Maceramız kaldığı yerden devam ediyor. Adli tıp uzmanımız Soner, Savcı Volkan dan gelen telefonla yine bir karanlık olaylar zincirinin başlangıcı olan cinayet haberi alır.
Kitapta karanlık takıntılar,intikam,manipülasyon, adalet arayışı,gerçekler,insan duygularının sembolik kullanımı,insan psikolojisi gibi temalar işlenmiş.Yazarın dili genel olarak akıcı ve sade. Yazarın detayları kullanış biçimi özellikle başarılı. Cinayet sahneleri rahatsız edici olmasına rağmen gereksiz bir vahşete yaslanmıyor; aksine psikolojik gerilimi besleyen unsurlar haline geliyor. Bu yüzden kitap boyunca sürekli bir tedirginlik hissi eşlik ediyor.Çözme ve anlama atmosferi hakim oluyor.Teknik adli tıp detayları kullanılsa da bunlar hikâyeyi boğacak düzeyde değil.
Okurken sadece sayfaları çevirmedim; karanlığın içinde yavaş yavaş yürüdüğümü hissettim.Roman, klasik bir seri katil hikâyesinin çok ötesine geçerek insanın en temel algılarına dokunuyor. Katilin kurbanlarından aldığı şey yalnızca hayatları değil; onları dünyaya bağlayan duyuları. Bu fikir bile tek başına kitabın ürpertici atmosferini kurmaya yetiyor.
En sevdiğim yönlerinden biri, olayların sadece suç ve gizem ekseninde ilerlememesi oldu. Karakterlerin geçmişleri, korkuları ve çözmeye çalıştıkları sırlar hikâyeye farklı katmanlar ekliyor.İlk kitabı Kırmızı Ritüel'e yapılan atıflar ve olayların birbiriyle olan bağlantıları, Savcı Volkan'ın ve Soner'in sabrını nasıl sınıyorsa, bizim de bu akıl almaz cinayetlerin ardındaki gerçeği çözme isteğimizi aynı ölçüde körüklüyor. Her yeni ipucu ise cevaplardan çok daha fazla soru doğurarak merakı sürekli canlı tutuyor.
Psikolojik yönü güçlü ve son sayfasına kadar merak duygusunu canlı tutan polisiye romanları seviyorsanız, bu kitap sizi uzun süre etkisinden çıkaramayabilir.