Yeğenim henüz iki yaşında, adı Muhammed. Parka doğru yol alıyoruz. Ailenin ilk torunudur kendisi. Bir dediği iki edilmiyor haliyle. Parkta oynayan çocuklar görüyoruz. Hallerine bakınca Suriyeli ya da
"Yemin ederim ki aklımda... fakat... bilmem, havalar..."
Suat gülerek Süreyya'ya döndü, "Zavallı hava," dedi, "bereket versin ki o var, olmasa nice şeyler bahanesiz kalacaklardı, yazın çok sıcak, kışın çok soğuk olmasa neler geri kalmayacaktı değil mi? Şimdi sonbahar, havanın ne kabahati var? Fakat kendi kabahatlerimizi, haksızlıklarımızı ondan başka neye yükletmetli! "
Sayfa 225 - Can Yayınları (Açıklamalı Orijinal Metin)·Kitabı okudu