1919 doğumlu Salâh Birsel, edebiyat hayatına şiirle başlayıp sonradan yazdığı günlük ve deneme türlerindeki eserleriyle nam salmış sanatçılarımızdan. Onun eserlerini “Şiirleri”, “1001 Gece Denemeleri”, “Salâh Bey Tarihi” ve “Günlükleri” olmak üzere dört grupta toplamak mümkün.
Tüm yazarlar için öyledir belki ama Salâh Birsel’i okuruna sevdiren yegâne özelliği dilidir. Onun taklit edilemez, öncesiz-sonrasız üslûbu Salâh Bey’i edebiyatımızın çok özel bir yerinde konumlandırır. Hareketli, yerinde duramayan, kıpır kıpır cümlelerle okurunu sürekli dikkat üstünde tutan Birsel, kendine özgü tabirleri -âdeta okura ateş açar gibi- özellikle denemelerinde üst üste kullanır. Sanatçıya has, başka hiçbir yazarda görmediğimiz bu ifadeler, yazarın konu skalasının genişliğinde kaybolup gitmemizi de engeller. Zira Birsel, çokbilmiş tavrına bürünmeden uç uca eklediği konularla okurunu harman eder. Sekiz on sayfalık bir denemesini okuyup bitirdiğinizde resimden felsefeye, sinemadan tiyatroya, tarihin kıyısında kalmış olaylardan ünlü tarihî kişiliklere kadar bir dolu bilgiyi de önünüze sermiş olduğunuzu görürsünüz. Bunu bilinçli yaptığını okurun da fark etmesini ister: “Aferinler bize ki bu konuyu nereden alıp nereye getirdik.” Ona alışık olmayanlar Birsel’i ilk kez okuduklarında konudan kopma tehlikesini yaşasalar da Birsel, okurunun yakasını bir an olsun bırakmaz.
13 ciltten oluşan 1001 Gece Denemeleri’nin bir kısmını daha önce okumuştum. En meşhuru, Kurutulmuş Felsefe Bahçesi. Geçen seneki kitap fuarından başta günlükleri olmak üzere Salâh Birsel’in yedi kitabını aldım. 2026’ya havalı bir giriş yapmak için yılın ikinci kitabını 1001 Gece Denemeleri serisinden seçtim: Hafiyeler Önde Gider.
Kitap, çeşitli konularda yazılmış 11 denemeden oluşuyor. Daha filmin ilk dakikasında Salâh Bey