Bir devlet olarak proletarya diktatörlüğünün ayırt edici özellikleri nelerdir? Proletarya diktatörlüğü, her devlet gibi, bir sınıfın bir başka sınıf üzerindeki baskı aracıdır. Proletarya diktatörlüğü, proletaryanın devletidir. Onun sınıfsal niteliği budur. Komünistlerin devletin sınıf niteliğini gizlemeye ihtiyaçları yoktur. Burjuva ideologları devletin sınıflarüstü, bir hakem, tüm toplumun üstünde bir akıl, tanrının dünyadaki temsilcisi vb. olduğunu söylerler. Ama tüm bunları, elbette devletin sınıf niteliğini gizlemek için yaparlar. Yine burjuva ideologları veya her boydan boş inan sahibi sözde marksistler, demokrasi ve diktatörlük ayrımı ile burjuva düzeni aklamaya çalışırlar. Her devlet bir sınıfın devletidir ve bu nedenle diğer sınıflar için bir diktatörlüktür. En gelişmiş burjuva demokrasisi de bir burjuva diktatörlüğüdür. Bu nedenle devlet olarak "demokrasi",burjuva demokratik devlettir ve burjuvazinin proletarya ve emekçi kitleleri baskı altında tutmasının aracıdır. Komünistler, devletin sınıf niteliğini açıkça ortaya koyduklarına göre, her devletin adı ne olursa olsun bir diktatörlük olduğunu bilirler. Bu nedenle de onu gizlemeye yönelmezler. Proletarya diktatörlüğü tüm devletler gibi bir devlettir ve onun diğer tüm devletlerle tek benzer noktası burası-Proletaryanın nihai hedefi tüm sınıfların ortadan kalktığı komünizmdir. Komünizm, devletin de ortadan kalktığı sistemdir. Bu nedenle proletarya, kendisini de bir sınıf olarak ortadan kaldırmak amacındadır. Öyleyse proletarya diktatörlüğü, bir devlet olarak kendisini ortadan kaldırmayı hedefler. Bu, başka hiçbir devletin özelliği değildir. . . . Elbette onun bu özelliği, onun tarihte ilk kez sömürüenlerin, ezilenlerin devleti olmasından gelmektedir. Tarih boyunca tüm devletler sömüren sınıfların baskı
Devrimci mücadelede öncülük rolünü köylülüğe veren anlayış ise, gerçekte bize Çin Devrimi örneğini verseler de, artık tutunamayacak bir anlayıştır. Köylülük, feodal toplumun sınıfıdır. Feodalizmin yıkılışı, ve bu yıkılışın ulusal kurtuluş mücadeleleri ile örtüşmesi durumunda, köylülük önemli bir role sahiptir. Ancak bu aşamada henüz köylülük ayrışmamış, şınıfsal açıdan parçalanmamıştır. Kapitalizmin gelişimine bağlı olarak köylülüğün ayrışması hala sürer. Giderek artık bütünsel olarak köylülükten söz edilemez olur. Köylülüğün ayrışması, onun bütünsel çıkarlarından söz etmeyi engeller. Yoksul köylülük ile tarım proletaryası birbirine yakın haldedir. Buna rağmen toprak sahipleri ve tarım kapitalistlerinden oluşan zengin köylülüğün çıkarlanı yoksul köylülüğün çıkarları ile taban tabana zıt (karşıt) hale gelir. Böylece köylülük bir bütün olmaktan çıkar ve kapitalizm sanayide yarattığı iki sınıfı, biraz gecikmeli ve yavaş olarak tarımda da yaratır. Hergün parçalanan köylülük, bu parçalanma süreci içinde mülksüzleşerek kente göçe başlar. Böylesi bir sürecin yoğun yaşandığı dönemlerde, köyden kente göç eden nüfusun içinde örgütlenme kolaylaşabilir, ama hergün parçalanan köylülüğün sosyalizm savaşının öncüsü olmasının da olanaksızlığı görülür.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Psikologların testleri, psikiyatrların yöntemleri sınıfsal ve kültürel farkları es geçiyor. İşçi sınıfından, kırsal kesimden, etnik azınlıklardan gelenlere, çoğu burjuva aitliğinde psikiyatrların beş dakikalık görüşme sonrası “iç görüleri yoktur, onlar psikoterapiye gelmez" diye, bugün olduğu gibi şizofreni teşhisi koyup ilaç dayatmaları kaçınılmaz. Üstelik teşhislerin bilimsel temeli de yok. Amerikan Psikiyatri Cemiyeti her yıl yeni bir mikrop, virüs bulmuş gibi, "ruh hastalıkları" denen davranışlarımızın neler olduğuna karar verir, bir el kitabı basar, başka ülkelerde psikiyatrlar da bunu ölçüt bilir. Buyurun size tıpta kültür emperyalizmi örneği.
Sayfa 67·Kitabı okuyor
Yaşadığımız anarşinin siyasal nedenleri vardır, işsizlikle ve düzensiz kentleşme ile ilgili sınıfsal nedenleri, toplumsal nedenleri vardır. Ama işin bir de bu yanı önemli. “Kim” finanse ediyor bu terörü? Bu soruyu sorup yanıtlarını almak zorundayız. Yaşadığımız anarşinin siyasal nedenlerini, toplumsal nedenlerini masa başından teorik yazılarla kestirip yazmak kolaydır. Fakat terörün kimler tarafından nasıl ve ne biçimde desteklendiğini, olayın bir de bu yönünü, araştırıp yazmak kusura bakılmasın biraz yürek işidir, cesaret işidir.
Sayfa 118 - um:ag yayınları·Kitabı okudu
Terör
her yerin dinî bir izahı vardır. Bu gösteriyor ki, sınıfsal toplumlar, kabile toplumları, Bizans gibi büyük imparatorluklar, Atina gibi şehir toplumları, Araplar gibi kabile toplumları, gelişmiş toplumlar ve geri kalmış toplumlar, kısacası her ne şekilde olursa olsun bütün kadim toplumlar, dinî bir temel üzerine kurulmuşlardır ve kadim insan, her dönemde dindar insan olmuştur.
1000Kitap
Satışlarının düşmesinden korkan gazetelerde bu korku, bir kuduz cesaretine dönüşür. İyi, yüksek, kutlu olan ne varsa ona saldırırlar. Enver Paşa'nın Türkistan'da şehit oluşu, memleketi batıran şuursuz bir Turancılık macerası diye gösterilir de, Nurhak Dağları'nda Türk Devletini yıkmak isteyen beş on zavallı, "Sınıfsal Bilinç!"in kah-ramanları diye alkışlanır.
Sayfa 337 - Ötüken, 8 Aralık 1972, Sayı: 12·Kitabı okudu