Nerdeee o eski Anadolu...
8/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2025 01:44
"Mavi Yolculuk" un isim anası Azra Erhat. Türkiye'de turizm "t" sini anlatıyor. Bakir koylar, tarihi yerler, tekneyle yapılan güzel yolculuklar, keşifler. Şimdilerde moda olan "Yavaş yaşam-şehir" kavramının gerçek olduğu 50 ler 60 lar. Azra Erhat bu günleri görseyde sevinirmiydi üzülürmüydü bilemedim. Turizm geliri turist sayısı artmış ama bütün koylar talan edilmiş.
Mavi AnadoluAzra Erhat · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2018380 okunma
Erkeğin Gözünden Erkeğe Erkekçe Bakış
Puan vermedi·247 syf.··
2025 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2025 18:50
Eşcinsel Erkekler Yirmi Beş Tanıklık... 25 erkeğin gözünden eşcinsel erkekler nasılmış hep birlikte bakalım.... Öncelikle eşcinsel erkekler hakkında hiçbir şey bilmediğimi farkettim... Bunun en büyük sebebi küçükken televizyon, yakın çevrede örnek figürün olmaması ve şimdilerde sosyal medya. Sanılanın ve benimde bildiğimin aksine eşcinseller feminen olmaktan ve öyle algılanmasından hoşlanmıyorlar... Eskiden Bülent Ersoy, Zeki Müren ve Fatih Ürek gibi daha çok kadınsı görünmeyi tercih eden tipleri eşcinsel sanıyordum ama şimdi Ülkü ocaklarındaki ağır abilerin gerçek eşcinsellere daha çok benzediğini anladım... Bu saydığım isimler aslında transeksüel yani atanmış cinsiyetine ait hissetmeyenler... Eşcinsellik eşittir bıyık, aşırı iyi giyinme, neşeli tavırlar... Kendi aralarında bile hiyerarşi var... Feminen olanlardan ve hele en sevmedikleri travestilerle karıştırılmaktan hoşlanmıyorlar... Sokakta asla eşcinsel diyemeyeceğim tiplerin gay olma ihtimali çok yüksek... Resmen durduk yere yeni travmalarım oldu... En iyisi büyük diva Mükremin'in dediği gibi erkekler uzak dursun benden... En nefret ettiğim eşcinseller, kimlikleri deşifre olmasın diye kadınları kullanıp evlenen, çocuk sahibi olan ve buna rağmen hâlâ erkeklerle görüşmeye devam eden tipler... Bilmeden böyle ucubelerle evlenip hayatı kararan evli ablalara Allah önce sabır sonra para versin, koca olamayan o kocaların da Allah belalarını versin... Nasıl ki her kadın ve erkeği sevmiyoruz her eşcinseli de sevmek zorunda değiliz, kimileri bunu homofobik bulabilir. Eğitim fakültesinde bir hocamız çocukların olası sorularına şöyle cevap vermemizi istemişti: yaşam haklarına saygılıyız ama yönelimlerini benimsemiyoruz. Ben de bu görüşe yakın duruyorum... Söyleşi yapılan bireyler okumuş, kültürlü ve hali vakti
1000k
Eşcinsel Erkekler Yirmi Beş TanıklıkMurat Hocaoğlu · Metis Yayınları · 200215 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hayranlık ve Kararsızlık
8/10
·208 syf.··
2025 26. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2025 12:19
Kitapda çok güzel cümleler ve düşünceler var, bence herkesin okumalı olduğu düşünceler, özellikle de kadınların. Yazarın birey olarak gelişmesi bölümler boyunca anlaşılıyor ve yazar sonunda kendini kadın ve birey olarak seviyor. Kitap 2014'de yazılmış, dolayısıyla birçok fikir çok tanıdık geliyor. Her okuduğumda 'allah allah ben bunu bi yerde duydum galiba' diyordum. Belki kitap ilk yayımlandığında okusaydım daha anlamlı gelebilirdi. Şiir hiç sevmem, biraz katlandım gibi oldu, ama zaten tam olarak 47 dakikamı aldı okumak, büyük bir kayıp değil dolayısıyla. Bence kitaplıkta hep durmalı ve random bir zamanda herhangi bir sayfasında insanın kendisini bulacağı bir kitap. Ama bunun için kitap alınır mı onu bilemiyorum. Yani nerdeyse aynı fikirleri ChatGPT de söylüyor şimdilerde. Yazaraysa hayran kaldığım söylenebilir. Gerçekten çok güçlü bir kadın okuduğum ve araştırdığım kadarıyla.
2024 Okuma Raporları
Süt ve BalRupi Kaur · Pegasus Yayınları · 20179,7bin okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2024 129. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2024 12:22
#salkımsokakno3 -İCLAL AYDIN "Her şeye güldüğümüz mutlu yıllardı. Biz çocuktuk çünkü. Biz çocuktuk, anne babalarımız da gençti..." Hepimiz çocuktuk. Çocukken yaşadıklarımız, o masumiyet o sıcacık mahalleler, komşuluk ilişkileri eskiden daha samimiydi, sıcaktı, gerçekti… Coğrafyanın neresinde olursak olalım her milletden, her dinden insanlarla iç içeydi yaşam. Bunu da asla yadırgamaz aksine bir aile gibi yaşayıp giderdik. Kürdü, türkü, çerkezi, lazı, göçmeni, tek millet gibiydik. Kimse kimseyi kategorize etmez, aksine herkes birbirnden bişiler kapar gül gibi geçinip giderdi. İşte bu hikaye o günlere götürüyor insanı. Hikayedeki gibi bir İzmir değil de belki Eskişehir, ama tamda böyleydi mahallemiz. Sokaklarda çocuk sesleri eksik olmazdı. Anneler babalar hep bir arada olurdu. Düğünler, cenazeler özel anlar bir aile gibi hep birlikte kutlanırdı. Şimdilerde nerdeee böyle ilişkiler. 8 senedir yaşadığım apartmanda bir merhaba demişliğimiz yok bazı komşugillerle. O derece uzaklaştı insanlar birbirinden, bir selam dahi vermekten. O nedenle bu kitap ruhuma şifa gibi geldi, eski bir albümü açıp hatıraları yâdetmek gibiydi. Babası polis olan Mert’in İzmir’e tayinlerinin çıkmasıyla hikayeye adım atıyoruz. Bir göçmen mahallesine yerleşiyorlar. Her kültürden insanın iç içe olduğu bu mahallede Boşnak göçmeni Şakir Dede ve ailesi, Mert ve ailesi, güzelliği dillere destan, elinin lezzetiyle nice güzel yemeklerle karşılayan Amina abla her bir karakter insanın içine işliyor. Çocukluklarından erişkinliklerine kadar yaşadıkları mutluluklara, hüzünlere, kayıplara tanık oluyoruz. Kah gülüyor kah hüzünle okuyoruz sayfaları. Hikaye öyle güzel öyle sıcak ve samimi ki detaylara girmiyorum bu duygu yoğunluğu ile okumanız gerekiyor. Yıllar sonra yeniden İyiki okudum dedim iyiki…
Salkım Sokak No:3İclal Aydın · Artemis Yayınları · 02,538 okunma
Kolay para ve saygınlık
Puan vermedi·177 syf.··
2024 3. kitabı
Kolay yoldan para ve saygınlık kazanmanın anlatıldığı bir kitapla karşıkarşıyayız.Emek harcamadan ve yorulmadan toplum nazarında üstünlük elde etmek günümüz insanının da kaygısı haline gelmiş durumda.usta yazar o tarihlerde çalışmadan emek harcamadan para kazanmayı çok güzel bir şekilde eleştirmiş.günümüzü insanlarında da bu kolay ve zahmetsiz para kazanıp insanlar nazarında itibar sahibi olmayı istemesi ve bu durumun toplum tarafından nerdeyse kanıksanması çok ilginç.muhtemelen kitabın yazıldığı dönemde de buna benzer bir durum söz konusu idi.şimdilerde absurd denilecek nedenlere sosyal medya üzerinden milyonlara sahip emeksiz insanlar türedi ve bu durum hiç kimsenin dikkatini de çekmiyor.Artık bizede normal geldi.Kitabı bu gözle okumanızı tavsiye ediyorum..
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,5bin okunma
Düşmanlarınızı sevin.
Puan vermedi
Bir insan portresi getirin gözünüzün önüne 1515 yılından bu yana geçen yaklaşık 500 yılda ne değişti Erasmus? Tatlı Gelir Yaşamayana Savaş. Erasmus'tan Yazgı'ya,, kalemimiz bugünün eleştirisi, yarının geleceği, dünün getirilerini barındırıyor içinde. (4 bölümden oluşan öznel bir inceleme kaynaklar incilden alınacaktır.) "Acemi erin savaş istemesine pek itibar etmeyin; çünkü savaş, onu yaşamamış olanlara tatlı gelir." İnsanlığın savaşı o dönemin mızrağı şimdilerin teknolojisi. O dönemin yoksulluğu şimdiki cahiliyet. (Cahiliye devrine değinmek için kullandım bu kelimeyi.) Teke tek karşılaştırmalar bir yana kalemimi dini eleştiriler ve cahil insanlar için sivrilttim. Her bir kelimem cani bir ima, dini övgülerin yergisi, gerçeklerin tokadı olacak. Tüm bu vahşi iç güdülerine bağlı insanların -soylu sayılan kralların- bile en aşağılık acılara layık olduğunu pekâlâ hepimiz biliyoruz. İlk bölüm Erasmus'un tecrübelerin ve kararların insanlığı ne yönden etkilediği hakkındaydı verdiği örnek toy bir gencin ve bilgin bir yaşlının zıtlığından doğan sonuçlar üzerinedir. Gözüpek kararlı bir gencin deli akan kanıyla aldığı kararlar belki bir halkın belki bir hükümdarlığın sonunu getirmeyeceği ne mâlumdu işte tam burada devreye giriyor çatışma. Erasmus kitapta yaşlı ve tecrübeli insanların karar vermekteki sakıncaları yüzünden korkak oldukları algısına değinmiştir. Bu korku oldukça yerinde, bilinmeyenden korkar insan. Kimse sonunu bilmediği bir karanlığa bile isteye yürümek istemez. Bir savaşta kazanan olmaz, yoktur onca can kaybı ve her iki tarafı da ciddi zararlara uğratır. Mecburiyet (Stefan Zweig) eseri savaş zorunluluğunu anlatır. "Nasıl bir mecburiyet onu da benim gibi sıcak yatağından sabahın ışığına çıkardı acaba? Bana mı geliyor, benden ne istiyor?" Gelen
Tatlı Gelir Yaşamayana SavaşDesiderius Erasmus · Can Yayınları · 20201,157 okunma