İzava sanat hayalleriyle tutuşan bir adamdı. Oysa bu hayallerin yanında beş kuruş etmeyecek 200 yenlik maaşı onu iliklerine kadar saran bir kedere boğuyor, varlığını en temelinden sarsıyordu. Yalnızca gündelik hayatıyla da sınırlı değildi, ruhunu ve öz benliğini de 200 yen yönetiyordu. Bu saçmalığa sakince, soğukkanlılıkla bakabiliyor olması bile acınasıydı.
Sahiden... aklı başına bir insan ile bir deli arasındaki fark nasıl anlaşılırdı? Aralarındaki tek fark delilerin sıradan insanların aksine çok daha samimi olmasıydı. Deli adam canı gülmek isterse katıla katıla güler, insanlara emirler vermek isterse emir verir, canı isterse ördeklere taş atar, keyfine göre iki saat domuzların bir kıçını bir kafasını dürterek eğlenirdi. Fakat karakteri gereği diğer insanların bakışlarından çekinir; mahremini, hayatının büyük kısmını diğer insanlardan gizlemeye önem verirdi.
Dedektif Dave Gurney serisinin 7. kitabı Tepenin Laneti'nde Gurney, ölüp diriltikten sonra seri cinayetler işlemeye başlayan bir katilin peşine düşüyor. Bu seri benim okumaya devam ettiğim tek polisiye seri. Bana iyi bir polisiye dizi izliyormuşum hissini veriyor. Dilinin sade ve anlaşılır olmasından dolayı kitabın uzunluğuna rağmen olaylar kafa karıştırmadan takip edilebiliyor. Bu kitabı da zevk ve merakla okudum. Tavsiye ederim.