Puan vermedi·779 syf.··
2026 25. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 18:28
Budala, okuyucuya yalnızca "budala" bir adamın öyküsünü sunmakla kalmaz; özüne inildiğinde 19. yüzyıl insanına batılılaşma ve modernleşme üzerinden çarpıcı mesajlar verir. Bu dönemde Rusya, Batı Avrupa etkisinde kalmış, toplum yapısı hızla değişmiş; modernleşme, sanayileşme ve kentleşme gibi sorunlarla toplumsal düzen sarsılmıştır. Romanda bu dönüşümün etkileri açıkça görülmektedir. Karakterlerin çoğu toplumdaki konumlarını yükseltme, maddi kazanç elde etme veya sosyal statülerini koruma çabası içerisindedir. Dostoyevski, bu durumun insan ilişkilerini samimiyetten uzaklaştırdığını ve bireyleri çıkar odaklı bir yaşam anlayışına sürüklediğini gösterir. Modernleşmeyle birlikte insanların manevi değerlerden uzaklaşması, romandaki birçok trajedinin de temel nedenlerinden biri olarak sunulur. Romanın başkarakteri Prens Mışkin ise bu dünyanın karşısında duran bir simge konumundadır. O, insanları maddi durumlarına göre değerlendirmez; her zaman sevgisi, saygısı, affediciliği ve merhametiyle ön plandadır. Böylesi bir dünyada herkesten farklı özelliklere sahip olmak, çevresi tarafından anlaşılamamasına ve bir "budala" olarak görülmesine neden olur. Bu durum, modern toplumun ahlaki değerlerden ne kadar uzaklaştığını açıkça yansıtmaktadır. Kapitalizm Kıskacında İnsan İlişkileri ve Metalaşma Kapitalizmin temel özelliklerinden biri, ekonomik çıkarın toplumsal ilişkiler üzerinde belirleyici hale gelmesidir. Budala romanında da birçok karakterin davranışı ekonomik kaygılarla şekillenmektedir. Özellikle Gavrila Ardalionoviç İvolgin (Ganya) karakteri bu durumun en belirgin örneğidir. Ganya, Nastasya Filippovna ile evlenmek istemektedir; ancak bu isteğin temelinde sevgi değil, ekonomik kazanç ve sosyal yükselme arzusu yatar. Bu durum, evlilik kurumunun bile ekonomik hesapların bir
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma
7/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2026 20:23
Bulgakov’un bu sıradışı eserinin, yakından tanıdığımız diğer Rus yazarların eserlerinden çok daha farklı olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum. Sovyet Rusya dönemine dair sert eleştiriler içeren kitap, masalsı, olağanüstü karakter ve olayların yanında, bildiğimiz hayata dair de kısımlar içeriyor. Hem dönemin yönetimini hem insanların zaaf ve kusurlarını, sert ve alaycı bir üslupla eleştirmiş Bulgakov. Kitapta; biri yazıldığı dönemde geçen, diğeri Hz İsa’nın son dönemleri diyebileceğimiz dönemde geçen iki ayrı hikaye, ustalıkla iç içe geçmiş bir halde anlatılıyor. Her ikisinde de insan karakterinin çürümüş kısımları, şeytanın çok basit oyunlarıyla açığa çıkıyor. Woland kılığındaki şeytan, doğaüstü davranışları olan kedisi ve yardımcıları, insanların bencillik ve karakter zayıflıklarıyla dalga geçerek, insanın gerçek yüzünü öyle güzel tasvir etmiş ki. Tüm okurlar gibi bana da Faust havası veren ama burada şeytana ruhunu ‘satan’ tek bir insan değil, bir toplum belki de insanlığın hepsini görüyoruz. Anladığım kadarıyla bile, yönetime ve halka fazlasıyla sert bir şekilde bir eleştiri hatta dalga geçme söz konusu. Uzun yıllar yönetim tarafında sansüre uğramış olma nedeni de bu cesur üslubu olsa gerek. Bunun yanında anlaşılmayan çok fazla simge olduğunu da tahmin ediyorum. Siyasi bir eleştiri, toplumsal bir eleştiri, dürüstlük, arkadaşlık ve aşk içeren çok zengin bir eser. Bazı kısımlar belki anlaşılamadığından sıkıcı gelse de genel anlamda beğendiğim ve okuma hazineme bambaşka bir tat bırakan bir eser oldu. Tavsiye ediyorum.
Usta ve MargaritaMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi
Kitap Yorumu: Ihtilal 3 - Zerda / Binnur Şafak Nigiz Özet Herkes Zeliha ve Gurur'un ayrıldığını düşünmeliydi... çünkü bazı gerçeklerin ortaya çıkması gerekiyordu. Emsal'in Gurur'u psikolojik olarak yıkmak için kurduğu planlar, beklemediği bir anda Gurur'un zekâsıyla tersine döner ve tüm oyun onun üzerine patlar. Ama asıl kırılma noktası, Emsal'in maskesinin düşmesi değil; kendini iyi biri gibi gösterirken en büyük darbenin taptığı kızı Eylül'den gelmesi oldu. Eylül, bir gecede büyümek zorunda kaldı. Taşıması gereken gerçekler ağırdır... ve bu yüzleşmede yanında Eymen vardır. Emsal'in ardından gelen olaylar zincirinde en büyük yıkımı yaşayanlardan biri Yener oldu. Hayatı askerlik olan bir adam için, artık göreve devam edemeyeceği kararı verildi. Yener'in toparlanması kolay olmadı elbette. Bu süreçte Simge ile arasındaki bağ ve Alaşafak Timi'nin Yener için görevlerinden vazgeçme kararı, en gurur verici anlardan biriydi bence. Cenan ve Muşta arasında geçmişe dair konuşmalar ve yakınlaşmalar olsa da, ikisinin de hâlâ cevaplaması gereken çok şey var. Adnan ve Çolpan, Ecevit ve Ayça, Adnan ve Nihal, Mehtap ve Girdap... her bir ilişki, hem yakınlaşma hem de içsel çatışmalarla sınanmaya devam ediyor. Her birinin hikayesi için ayrıca merakla bekliyorum favım kesinlikle Adnan ve Çolpan / Ecevit ve Ayça • Yorum Betimlemesi yüksek bir seri olmasına rağmen bu kadar akıcı olması ve benim B12'm düşükken bile karakterleri, olayları bu kadar net hatırlayacak kadar bağımlı hale gelmem... gerçekten şaşırtıcı. Șu an 4. kitabı bitirdim ama 5'i bekleyecek sabrım yok. O yüzden 4'ü bile yavaş yavaş okuyorum ki bitmesin. Bu beni bağımlı yapar mı ?
İhtilal 3 - ZerdaBinnur Şafak Nigiz · Dokuz Yayınları · 2025391 okunma
Puan vermedi·124 syf.··
2026 109. kitabı
Artık belli bir yaşa gelmiş, yalnızlığı zorunlu bir tercih haline getirmiş, Karayipler’de sakin bir yaşam süren anlatıcı, kitabın henüz başlarında zaten o muhteşem betimlemesi ile zihninizde bir sakinlik yaratıyor. Evinin balkonunda kendinizi zihninizin içerisinde manzaraya karşı çay içerken bulabilirsiniz. Tabii ki sadık köpeğiyle birlikte. Biraz kendisini biraz etrafındakileri anlatarak başlıyor. Yer yer komşularını tanıtıyor. Öyle cümleler var ki doğanın ortasında buluyorsunuz kendinizi. Okurken o sakinligi içimde hissettim. Kuşları yerinde izlemek ne demekse anlatıcı tam da bunu yapıyor. Kuşları yerinde izlemeye gidiyor. Bunun için çok büyük bir dağa tırmanması gerekecek de olsa belirli aralıklarla bunu yapıyor. Büyük Dağ, adı üzerinde adının en yüksek zirvesi. Kendisi bunu hiç gerçekleştirmemiş olsa da kat ettiği yol önemli. Çünkü anlatıcı yarı yolda durur, kuşların yaptığı gösterileri izler. Kulağa ne kadar hoş geliyor. Bizler ise çoğu zaman gündelik yaşamımızda başımızı kaldırıp gökyüzüne bakmıyoruz bile. Gerçi onun için doğaya ait bir simge olan kuşların int&harı da oldukça ilginç. Okurken ben de kendimce nedenler düşündüm. Anlatıcı dağın eteklerine doğru yol almaya başladığında, satır aralarında sanki siz de kendisine eşlik ediyorsunuz. Her an bir akrep ya da bir baykuşla karşılaşabilirsiniz. Karayipler’de evinizin balkonunda geceden sabaha kadar otursanız, neler geçerdi aklınızdan bilmiyorum ama kitaptaki anlatıcı yaşama dair iç sesini döküyor satır aralarına. Kitaplarıyla, köpekleriyle ve yaşamına dair anıları yük ederek anlatıyor sakince. Yaşamın birçok halini yorumluyor bir yerde.
Sabahın KükreyişiTip Marugg · İdeal Kültür Yayıncılık · 202527 okunma
7/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Dorian Gray'in Portresi, elime aldığım ilk andan itibaren o eşsiz ve farklı konusuyla beni büyülemişti. Ancak, ne yazık ki okuma deneyimim beklentilerimin biraz altında kaldı. Zaman geçişlerinin yeterince net olmaması, hikayenin neresinde olduğunuzu anlamayı zorlaştırıyor. Ayrıca, kitabın ana teması olan portrenin yeterince ön planda olmaması da bende büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Dorian'ın ruhundaki o karanlık değişimi görsel bir simge olarak izlemek isterdim. Henry ve ressam arasındaki o zıt karakterlerin ahlak ve duygular üzerindeki farklılıkları ilgimi çekse de, Henry'nin yüzeysel ve gerçeği yansıtmayan fikirleri beni oldukça rahatsız etti. Her şeye rağmen, adını çok duyduğum bu eseri okuduğum için bir nebze olsun rahatlamış hissediyorum. Yine de, tekrar okuyacağımı sanmıyorum."
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · İş Bankası Yayınları · 202199,1bin okunma
Anahtarın Gölgesinde // #kitapyorumu
8/10
·144 syf.··
2022 8. kitabı
·
64 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2022 00:00
Yade ve arkadaşlarının fantastik yolculuğu bu kez sıcak topraklara, Güneydoğu Anadolu’nun güzide şehirlerine, düşüyor. Akdamar’ın hüzünlü efsanesi, Mardin’in tarihi yapısı ve bütünlüğünü, peygamberler şehri Şanlıurfa’nın büyüleyiciliği… Yazarın usta, yalın ve etkileyici kalemi bizleri bu kadim şehirlere götürüp gezdiriyor; oraları derinden solumamızı ve müşahede etmemizi sağlıyor. ️️ Bilhassa Göbeklitepe’nin keşfi ile birlikte ilk insan yerleşimleri ağının bir parçası olduğu ve köklü bir tarihi geçmişinin bulunduğu ispatlanan Şanlıurfa bizi efsunluyor okurken. Göbeklitepe’nin gizemli kapıları ardına kadar açılıyor çocukların sahip oldukları simge ve şifrelerle. Yaşamları sıkışıp monotonlaşan bu macera düşkünü çocukların rüyalarla zenginleşen esrarengiz yaşamlarına ve hayal bile edemedikleri alemlere sürüklenişlerine şahit olmak isterseniz “Anahtarın Gölgesinde” yatıp sabahlamanız yeterli. Rüyaların kaynak teşkil ettiği, geçmişle gelecek arasında sarsıcı bir bağ kuran bu güzel ve hoş eseri gençlere armağan eden yazar dostumu tebrik ediyor; kalemine ve yaşamına bereket diliyorum. Hayati Yolcu / Eğitimci – Yazar “Hayaller neredeyse, mucizeler orada gerçekleşir…” Her şey Yade’nin gördüğü rüyalar sayesinde başlıyor aslında. Rüyasında sürekli sayılar, silüetler ve yardım çığlıkları duyan Yade, arkadaşlarıyla birlikte başına geleceklerden habersiz geçmişe doğru gizemli bir maceraya çıkıyor…
Anahtarın GölgesindeYahya Karakurt · Az Kitap · 20225 okunma