Bekir'in parasi neyi bitti. Benden fayizinan istedi. Yüsgek de fayiz vidi. Emme , burasi gurbetlik yir... -Köyde ossa virirdim Bekir, didim, emme sincik yoh...
İste o dört paket bunlar . Agnadin mi bu cigara paketleri bizim derdimiz. Sincik haber salmislar ki , bu yil da dert dinlemeye geliyorlarmis. Bekliyoruz. Aha geldiler, aha gelecekler.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tanıdık işler...
Milli Cemaat Partisi’nin gezisine katılanlardan hiçbiri ortada görünmüyordu. Yalnız, meydanı polisler doldurmuştu. Yaya polis, atlı polis, motosikletli polis, motorlu, zırhlı, binmiş, bindirilmiş po­lis... Komşu dört ilin polisi buraya dolmuştu. Biraz sonra ağızdan ağıza bir haber yayıldı: — Meydanda söyletmeyeceklermiş... — Acep neden ki?.. — Yasah... — Neden yasah?.. — Besbelli bu tiyatoracılar, işimize keset vuruyo deyi hökûma- ta şikâyette bulundular. Hökûmat da, madem tiyatoracı gısmısı ça­ dırda numro yapıyor, bunlar da gapalı yerde numro yapsın diyerek- ten bi ganun çıkardı. — Şincik n’olacak?
Sayfa 10 - Kırmızı
Alıntı
Geçenki "resmen" ölmesinde de, en küçük eltisi, "Abla bak şincik. Isırgan otunu kulaklarına tıka, tamam mı. Üstüne de tentürdiyotlu pamuuu tıka, onun üstüne de ıscak havlu bağla, eğer gır­ram romatizman kalııısa suratıma tüküüü ... " demiş. Tavsiyedeki şu iddiaya bak! Bir koştum geldim ki Vasfiye Teyze, kulakları ağzına kadar ısırgan otu dolu bir vaziyette salonun ortasında boylu boyunca yatıyor. Yakup Amca da bastonu­na dayanmış, başında duruyor ve bana bakıp "Öldü galiba gızım." diyordu.
CENDERE KÖPRÜSÜ
Cendere çayı bir fettan ırmak, Gerger, sincik, Kahta, Çelikhan Uğramadığı ilçe kalmamış; Ülkeyi terk ederken Fırat’la birlikte, Ve ona karışma öncesinde, Samsat’ın da gönlünü almış. Fakat şimdi dile gelecek olsa Cenderedeyim diye haykıracak; HES’ler yiyip bitirmiş onu. Bu gidişle o bir deri bir kemik Adını taşıyan köprü de Bir taş yığınından ibaret kalacak. Zaten altından akan bir su yoksa Köprü dediğin neye yarar. Hey hoca Nemrut şimdi sen Taş kesilmiş tanrılarınla Bakıyorsun bulunduğun yerden 2000 metre aşağılara; Köprüsüyle, Irmağıyla, ovasıyla Binlerce yıldan armağan bir yaşam Yok olup giderken umarsızca. 
Sayfa 18·Kitabı okudu
Köylü bir türlü inanamıyordu: “Bilâder, biz bu oğlanı bi kerem doğduğunda, doğumevinde gene garıştırdıydık. Orda da bi garışıklığa geldi, oğlan denişti Bi de burada oğlanın ölüsünü deniştirmiyelim.” “Vebali benim boynuma... Bah bilâder, lümeresi dutuyo işte...” Köylü, yaşlı kadının üstüne eğildi, “Amanmği...” diye bağırdı, “yahu bu bizim oğlan değel töbe... Bu bi avrat yahu... Gocamış bir avrat.” Hademe şöyle bir düşündü: “Yahu, sincik yeni bi ameliyat çıktı irkekler avrat oluyo, avratlar irkek. Adamın cinsini cibilliyetini deniştiriyorlar. Senin oğlanın tedavi diyerekten cinsini deniştirmedikleri nirden belli?” Köylü bir türlü inanamıyordu: “Gozel bilâder... Hepisi eyi... Velâkin bizim oğlan yirmisindeydi. Bu bi gart gartoloş avrat...” “Allah Allah... Yaşamış be... Doktor milleti bu senin oğlunu gencecikken öldürecek değiller ya... Kinini, aspirini dayayıp yaşatmışlar, ehtiyarlatıp sonunda öldürmüşler gardasım. Al şunu be bilâder, al da götür buradan...” Köylü, oğlu diye yaşlı kadını kucakladı. “Aman oğlum, ah oğlum... Sen heç bi tanınmaz olmuşsun... Vah oğlum!... diye dövünmeye başladı.” İki hademe yaşlı kadını sedyeyle alıp dışarı çıkardılar, ölülerden biri, “Yahu, dedi, şu kadının şansına bak... Kurtuldu gitti işte. Bir köylü de çıkıp, anam yada kaynanam diye beni alıp götürse, ne olur...” Konuşan ölüye, “Köylünün oğlu ne oldu biliyor musun?” diye sordum. “Önceki gün teşrihhaneye götürdüler, bir daha da oradan getirmediler, dedi. Doktorlar delikanlının neden öldüğünü merak etmişler de... Bana kalırsa, bizim insanların neden öldükleri değil, neden yaşadıkları, neden ölmedikleri daha meraklı. Değil mi?”