaptaki öyküleri tam anlamıyla anlamak için iyi bir Ferit Edgü okuru olmak şart. Benim ise okuduğum ikinci Edgü eseri olduğu için, maalesef her öyküyü anladığımı sizlere söyleyemeyeceğim.

Ferit Edgü kaliteli bir yazar. Bu kitaptaki öyküleri ise, asla sıkmayan ve şiir tadında duygu yoğunluğu taşıyan öyküler. Eğer Do Sesi'nin size de ölümü çağrıştırdığını düşünüyor; ama bunu mantıklı bir gerekçeyle tarif edemiyorsanız, Ferit Edgü sizin yazarınız olabilir.
96 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Ferit Edgü' den hayatın içinden güzel bir öykü derlemesi. Bu kitabın bildiğimiz öykü kitaplarından bir farkı var: az anlatı ama büyük derinlik, tıpkı şiir gibi.
.
.
"Çünkü yaşam, kimi zaman bir do sesi kadar kısa, birkaç cümle kadar da uzun olabilir."
.
.
"Azla yetinmeyi bilen okur için bir okuma eylemi."
96 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Ferit Edgü'nün 2002 yılında basılan bu kitabı yazarın yazarlık tarihinden bağımsız düşünülebilir mi, bilmiyorum. Yazarın minimalist denilen bu öykülerde anlattıkları, gösterdikleri, düşündürdüklerini başka bir isimle okumuş olsak acaba ne kadar olumlu şeyler söyleyebilirdik? Kendi adıma hem olumlu, hem olumsuz şeyler düşündüm:

Kitap dört bölümden oluşuyor: Ölüm Öyküleri, Yaşam Öyküleri, Saçma Öyküler ve son olarak da bir uzun öykü olan (kitaba kıyasla elbette) Geçişler bölümü. Tahmin edebileceğimiz gibi; ilk bölümde yazarın minimalist tarzda, artık söylemeyi bırakmaya çalışan ya da en az söyleyerek anlatmaya çalıştığı şey ölümün kaçınılmazlığı ve bunun hepimizin hayatının bir parçası olduğu;ancak bir do sesi sanatın ölüm karşısında ne olduğunu da söylüyor .

İkinci bölümdeki ilk öykü -anlatı Dil, tek başına çok şey söylüyor, belki diğer kısa öyküleri gibi yazarın, ama sanki burada daha net, daha acıtıcı, daha politik.Çok beğendim. Bu ikinci bölümün anlatıları veya öyküleri bu sefer mücadeleye de bağlıyor olayı, ölmek kaçınılmaz ama sanki mücadele etmek de öyle gibi, ya da mücadele olmazsa zaten ölüsün gibi bir şey de söylüyor . Bazen Edgü'nün söylediklerini kavrayabiliyoruz, bazen elimizden sıyrılıveriyor. Bazı anlarda çok basit gelen bir anlatısı, bir sayfa veya anlatı sonrasında suçunu affettiriyor , çok daha güzel bir kısa öyküyle yola devam ediyoruz.

Kitabın üçüncü bölümü Saçma öykülerde artık tahmin edilebileceği gibi, daha rahat, imalar veya düşündürülenler daha uçuk veya daha geniş bir alana serpilmiş gibiler ve buralara sanki yazarın gerçek takipçileri adım atabilirmiş gibi.

Dördüncü bölüm olan Geçişler'de 1960 baharındayız; artık gerçek mi hayal mi benim bilmediğim bir edebiyat cennetinde gibiyiz: Beckett, Tanpınar ve daha nice sanatçı bu beş altı sayfalık öykünün içinde dolanıyorlar. Belki de Ferit Edgü onlara kendisinin de ait olduğu bir hayâl mekândan sesleniyor ve onları hayâl ediyor. Kitabın son cümlesi, eserin çeşitli yerlerine muğlak ya da belirgin yerleştirilmiş politik görüşün ve emelin de bir ilânı oluyor. Yoksa bu yazarların hepsi kitabın basıldığında ölmüş müydü? Ve böyle yaparak kitabı yine ölüm temasına, ama sanatla ölümsüzlüğün var olduğu tesellisine mi götürüyor bizi yazar?

Söylediğim gibi; bence bu eser gerçek bir Ferit Edgü okuruna hitap ediyor. Ben eseri yazarın Leş adlı toplu öyküler kitabından okudum. en başa en son yazdığı öyküler koyulmuş kitapta. Görünen o ki; Edgü zamanla daha az söylemeye başlamış, bunlar belki kolay bir biçimciliğin ötesine geçen ya da geçebilen çalışmalar olmuş olmalı. Yazarın edebi niteliğinin değerini de onu uzun zamandır okuyan ve bu konuda okuma deneyimi olan insanlar söylemeli.

Herkese iyi okumalar.
96 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Ferit Edgü'nün kısa öykülerinden oluşan ve yky tarafından yayımlanmış olan kitabı. Kitaptaki kısacık ve etkileyici öyküler; ölüm öyküleri, yaşam öyküleri, saçma öyküler ve geçişler adıyla dört başlığa ayrılmış.
96 syf.
·Puan vermedi
Kalemin, sözcüklerin gücünü gösteren azla yetinmeyi bilen okur için okuma eylemi. Büyük büyük hayatlar anlatan kısa öykülerden oluşan harika bir kitap.
96 syf.
·1 günde·8/10
eser ölüm öyküleri,yaşam öyküleri ,saçma öyküler ve geçişler olmak üzere dört bölümden oluşuyor. Ferit Edgü az sözle çok sey anlattığı bu eserinde birbirinden etkileyici ve oldukça düşündürücü öyküleriyle okura kısa bir ziyafet veriyor.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Tezer Özlü ile mektuplaşmaları, Tezer Özlü'nün Ferit Edgü'ye olan düşkünlüğü beni yazarı tekrar okumaya itti, söylemiştim. Do sesi, zannediyorum şu ana dek okuduğum en güzel kitabı. 92 sayfalık bu minik kitapta bir sürü öykü var, çoğunlukla birkaç cümlelik, neredeyse şiirsel ve yoğun öyküler bunlar. Temelde dört başlık altında toplanmışlar: Ölüm Öyküleri, Yaşam Öyküleri, Saçma Öyküler ve Geçişler.

Elinize aldığınızda bir çırpıda bitireceğinize şüphe yok fakat sürekli el altında bulundurmak da isteyebilirsiniz tekrar tekrar karıştırmak için. Ben Ferit Edgü'nün öteki kitaplarını da merak ediyorum, haydi bakalım, yeni bir yazar, yeni bir yolculuk, yihu!
96 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yazarın Do Sesi kitabı dört bölümden oluşur: Ölüm Öyküleri, Yaşam Öyküleri, Saçma Öyküler ve Geçişler.Ferit Edgü hikayelerini manzum tarzında yazdığı görülmektedir.Hikayeden çok kısa anlatımlar göze çarpaktadır.
96 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bu kitabın beni doyurduğunu söylesem yalan olur. Ferit Edgü'den okuduğum diğer minimal öykülerde daha somut, yerli yerinde anlık karekter ve mekanlar vardı. Ama bu kitaptaki minimal öykülerde sanki sadece sözcükler varmış gibi geldi bana. Sözcüklerin kafamda oluşturduğu veya oluşturamadığı resimlerden dolayı sanırım pek ısınamadım. Aslında bir diğer problemi de okuyup bitirdikten sonra sadece sözcüklerin sihrini ve her sesin bir anlamı, bir çağrışımını anlatmak istediğini kavrıyorsunuz. Ama öykülerdeki karekterler o kadar yabancı ve uzak geliyor ki inanmak gelmiyor içinizden. Benim açımdan garip bir kitap oldu. Sanırım biraz daha alışmam gerek bu minimal öyküye. İyi günler...
96 syf.
·1 günde·3/10
O günlerde sık sık izleniyordum.
Bıktım.
Ben de beni izleyenleri izlemeye başladım.
Böylece onlarla aramda bir eşitlik doğdu:
Onlar da, ben de hem izleyen, hem izlenen olduk.

Tarzında saçma sapan, zorlama kısa yazılardan oluşan kitabı anlamakta güçlük çektim. Yukarıda yazılan paragrafı anaokuluna giden biri de yazabilir. Bazen yazarların gerçekten saçmaladığını düşünüyorum. Bu kitap da Ferit Edgü’nün saçma hikayelerden oluşturduğu kitabı olarak hafızama kazındı.
Hayatta önemli olan nedir biliyor musun? deyip rakısından bir yudum yuvarladı.
Bilmiyorum, deyip, ben de rakımı yudumladım.
Doğrusunu istersen, ben de bilmiyorum, dedi.
İlkin rakısından, sonra suyundan bir yudum aldı.
Haklısın, dedim. Ben de rakımdan, sonra suyumdan bir yudum aldım. Hem de çok haklısın, diye ekledim.
Sonra, ince dudaklarında, ölümcül bir gülümseme, yeniden yumuyor gözlerini.
Kadın, geldiği gibi, ayaklarının ucuna basa basa dönüp ardına bakmadan çıkıyor odadan.
Gülümsüyor. Ölümü gördüm işte, diyor. Sonra bir
kahkaha atıyor koridoru çınlatan: Ama nasıl da
kaçtı Do sesinden. Bir daha semtime uğrayamaz artık.
Ferit Edgü
Sayfa 11 - Sel Yayıncılık
Benim bir yabancı olduğumu ve öykülerimi bu
yabancı dilde yazdığımı ilk kez size açıklıyorum,
dedi.
Ama bunu herkes biliyor, dedim. Sizlerin yazılı bir
diliniz yoktu. Dolayısıyla anadilinizde yazamazdınız.
Yazmak için bir dil seçmeniz gerekti. Bu, sizleri
hor gören insanların diliydi. Siz de onların diliyle
onları hor gören öyküler yazdınız. Ortak dil denilen
bu olsa gerek. Her ne kadar, ortak bir dil diye
bir şey yoksa da.
Ferit Edgü
Sayfa 35 - Sel Yayıncılık
Durumu özetlemek için kendisine sordum:
Bunca zaman sonra kendini nasıl duyuyorsun?
Özet olarak, aldanmış ve aldatmış olarak, dedi.
Ferit Edgü
Sayfa 36 - Sel Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Do Sesi
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755706993
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Do Sesi
Do Sesi
Öykü, eğer yaşamın içinden çıkıyorsa, uzun ya da kısa olmasının hiçbir önemi yok. Çünkü yaşam, kimi zaman bir do sesi kadar kısa, birkaç cümle kadar da uzun olabilir.
Do Sesi'nde Ferit Edgü, az sözle çok şey anlatmanın, anlatıda tutumluluğun, etkinin yoğunlaştırılarak aktarımının en güzel örneklerinden birini daha sergiliyor.
Azla yetinmeyi bilen okur için bir okuma eylemi...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 142 okur

  • mehmet yıldırım
  • brandy
  • Ali Erkin ACIR
  • Sena Yorulmaz
  • Idil Beril ERTUNÇ
  • Tuğçe Coşkun
  • Deniz
  • Yasemin Yıldızkaya
  • Fatoş
  • MARCHMELO ▪▪▪

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.6
14-17 Yaş
%3.6
18-24 Yaş
%17.9
25-34 Yaş
%46.4
35-44 Yaş
%17.9
45-54 Yaş
%10.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71.1
Erkek
%28.9

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.3 (4)
9
%25 (7)
8
%28.6 (8)
7
%17.9 (5)
6
%3.6 (1)
5
%0
4
%0
3
%3.6 (1)
2
%0
1
%0