Lacivert Klasikler'de şu ana dek okuduğum en iyi seçki. "Evliliğe Düşman" ve "Kara Haber" birbiriyle kol kola Mehmet Rauf 'un Bir Hastalığın İlacı'ndaki kara mizah tadını verirken, "Kırda Aşk" yine Uşaklıgil'in 'Barba'lı "Bir Aşk Hikayesi"ndeki gibi pastoral arka planda bir gençlik dramasını bizlere sunar. "Günlükten Alıntı" hık demiş, Bulgakov'un Genç Bir Doktorun Anıları'ndan düşmüş. Kitaba adını veren son öykü ise, gotik lezzetler barındırmasına karşın bu yoğun aromanın en zayıf halkası oluvermiş. Üçü mizah, biri dram ağırlıklı bu dört öyküyle beraber kitap dengeli bir seyir izliyor ve üçte biri bitmiş serinin şu ana kadarki en iyi seçkisi olmaya hak kazanıyor.
"Haberiniz var mı? On beş günden beri bir yaş büyüdüm, kırkından ellisine geçiyorum, daha açık ifadesiyle geçtim. İşte yüz yirmi aylık uzun bir seneye başlıyorum..."
"İnsanın yaşı kırkından sonra birer birer değil, onar onar sayılır azizim. Kırkı dört sene yahut sekiz sene geçmiş olmak aynıdır, ona hep kırkını geçkin denir, hüner mümkün mertebe ellisine geç ulaşmaktır."
4 öykülük kitabın sağlam halkaları son ikide yer alınca, haliyle damakta bıraktığı lezzet de daha yoğun oluyor ve yazarın serideki diğer iki seçkisine duyulan merakı canlı tutuyor. "Bravo Maestro!" (düşmüş Salieri) ve kitaba adını veren "Mai Yalı", "Bir Aşk Hikayesi" ile birlikte, aslında aynı çıkış noktasını paylaşıyor: Büyük hayallerinin altında ezilen küçük insanların umutlarının giderek ufalandığı kurgularda toplumdaki yabancılaşmanın getirdiği umursanmayış ve bunun okurda/aynada yarattığı acımasızlık duygusu son derece başarılı bir tahlille sunulmuş.
Mehmed Rauf'tan sonra Uşaklıgil kitapları da serinin düşük çıtasını bir nebze yukarı taşıyor. Burada da, keşke lezzeti bir tık yukarı olanlar bir arada sunulsaymış (da kitaplara tam puan verebilseymişiz) diye hayıflanmaktan kendimi alamıyorum. Sıradaki öyküler gelsin.