Of of of işte bu tam bir edebiyat şöleni, ağız köpürten bir keyif okuması çünkü her sayfasında okur bir savaşçı! Anlaması ne güç; ilk yüz sayfasında, sizi temin ederim ki, kitap akmayacak ama siz her ne hikmetse o yüz sayfa sabretmeyi göze alacaksınız. Yine sizi temin ederim ki ilk elli sayfa boyunca karakterlerin birbiriyle ilişkisini anlamayacak, şayet kitapla sessiz, sakin ve saygılı bir ilişki yerine kavgacı, tutkulu ve sert bir ilişki yaşamayı sevenlerdenseniz pek çok sayfasının ucunu bucağını kıvıracak, isimleri daire içine alacak, hatta ilk sayfasını açıp bir soy ağacı çıkarmayı bile düşüneceksiniz. Bildiğim tek bir şey varsa, o da bu kitabı okurken öyle gönlünüzce dalıp gidemeyeceğiniz, yorgun bir günün sonundaysanız kafanızı dağıtamayacağınız, yatağınızın yanında komidinininizin üzerinde gelişigüzel uzanmasına bakarak uykuya dalamayacağınızdır. Ona vaktinizi, sabrınızı verecek, onu düşünecek, onun yüzünden azap çekecek, ona hayran olacak ancak onu asla tam olarak elde edemeyeceksiniz çünkü bir yerlerde hep bir boşluk kalacak! Sevilen, gerçek bir trajedinin yazarın hayal gücüyle tamamlandığı, apaçık ve resmen büyülü gerçekçilik denebilecek - şu tacı alsak mı Marquez'in başından gayrı?- türde, kölelik diye söyleyip geçiverdiğimiz sözcüğün ya da olgunun ya da yaşanmışlığın, vahşetin, trajedinin, insanlık dramının, yok yok kesinlikle utancının, oluşturduğu arka planı romanın tüm planını oluşturabilecek kadar sağlam çizilmiş bir kitap. Düz bir zaman çizgisi yok, bir uzak, bir yakın geçmişte, bir bugünde, bir yazarın ağzında, bir Sethe'nin, bir Sevilen'in bir bakmışsınız sizin... Hiç bilindik değil, tanıdık bir anlatımı yok, bir de şiir gibi üstelik ama şiirselliğine kaptırıp ne konuyu ne karakterleri unutmuş. Karakterlerin hepsi gerçek, zaten yaşananlar tüm