Puan vermedi
"En büyük devrim her şeye rağmen yaşamaktı. Gülmek ise her karanlığa şafaktı.." Sahte olan her şeyden uzak dur,özellikle de insanlardan. Seni birilerine dönüştürmelerine izin verme! Derinliğimde boğulmadan sorularımda kaybolmadan korkularımda yok olmadan gör beni.. Sahte olan her şeyden uzak dur,özellikle de insanlardan. Seni birilerine dönüştürmelerine izin verme! 'Binlerce yıldır birbirini öldürmekten vazgeçmeyen bir türdü insan..' 'Bedenimin içindeki canı gör, sadece etimi değil. Gözlerimin içindeki hayatı gör, sadece bakışımı değil. Hissettiklerimi gör, sadece tepkilerimi değil. Beni Gör. Derinliğimde boğulmadan, Sorularımda kaybolmadan, Korkularında yok olmadan, Gör beni.' Birde fiziksel olmayan intihar var ki güzel kızım cenazen mezarlıkta değil kafanın içinde.. ...peki ya kalbin ne kadar dışarıda? Temkinli davranmak ve kendimizi korumak akıllıca, buna itirazım yok ama en büyük tehlike duygularımızda kaçtığımızda çıkıyor ortaya.
Gör BeniAkilah Azra Kohen · Everest Yayınları · 202019,3bin okunma
1/10
·156 syf.··
Beğendi
·
2026 77. kitabı
Çürümenin Estetiği.... Bazı figürler toplumun entelektüel çölleşmesinin, estetik yoksulluğunun ve manevi iflasının en net aynasıdırlar. Karşımızda duran Sevda Türküsev portresi, bir fikir insanı ya da bir yazarın çok ötesinde; kutuplaşmadan beslenen, hınçtan (ressentiment) güç alan ve "değerleri" birer ticari mal gibi pazar tezgahına süren modern bir illüzyondur. Bir yazarın dili, onun zihin dünyasının sınırlarını belirler. Türküsev’in diline baktığımızda gördüğümüz tek şey; edatlarla bağlanmış nefret kırıntıları, bağlaçlarla yamalanmış magazinel dedikodular ve ünlemlerle şişirilmiş bir "ahlakçı" kibridir. Friedrich Nietzsche’nin "Pazar yerindeki sinekler" (1) dediği o gürültülü güruhun başını çeken bu zihniyet, hiçbir zaman bir "fikir" inşa edememiş; sadece mevcut öfkeleri bir araya getirerek bir kariyer gökdeleni dikmiştir. Bu gökdelen, rasyonel bir eleştirinin ilk rüzgarında yıkılacak kadar kumdan yapılmıştır. Dervişin fikri neyse zikri odur; peki bir insanın zikri sürekli başkalarının "bacakları", "çapkınlıkları", "yatak odaları" ve "uçkur hikayeleri" ise, o fikrin içinde hangi karanlık mahzenler gizlidir? Türküsev’in "muhafazakarlık" kalkanı altına gizlediği şey aslında safi bir röntgenciliktir. Başkalarının günahlarını bir cerrah titizliğiyle (!) deşerken duyduğu o gizli iştah, aslında bastırılmış bir hayranlığın ya da yaşanamamış bir hayatın intikamı mıdır? Charles Bukowski’nin o "hiçbir parfümün örtemeyeceği ekşi koku" (2) diye tarif ettiği şey tam olarak budur. Sürekli ahlak diyenin zihninde sürekli ahlaksızlığın dönmesi, bir psikiyatrik vakadır, edebi bir duruş değil. Bu kadın, toplumun namus bekçiliğine soyunurken, aslında o toplumun en alt tabakadaki "dikizleme" dürtüsünü estetize ediyor. Bu muhafazakarlık değil, "ahlak soslu bir
Muhafazakar ÇapkınlarSevda Türküsev · Akis Kitap · 200431 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Sırtlan Payı
Puan vermedi·424 syf.··
2026 15. kitabı
Türk edebiyatında romanla fikri yan yana yürütmeyi en iyi bilen isimlerden biri Attila İlhan. “Sırtlan Payı” da bunun en net örneklerinden. Kitabı elinize aldığınızda bir hikâye okuyacağınızı sanıyorsunuz ama sayfalar ilerledikçe kendinizi bir tartışmanın, hatta yer yer bir hesaplaşmanın içinde buluyorsunuz. Edebi tarafıyla başlayalım. İlhan’ın dili her zamanki gibi kendine has; biraz sert, biraz meydan okuyan ama bir o kadar da akıcı. Özellikle diyaloglarda bu çok hissediliyor. Karakterler konuşurken sadece birbirleriyle değil, sanki okurla da tartışıyor. Bu durum bazen metni zenginleştiriyor, bazen de hikâyenin ritmini yavaşlatıyor. Yani okurken bir yandan “ne iyi yazmış” diyorsunuz, bir yandan da “biraz fazla uzamadı mı?” diye düşünmeden edemiyorsunuz. Romanın arka planı Türkiye’nin yakın tarihi. Cumhuriyet sonrası dönem, çok partili hayata geçiş, Batılılaşma sancıları… İlhan bu konuları öyle kuru kuru anlatmıyor; hikâyenin içine yediriyor. Ama şu da var ki anlattığı tarih, tamamen kendi bakış açısından süzülmüş bir tarih. Bu yüzden zaman zaman tek taraflı bir ton hissediliyor. Siyasi tarafı ise zaten gizli saklı değil. İlhan’ın dünya görüşü metnin her yerinde hissediliyor. Ulusalcı, anti-emperyalist çizgi çok net... Bu da romanı sadece bir kurgu olmaktan çıkarıp bir fikir metnine yaklaştırıyor. Fakat bunun bir bedeli var. Karakterler bazen etten kemikten insanlar olmaktan çıkıp bir fikrin temsilcisine dönüşebiliyor. Karakterlerin iç dünyası, yaşadıkları çatışmalar gayet inandırıcı. Bu da psikolojik açıdan bakınca daha dengeli bir tabloyu ortaya koyuyor. Özellikle bireyin kendi içindeki bölünmüşlüğü ile toplumdaki kırılmalar arasında kurulan bağ etkileyici. Ama her karakter için aynı özeni görmek zor; bazıları biraz yüzeyde kalıyor. Doğu ile Batı arasında
1000Kitap
Sırtlan PayıAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 2000183 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 40. kitabı
Pİ'NİN YAŞAMI . Belkide ilk defa bir kitabı filmini izledikten sonra okudum. Film sonrası kitabın aynı keyfi veremeyeceğini düşünmüştüm hep ama #pininyaşamı beni yanılttı. 2012 yılında dört dalda Oscar Ödülü sahibi filmin sahneleri, satırlarla film şeridi misali akıp geçti. İzlerken " böylesi sahneler nasıl düşünülmüş, nasıl çekilmiş?" derken; şimdi de aynı hislerle " Bu kurgu nasıl yazılmış, okurken beni böyle heyecanlandırması normal mi? " diye sorarken yakaladım kendimi. Hindistan’da büyüyen Piscine Molitor Patel (kısaca Pi) 'in hikâyesi bu. Ailesinin hayvanat bahçesi işletmesi, Pi'nin hayvanlarla iç içe büyümesine ve onlar ile ilgili gözlemler yapmasına sebep. Ülkenin ekonomik durumu, aileyi de göçe yöneltir mecburen. Ve işte Pi'nin yaşamı bundan sonra aynı Pasifik Okyanusu'nda batan gemileri gibi ters yüz olur. Okyanus ortasında bir filika içinde onaltı yaşında bir çocuk ve o da ne? Yanında bir zebra, bir sırtlan, bir orangutan ve en önemlisi Richard Parker adlı Bengal kaplanı vardır. İşte şimdi asıl mücadele başlar. Hem doğa ile, hemde kendisi ile... Sırtlanın diğer hayvanları öldürmesi, Richard Parker’ın sırtlanı parçalaması ve sıranın Pi'ye gelmesi! Korku ve disiplinin, hayatta kalma içgüdüsüyle harmanlanıp, insan ve hayvan ilişkisi ile eğitilerek zihin dayanıklılığını da test ederek verilen çabanın hikayesi bu. Pi’nin Richard Parker’ı hayatta tutma çabası aslında kendi hayatta kalma isteğinin bir yansımasıyken, eğer kaplan ölürse, Pi de yaşama motivasyonunu kaybedecektir. Ve işte belki de bundan sonra filmin en unutulmaz sahnelerden biri gösterir kendini. Kaplanın arkasına bile bakmadan ormana gitmesi ile Pi’nin Richard Parker’a veda etmesi. Pi, hayatta kalmasını sağlayan tek şeye o anda veda etmek zorundadır. Hem edebiyat hem de sinema dünyasında derin
Pi'nin YaşamıYann Martel · Gutenberg · 20258 okunma
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 85. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 00:24
"Pİ'NİN YAŞAMI" "Kişisel ruh, dünyanın ruhuna, tıpkı bir kuyunun tabansuyu düzeyine değdiği gibi değer. Evreni, düşünce ve dilin üzerinde tutan şey, çekirdeğimizin içinde bulunan ve dışavurum için mücadele edenle aynıdır. Sonsuzluğun içindeki son, sonun içindeki sonsuzluk." Bir insan hayatta kalmak için neler yapabilir? Aklınıza gelebilecek her türlü işe girişebilir, pes etmeye ramak kala yeniden hayata tutunabilir, mücadeleden asla vazgeçmeyebilir. Ya tüm bunları yaparken yanında üç yüz kiloluk bir Bengal kaplanı varsa? Bazen bir kitap öyle bir kıyıdan yakalar ki bizi, nefesimizi tutarak sayfaları çevirir, kendimizi başka bir dünyanın ortasında buluruz. Bir yük gemisinin trajik bir şekilde batmasıyla başlayan hikâye de geriye kalan tek şey uçsuz bucaksız, amansız Pasifik Okyanusu’nun ortasında sürüklenen küçük bir filikadır. Bu filikanın yolcuları ise alışılmadık bir topluluktur: Bir sırtlan, kırık bacaklı bir zebra, dişi bir orangutan, üç yüz kiloluk Bengal kaplanı Richard Parker ve on altı yaşındaki Hintli çocuk Pi. Okyanusun ortasında bir cankurtaran sandalına sıkışmış bu beş canlıdan yalnızca ikisi hayatta kalacaktır. Ama mesele hayatta kalmak değildir aslında. Mesele, Pi’nin açlıkla, susuzlukla, soğukla, kavurucu sıcakla ve belki de hepsinden yıkıcısı olan korkuyla nasıl baş ettiğidir. Richard Parker ile aynı sandalda olmak, ölümle iç içe yaşamak demektir. Ama Pi, bu vahşi kaplanı bir tehdit olmaktan çıkarıp, hayatta kalma mücadelesinin bir parçası haline getirir. Onunla birlikte var olmayı öğrenir, ona hükmetmeye çalışmaz; ona saygı duymayı, onunla bir dengede kalmayı başarır. Bu inanılmaz direnç ve inanç karşısında insan ister istemez sarsılıyor. Pi Patel, Hindistan'da hayvanat bahçesi işleten bir ailenin çocuğu olarak büyür. Sürekli hayvanlarla haşır neşir
Edebiyat
Pi'nin YaşamıYann Martel · Gutenberg · 20258 okunma
10/10
·344 syf.··
2026 53. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 13:45
" Dünya göründüğü gibi değildir. Onu anladığımız gibidir, öyle değil mi? Ve bir şeyi anlamak için ona bir şeyler katmamız gerekir. Bu da yaşamöyküsünü oluşturmaz mı?" Piscine Molitor Patel kendi koyduğu ismi ile Pi Patel Hindistan'da hayvanat bahçesi işleten bir ailenin on altı yaşındaki oğludur. Ülkenin siyasal ve ekonomik durumundan ötürü Kanada'ya yerleşmeye karar verir aile. Yanlarına aldıkları bazı hayvanlar ile birlikte Japon kargo gemisi ile yola çıkarlar. Mutlu ve umut dolu gelecek hayalleri maalesef yarım kalır Gemi batar Pi, Richard Parker adında bir bengal kaplanı, bir sırtlan, bir orangutan ve bir zebra ile birlikte bir filikada sağ olarak kurtulur. Okyanusta hayvanlar ile birlikte on altı yaşında bir çocuk!!! Şahsen kaplanları ne kadar sevsem de bir filakada onunla yolculuk fikri korkutuyor beni Aylarca sürecek bu yolculukta bir çocuğun açlıkla, susuzlukla, korkuyla, umutsuzlukla baş etme yöntemlerini görüyor ve onu ayakta tutan yaşama azmine ve inancına hayranlık duyuyorum. Okuduğum her sayfa net olarak gözlerimde canlanırken tüm duyguları ve yaşananları derinden hissettim. Daha önce filmini seyretmiş ve çok sevmiş biri olarak kitabı daha çok sevdiğimi belirtmeliyim. Kitaptaki duyguların ve sahnelerin çoğu filmlere aksetmiyor maalesef Kitabı bitirdikten sonra yaşanılanların gerçek mi yoksa korkutucu ve yıpratıcı, umutsuzluk dolu bir yolculukla çocuğun başa çıkmak için anlattığı metaforik bir öykü olup olamadığı aklımda soru işareti olarak kaldı. Sizce tüm yaşanılanlar gerçek olabilir mi??
Pi'nin YaşamıYann Martel · Gutenberg · 20258 okunma