Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İlk inceleme yazımın Jack London’un yazmış olduğu “Martin Eden” isimli eser özelinde olacak olması bu satırları yazarken beni heyecanlandırıyor. Çünkü şimdiye kadar okuduğum kitaplar arasında beni bu denli etkileyen bir başka kitap olmadı. Başlangıçta belirtmem gerekir ki kitabı spolier vermeden incelemesini yazmak oldukça zor. Bu nedenle eser ile ilgili birtakım detaylara yer vereceğimi şimdiden ifade etmeliyim. Aslında Jack London ile tanışmam “Beyaz Diş” İsimli eseriyle olmuştu. Kitabı okuduğumda adeta okuduğum ortamdan uzaklaşıp kitabın büyüleyici dünyasında kendimi bulmuştum. Bu kesinlikle yazarın başarısıydı. Jack London ilgimi çekmeyi bu kitapla başarmıştı zaten.
Martin Eden kitabını Türkiye İş Bankası Kültür yayınlarından okumuştum. Kitap 517 sayfadan oluşuyor. Kitabın kalınlığı okurun gözünü kesinlikle korkutmamalı. Çünkü okudukça okuyucuyu içine alacak olan bu eser bitmesine yakın bir aşamada okuyucuya içten içe keşke kitap hiç bitmese dedirtiyor. Bu sebeple kitabı elinize aldığınızda şimdiden önyargılarınızdan arınmanızı öneririm.
Martin Eden aslında yarı otobiyografik bir eser. Bu açıdan Jack London ile Martin Eden arasında birtakım benzerlikler olduğunu söyleyebiliriz. Bu durum ise okuyucu tarafından eseri daha ilgi çekici hale getiriyor.
Peki, tüm bu methiyeleri sıraladığımız eser neleri içeriyor?
Eser konu itibariyle aslında oldukça kapsamlı. Sosyal sınıf farkı, statü ve servetin insanlar arasında yarattığı ikilem, çatışma ve hayal kırıklıklarını barındırdığı gibi aşk, umut, sevgi gibi duyguları da okuyucuya fazlasıyla aktaran bir eser.
“Bir kadının yüzüne bakıp sarhoş olacağımı hiç sanmazdım.” diyen Martin Eden’in kuvvetli duygular beslediği büyük aşkı Ruth Morse’a karşı hissettiklerine gıpta edip sonrasında bu duyguların nasıl ağırlığı altında
Yabancı düşmanlığı güçlense de güçlü bir demokrasi geleneği var Almanya'nın. Nazizm bu topraklardan çıktı, ama dünyanın en büyük soykırım anıtlarından biri de burada yer alıyor. Her şeye rağmen yapılan kötülükle yüzleşiyorlar. Aynı şeyi ülkemiz için söylemeyi çok isterdim.