Puan vermedi·336 syf.··
2026 421. kitabı
Mucize (Wonder), Amerikalı yazar R. J. Palacio’nun kaleme aldığı, yayımlandığı andan itibaren tüm dünyada milyonlarca kalbe dokunan ve sinemaya da uyarlanan, empati, nezaket ve kabul görme üzerine yazılmış sıcacık bir modern başyapıttır. Romanın merkezinde, "Treacher Collins sendromu" adı verilen nadir bir genetik hastalık nedeniyle yüzünde ciddi deformasyonlarla doğan 10 yaşındaki August (Auggie) Pullman yer alır. Auggie, geçirdiği onlarca ameliyata rağmen akranlarından çok farklı bir yüze sahiptir. O güne kadar annesi tarafından evde eğitilen Auggie için hayatının en büyük dönüm noktası, Beecher Ortaokulu’nda 5. sınıfa başlayacak olmasıdır. Sıradan bir çocuk gibi dondurma yemeyi, Star Wars izlemeyi ve Xbox oynamayı seven Auggie, şimdi dış dünyanın sert bakışlarıyla, fısıltılarla ve akran zorbalığıyla yüzleşmek zorundadır. Kitabın en güçlü yönü, sadece Auggie'nin değil; ablası Via'nın, okulda edindiği dostları Jack ve Summer'ın da bakış açılarından anlatılmasıdır. Bu çoklu anlatım tarzı, okuyucuya bir durumun farklı insanlar üzerinde yarattığı duygusal dalgalanmaları muazzam bir derinlikle gösterir. Palacio, duygu sömürüsüne asla kaçmadan, esprili, samimi ve sürükleyici bir dille insanları dış görünüşlerine göre yargılamamanın önemini anlatır. Mucize; her yaştan okura hitap eden, dünyayı daha güzel bir yer yapmak için ihtiyacımız olan tek şeyin "nezaket" olduğunu hatırlatan, hem ağlatan hem de yüz güldüren, ilham verici bir cesaret ve dostluk hikayesidir.
MucizeR. J. Palacio · Pegasus Yayınları · 201615,6bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
Bu kitabı okumak sarsıcı ve etkileyici oldu benim için. İçindeki iki kadını da, acılarını da, umutlarını da,umutsuzluklarını da sanki tanıyor gibiydim. Melal ve Sadberk'in hikayesini öyle vurucu bir şekilde yazmış ki Funda hanım, iki hikayeyi de okur rahatlıkla içselleştirebiliyor. Melal ve Sadberk hayatları bir şekilde kesişen iki kadın. Ne yazık ki ikisinin de ortak noktası narsist bir eş ile evli olmaları. İkisinin de evlenmeden önce yaşadıkları mutlulukları ve evlendikten sonra adım adım gelen acıları anlatılıyor. Ve tüm bunlar anlatılırken, özellikle Melal'in göz göre göre, böyle bir hayatı seçtiğine bile kızamıyorsunuz. Altında yatan nedenleri okuyunca hak bile veriyorsunuz. Ama sonra? Herkesin bir dayanma sınırı vardır, sonrasında Melal bu azaptan kurtulacak mı dersiniz? İki kadının birbirine olan desteği aslında bu süreçlerde bunun ne kadar önemli olduğunu bizlere gösteriyor. Kartal ve Güneş'in hikayesi ise sizi bu hikayeden alıp bambaşka yerlere sürüklüyor. Karı-koca psikiyatrist olan bu çiftin, kendi dertlerine derman olmak için yaşadıkları şeyler ise hepimize örnek olacak türden. Kitabı çok beğendim. Öyle bir yerde bitti ki, hiç beklemiyordum ve öylece kitaba bakakaldım. Şimdi ikinci kitabı da okuyacağım ve bu iki kadın için farklı hayallerim var. Umuyorum ki devamı güzel bitecek bu hikayenin. Bir de o kadar çok alıntı ki var not aldığım. Bunları da 1k hesabımdan okuyabilirsiniz. Her biri pek kıymetli. Size soruyorum, narsist bir eş gerçekten değişir mi? Keyifli okumalar dilerim...
1000Kitap
Kocam Bir NarsistFunda Uçuk Er · Hayy Kitap · 2025420 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·256 syf.··
2026 180. kitabı
Nisa #okudumbitti Bazı kitaplar yalnızca bir hayatı anlatmaz; pek çok kadının sustuğu, içine attığı ve tek başına aşmaya çalıştığı şeylere de ses olur. Nisa benim için tam olarak böyle bir romandı. Sivas’ın Pusat köyünde başlayan ve İstanbul’un birbirinden bambaşka semtlerine uzanan bu hikâyede, Hayrünnisa’nın yıllar içindeki değişimine tanıklık ediyoruz. Daha on üç yaşındayken adındaki yükü sıyırıp kendine “Nisa” diyen bu güçlü karakter; ailesinin, toplumun ve evliliğin ona çizdiği sınırların içinde kaybolmamaya çalışıyor. Hayat onu defalarca yoruyor, yaralıyor, hatta zaman zaman karanlığın tam ortasında bırakıyor. Ama Nisa’nın içinde, ne olursa olsun yeniden doğrulmasını sağlayan çok güçlü bir yaşama inadı var. Okurken en çok etkilendiğim şey, Nisa’nın başına gelenler karşısında yalnızca acıya tutunmaması oldu. Her düştüğünde kendine “Peki şimdi ne yapabilirim?” diye sorarak yoluna devam etmesi, romanın ruhunu oluşturan en kıymetli ayrıntılardan biriydi. Çünkü bazen hayatı değiştiren şey büyük cevaplar değil, insanın kendisine sormaya cesaret ettiği doğru bir soru oluyor. Kendi söküğünü dikerek başlayan yolculuğunun “Hırka Ören Kadınlar” atölyesine dönüşmesi ise beni ayrıca duygulandırdı. Bir ipliğin başka bir iplikle birleşmesi gibi, yalnız bırakılmış kadınların da birbirlerine güç vererek yeniden hayata karışmaları çok güzel anlatılmıştı. Nisa yalnızca kendini ayağa kaldırmıyor; elini başka kadınlara da uzatıyor. Romanda anneliğin gücü, baba sevgisinin bir kız çocuğunun ruhunda bıraktığı iz, kardeşlik, dostluk, ekonomik özgürlük ve kadın olmanın görünmeyen yükleri çok samimi bir şekilde işlenmiş. Bazı sayfalarda içim ağırlaştı, bazı sayfalarda ise Nisa’nın direncine hayran kaldım. Acının içinden umudu çıkaran, yaralarını saklamak yerine onlardan yeni bir hayat
NisaFiliz Aygündüz · Doğan Kitap · 20269 okunma
Ruha sifa derler ya hani :-))
10/10
·1409 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
372 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 20:46
Esselamualeykum,benim icin ifadesi anlatmasi oldukca zor bir eser.. Haddim degil diye dusunuyorum bu derya deniz bir esere inceleme yazmak.. lakin bu guzelligin bende biraktiklarini paylasmadan edemeyecegim…Yaklaşık iki sene önce Mektûbât-ı Rabbânî ile tanıştım. İlk başlarda okumakta çok zorlandım. Konular ve kullanılan ifadeler bana ağır geliyordu. Hatta çoğu zaman okuduklarımı tam olarak anlayamadığımı hissediyordum. Buna rağmen okumaya devam ettim. Sohbetler dinledim, notlar aldım ve anlamadığım yerleri tekrar tekrar okumaya çalıştım. Mektûbât hakkında kendi adıma şunu söyleyebilirim: Ne kadar okusak da tamamını hakkıyla anlayabileceğimizi sanmıyorum.Bazı bölümleri defalarca okumama rağmen hâlâ tam kavrayamadığım yerler oluyor. Ama ilginç olan şu ki, anlamakta zorlandığım zamanlarda bile o satırların ruhuma bıraktığı etkiyi hissedebiliyorum. Zamanla bu eserin neden bu kadar kıymetli görüldüğünü daha iyi anlamaya başladım. İmam-ı Rabbânî Hazretleri’nin mektupları; Ehl-i Sünnet anlayışını, iman esaslarını, sahabenin kıymetini, mezheplerin önemini ve tasavvufun din içindeki yerini çok farklı bir bakış açısıyla ele alıyor. Benim için özellikle günümüzün kafa karıştıran meseleleri karşısında sağlam bir ölçü oldu. Birçok konuda bakış açımı netleştirdi ve inandığım değerleri daha bilinçli şekilde anlamama yardımcı oldu. Ashâb-ı Kirâm’a bakıştan mezheplerin önemine, Ehl-i Sünnet’in temel esaslarından tasavvufun yer ve sınırlarına kadar birçok konuda ufkumu açtı. Eserde; akaid, tasavvuf, nefis terbiyesi, zikir, ihlâs, sünnete bağlılık, sahabenin fazileti, mezheplerin önemi, şeriat ve tasavvuf ilişkisi gibi birçok konu mektuplar üzerinden ele alınıyor. Bu yönüyle sadece bir tasavvuf kitabı değil, aynı zamanda insanın inancını ve bakış açısını şekillendiren
Mektubatı Rabbani Tercümesi (2 Cilt Takım)İmam-ı Rabbânî · İhvan Yayınevi · 2024656 okunma
Puan vermedi
"Kitabı kapağına göre yargılamayın" sözünün ne kadar doğru olduğunu acı bir deneyimle öğrenmiş bulunmaktayım. Kitapçıda sırf o rüya gibi, cezbedici kapak tasarımına aldanıp büyük umutlarla aldığım bu eser, maalesef elimden düşüremediğim değil, bitirmek için kendimi fena halde zorladığım bir zaman hırsızına dönüştü. Kitabın en büyük problemi, okuyucuyu sürekli bir belirsizliğin içine fırlatması. Tam "Galiba konuyu yakaladım, güzel bir yere gidiyor" dediğiniz anda, yazar daldan dala atlıyor ve kendinizi bambaşka, kopuk bir sayfanın içinde buluyorsunuz. "Az önce konu bu değil miydi, şimdi neredeyiz?" sorusu kitabın sonuna kadar kafamı kurcalayıp durdu. Anlatımdaki bu aşırı dağınıklık, ne yazık ki okuma keyfini tamamen baltalıyor ve kurguyu anlamsızlaştırıyor.
Marvellous Ways'in Bir YılıSarah Winman · Yabancı Yayınları · 202213 okunma
4/10
·416 syf.·
2026 110. kitabı
Kitabı ikinci okuyuşum, ilk çıktığı zaman orijinalden okumuştum ve yarısından sonrası benim için sınıfta kalmış bir kitap olmasına rağmen ortalama bulmuştum. Şimdi çeviri haliyle yeniden okumak istedim ve kaçırdığım bazı şeyleri yakaladım. Ki bu da sevdiğim anlamına gelmiyor maalesef daha da kötü buldum. Kendi turu içerisinde kitabı kesinlikle yargılıyor bu açıdan baktığımda da bir çok şey çok yarım ve eksik kalmış yani kitap iki karakterin arasındaki o çekime o duyguya yönelmiş bu arada da askeri olaylara çok güzel vermiş ama gerçekten çok eksik. Kitabın sadece askeri kısmını beğendim çünkü çok gerçekçi ve gerçekten dahil oldukları o ölüm gruplarına dair gayet güzel ve gerçekçi işlenmiş gerçekten ölüm görevine gidiyorlar gerçekten hiçbir acımaları yok bu açıdan baktığımızda evet yazar bunu güzel işlemiş ama karakterler arasındaki o duyguya geldiğimizde hem bu ölüm gruplarına dahil olan kişilerin artık duygusuz olduğunu belirtmek isterken birbirlerine olan karşı çekimlerinden dolayı da bir şeyler oluyor gibi görünüyor ama yani bazı şeyler gerçekten çok gereksizdi ne gerek vardı buna yani Bunny‘nin Eren’le yaşadıkları ne manaydı yani böyle bir şeyin gereği var mıydı? Sonrasında bonusla olanlar bence çok absürttü çok yarımdı ve kesinlikle kitabın sonu patlakdan ibaretti yani ne yazacağını bilememiş yazar zaman atlaması yapmış ve her şeyi bir anda bitirmiş ama oraya geldiği noktada çok saçmaydı yani kadın halinden memnundu onunla da olurdu onsuz da olurdu çok eksik kalmış. Çok güzel pazarlanmış bir kitap çizimler gerçekten çok güzel ama bu reklamın ve bu balonun hakkını vermiyor okuduğunuzla balon çok hızlı sönüyor.
1000Kitap
Beni Geride BırakK. M. Moronova · Pukka Yayınları · 2025491 okunma