İki kitap yeter
7/10
·512 syf.··
2025 156. kitabı
Tess Gerritsen isimli Amerikalı kadın yazarın Cerrah ve Yörünge isimli romanlarını yakın zamanda bitirdim. Tess Gerritsen'in uzman doktorluk yaparken yazdığı romanlar çok satanlar listesine girmiş, yazar daha sonra doktorluğu bırakarak tamamen yazmaya odaklanmış. Yörünge, Tess Gerritsen'in, astronotların Uluslararası Uzay İstasyonundaki (ISS) görevleri sırasında yaşadıkları, bilim kurgu öğeleri de içeren, olayları anlattığı bir romanı. Yazarın roman için ciddi bir hazırlık yaptığı, teknik terimleri, bilimsel verileri, kısaltmaları, NASA prosedürlerini vs. çok iyi araştırdığı anlaşılıyor. Yazarın bu hazırlığı yaparken bir bilim insanı titizliğiyle sistemli bir çalışma yürüttüğünü, dersine çok iyi çalıştığını düşünüyorum. Astronotların istasyon içinde yer çekimsiz ortam hareket ederken yaşadıklarını, koruyucu kıyafetler giyerek uzay yürüyüşü yaparken uyguladıkları prosedürleri okurken kendimi belgesel izliyor gibi hissettim. Kitap boyunca gerilim üst seviyede sürüyor, inişli çıkışlı bir romantik ilişki yaşayan baş karakterlerin de yer aldığı roman bir Hollywood filmi izliyormuş gibi hissettiriyor. Romanı genel olarak beğendim, bilimkurgu severlere tavsiye ederim. Yazarın Cerrah isimli romanı için polisiye denebilir ama bu roman için tıbbi gerilim diyenler de olmuş. Yazar dahiliye uzmanı olduğundan Cerrah'ta adeta 'döktürüyor'. Romanda, tıbbi terimler, serumlar, ekg sinüs diyagramları, defibrilatörler havalarda uçuşuyor, neşterle açılan yumuşak dokudan fışkıran kan üzerimize sıçrıyor. Karakterler arasında yaşanan romantik ilişkiler de kitapta oldukça ön planda. Bence yazarın edebi dili fena olmasa da kitap edebi romandan çok bir amerikan dizi senaryosunu andırıyor. Zaten "Rizzoli & Isles" isimli amerikan polisiye dizisi yazarın roman serisinden uyarlanmış. Agatha
YörüngeTess Gerritsen · Martı Yayınları · 20203,372 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2024 36. kitabı
YUSUF ÖZTÜRK-SİNUS TAŞI'NIN LANETİ . . . Merhabalar bugün sizlere #vahşievreneyolculuk kitabının devamı olan #sinustasininlaneti yorumu ile geldim. İlk kitabın konusundan kısaca bahsedeyim ki fikir olsun konusunu anlamanız için. Evelyn ve Morgan birbirine aşık iki gencimiz fırtına ile açılan kara deliklerden çıkan dev böceklerin çıkması ile her yer istila edilmişti Evelyn ve Morgan tekrar bir araya geldi mi diye sayfayı kapatmıştım. İkinci kitabımızda ise Kızıl fırtınanın getirmiş olduğu evrenler arası geçitin dünyayı istilası altına alan dev böceklerden kalanların savaşını okuyorsunuz. Kısa bir süre ile açılıp kapanan bu geçitler yüzünden herkes korku ve endişe içindeydi Olimpos dağının eteğinde ki madenlere sığınıp hayatta kalma savaşı başlamıştı. Tek bir çözüm vardı #sinustaşı'nın bulunup yerine yerleştirilerek bu geçitlerin kapatılması. Kaptan Claus ve gruptan bir kaç kişi taşı bulmak için bu tehlikeli yolculuğa çıkarlar. Herkesin bir araya gelip görev dağılımı yapması ve Morgan'ın tek aşkı Evelyn'i bulma çabası soluksuz bir macera içine sokuyor sizi. Morgan geçitten kurtulup Evelyn'i buldu mu? Layton halkı zorlu görev olan sinus taşını bulup geçiti kapatabildimi? Heyecan içinde ki hikayenin sonunda yaşananları anlatıp çok spoi vermek istemiyorum fantastik severlere tavsiye ediyorum mutlu akşamlar...
Sinus Taşı'nın LanetiYusuf Öztürk · Uyanış Yayınevi · 202271 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2024 00:00
Roger Garaudy’inin Müslüman olmadan önce İslam hakkında araştırmalarının yer aldığı bir araştırma kitabıdır. Bir gayrimüslim gözüyle İslam’a bakışı hayranlık verici. Kitaptan bazı alıntılar aşağıdaki gibidir: Müslümanlar sayesinde dünya, uyuşukluğundan ve miskinliğinden kurtuldu. Eski düşünceler ve ölmüş kurumlar ya dirildi ya da gençleşti. Mezopotamya, Mısır, Pers, Helen dünyaları yeniden çiçeklendi. İnsanlık yürüyüşü yeniden başladı. İbn Rüşd’e göre zaman, hareketin soyutlaştırılmasıdır. Mekân da, cisimlerin yer kaplamasının soyutlaştırılmasıdır. Hareketin kendisine gelince, o, mekanik bir yer değiştirmeden ibaret değildir. Hareket; değişme, oluş, yaratma ve çözülmedir. Felsefe, kaynağını tamamen İslâmdan alır. (Bacon) Tarihin bilimsel anlayışının ve sosyolojinin gerçek kurucusu İbn Haldun’dur. Avrupa’nın cografya hocası, 1100 yılında Fas’ta doğan İdrisi’dir. İdrisi’nin haritaları dünyayı küre şeklinde gösterir. Cebirde, Hârizmi 835-844 yılları arasında ikinci derece denklemlerin çözümünü buldu. Muhammed ibn Musa, on birinci yüzyılda, ikinci derece denklemlerin geometrik ve analitik çözümlerini verebiliyordu. Trgonometride de sekantı keşfeden Kopernik değil, Ebuu’l-Vefadır. Tıpta sadece bir ismi hatırlatalım yeter: Râzi (965-925). Bütün zamanların en büyük hekimlerinden biridir o. Nitekim Fergâni, 860 yılında bir astronomi kitabı yazar ve bu kitap 700 yıl boyunca Avrupa’da bu alanda temel başvuru kitabı olarak kalır. Müslümanlar, astronomi ilmini öylesine ileriye götürürler ki (999 yılında ikinci Sylvestre/Silvestr adıyla papa olan) Keşiş Gerbert, Kurtuba İslâm Üniversitesinde staj gördükten sonra Hıristiyan âlemine döndüğünde, kendisine şeytanla iş tutmuş biri olarak bakılır. İlk sinüs, arksinüs ve arktanjant cetvelleri daha 1229 yılında Marakeşli Hasan
Tarih-Araştırma
İslam Medeniyetinin İnsanlığa KatkısıRoger Garaudy · Timaş Yayınları · 2020311 okunma
8/10
·331 syf.··
2023 3. kitabı
Kitap, toplumda insanların birbirlerine karşı duyarsızlaşan, yani manevi anlamda körleşen gözlerinin bir felaketin ardından doğan dayanışma ile tekrar görmeye başlayabileceğini vurguluyor. Felaket anı bize ölüm korkusunu hatırlatır. Tek gerçek korku, ölüm korkusudur. Diğer korkular rahatımızı bozmamamız için kendimize söylediğimiz bahanelerdir. Ve sadece ölüm korkusu, bizi harekete geçirir ve canlandırır. Karşımıza çıkabilecek olası tehditlerden kurtulmak için toplumda duyarsızlık tercih edilmektedir. Bazı istenmeyen durumların dile getirilmeyerek ve duyarsız kalınarak yok olacağına inanılır. Dikkat ettiğimiz her şey büyüyor, öyleyse birbirimizi görmezden gelerek iyi ve kötü olan her şeyi küçültebilir miyiz? Eğer sıkıntıya doğru bakmazsak, kendi konforlu sınırlarımızı koruyabilir miyiz? Korkuyu azaltmak uğruna her şeye karşı kendimizi uyuşturuyoruz, yeter ki korkuyu hissetmeyelim. Görmek için birbirimizle dayanışma içinde olmaya ihtiyacımız var, görmek için sevgiye ihtiyacımız var. Oysa ki ümitsizce kötü bir şey olacak korkusuyla dolu olan gözlerimiz âmâ edilmiştir. Ya başımıza bir fenalık gelirse diye düşündüren, elimizi kolumuzu bağlayan korku ve bizi bir başkasının derdini paylaşmaktan uzak tutan bencillik, bizi birbirimize karşı körleştirdi. Sanki felaketler bulaşıcıymış gibi. Oysa bulaşıcı olan şey gerçek dışı kaygılarımızdır. Korkusuzca adım atan kişi ise ölümle her an burun buruna yaşadığımızı bilir ve sanki ilave tedbir alarak her şeyi kontrol edebileceği sanrısına kapılmaz. Zaten tamamen belirsiz olan hayatımızın kadersel akışını kabul eder cesur olanlar. Hayat bir sinüs dalgası gibi iniş ve çıkışlarla doludur. Doğum ve ölüm gibi. Birbirimize olan ruhsal bağımızdan başka kalıcı olan neyimiz var ki. Bir şeylerin düzeleceğine dair ümidimiz tükendiğinde
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2023 53. kitabı
FARE KAPANINDA BİR GECE YUSUF ÖZTÜRK 144 SAYFA Clark ve Susan yoğun iş temposundan bunalmış, haftasonu kaçamağı yapmaya karar vermiş bir çifttir. Ormanlık bir alanda kiraladıkları kulübeye doğru yola çıktıklarında yalnız olduklarını düşünmektedirler. Fakat peşlerindeki "şey" bu ufak kaçamağı kabusa çevirecektir. Oysa Susan'ın annesi daha en başından o ormanın uğursuzluğu konusunda onları uyarmış, vazgeçirmeye çalışmıştır ama nafile. Doruk, kötü rüyalar gördüğünde kendini uyandırmayı başarıp kabuslardan uzak kalmayı beceren bir gençtir. Fakat o sabah nedense uyanamaz ve dünyaya farklı bir pencereden bakmamızı sağlayacak bu hikaye ile buluşturur bizi. Arkadaşları ile geyik avına çıkan Ezekiel, gözüne kestirdiği bir avın peşine düşer. Geyik onu ormanın içlerinde bir mağaraya sürükler. Mağaranın derinliklerinde onu bekleyen avı değil, hayatını değiştirecek görüntülerdir. Geçim sıkıntısı çeken Hector, çorak arazisinde bir kuyu açmaya karar verir. Çıkaracağı su ile araziyi canlandıracak, gıda ihtiyaçlarını karşılaşacakları ürünler yetiştirecek, elde ettiği ürünün fazlasını da satarak yaşadıkları sıkıntılara son verecektir. Karısının tüm itirazlarına rağmen kuyuyu açmaya başlar. Kazdığı kuyuda derinlere indikçe karşısına çıkan gizemli odalar onun için sonun başlangıcı olur. Vahşi Evrene Yolculuk" ve "Sinus Taşı'nın Laneti" adlı fantastik seri ile kalemini tanıdığım, beğenerek okuduğum sayın Yusuf Öztürk'ten bu kez dört kısa öyküden oluşan bir kitap eşlik etti bana. Fare Kapanında Bir Gece Esaret Cinnet Kuyu başlıklı bu hikayeler yine fantastik, yine akıcı ve heyecanlı . Günlük telaşlara biraz ara verip, farklı evrenlere yolculuk etmek isterseniz tanışın derim mutlaka. LÜTFEN KİTAP OKUYALIM!!!
Fare Kapanında Bir GeceYusuf Öztürk · Uyanış Yayınevi · 202215 okunma
Okudum, Anladım, Tutunmayı ve Özgürlüğü Seçtim
10/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2023 111. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2023 23:03
Bu muazzam eseri Kitap Dünyam ekibinden bir grup arkadaşla beraber okuduk. Kendi adıma mest oldum. Bugüne kadar 108 baskı yapmış böylesine kıymetli bir eseri, sınırlandırılmış karakter sayısı ile ne derece anlatabilirim bilemiyorum ama en azından kısa kısa eserin bendeki izdüşümlerini aktarmış olayım. Oğuz Atay ' a pek çok noktada hayranlık duydum. Bir kere çok zeki. Hem sayısal zekâsı hem sözel zekâsı gelişmiş. Çok iyi bir okur. Okuduğu kitaplara doğrudan ya da dolaylı olarak kendi eserlerinde de yer veriyor. Üstün bir mizah anlayışı var. ( Sense of humour) Zaten dikkat ettim yazar olsun ya da olmasın zeki, duygusal, gözleri hüzünle bakan, derinliği olan insanlara karşı saygım var ve genelde yakın çevremde oluyorlar. Turgut ve Selim 'in atışmalarına, Selim ile Süleyman Kargı'nın şarkılarına, Olric ile Turgut 'un diyaloglarına, Selim'in günlüğünde yaptığı tespitlere bayıldım. En çok sevdiğim bölümler de oralar oldu. Bazen güldürüyor, bazen düşündürüyor, bazen sarsıyor, bazen sorgulatıyor. Öyle etkileyici bir eser. Secili anlatım tarzına sıkça başvurmuştu yazar. O da düz yazıda şiirsellik ve ritm adına bence güzel oluyor. Toplumsal analizler, sosyal hayattan kesitler ne güzel ifade edilmişti. Küçük burjuva eleştirisi daha iyi nasıl yapılabilirdi bilmiyorum. Doğu - Batı karşılaştırması, içinde bulunduğu topluma ait hissetmeme, yabancılaşma temaları başat unsurlardı. Selim'in yaptığı fiili doğru bulmasam da kızamadım da ona. İç monologları da çok beğendim. Zamanla Turgut 'un kendi iç sesi Olric oluyor ve artık sanki gerçekten iki kişilermiş gibi bahsediliyor ki bu da tebessüm ettiren bir durumdu. Eğitim sistemi eleştirisi de dikkatimi çekti. Sanırım 53 yılda tekamül edeceğimize daha da geriye gittik bazı noktalarda. Çok fazla değişen bir şey yok. En çok
Edebiyat & Roman
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma