Gerektiğinde insanların hayatından kaybolmayı öğrenin. Olay çıkarmayın, sitem etmeyin. Sadece sessizce uzaklaşın. Değerinizi bilmeyenlere siz olmadan yaşama izni verin. Size açılacak kapılara siz bile şaşıracaksınız...🥀🖤 .
Kopuş
Bıraktım sonsuz boşluğun içine seni, Ne bir sitem, ne de gecikmiş bir veda. Hafiflesin diye kalbimin ağır yükü, Seni rüzgarsız, uçsuz bir göğe saldım. ​Geri dönme diye bir daha, Uzaklaştım yavaşça yörüngenden. Çekim gücünü yitirdi o eski dünya, Artık yerçekimi yok aramızda, Sadece büyüyen bir mesafe var içeride. ​Yıldızlar şahit bu sessiz firara, Kendi karanlığımda yeni bir yön buldum. Ne sen bir daha o eski yoldan geçebilirsin, Ne ben o yörüngeye bir daha dönebilirim. ​Bıraktım seni, Geriye dönüp bakmayacak kadar derin, Ve seni tamamen unutacak kadar hür bir boşluğa... Ebruu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Günaydınnn mutlu sabahlar dilerim:)
Misafirsin bu hanede ey gönül, umduğunla değil bulduğunla gül, hane sahibi ne derse o olur, ne kimseye sitem eyle, ne üzül.🌿 Mevlana Celaleddin-i Rumi
Yâ Hüseyin...
Bugün 10 Muharrem, Peygamberin göz bebeği İmam Hüseyin bugün şehit edildi. Bugün Muhammet ümmetine matem, yezid (Lânetullâhi aleyh) soyuna kutlama günüdür. "Kerbelaya kurup ordusunu kavm-i süfyan, Çekdiler subh sitem-i hancer-i berran ağla. Al u evlad ile ashab-ı Hüseyn oldu şehid, Yalnız kaldı aman seyid-i şeban ağla."
Din
“Yapay Zekâ Çıktı, Kitap Öldü” Diyor Allah’ın Belaları
Şimdi ona melek ya da şeytan diye bakanların çoğu yapay zekânın yakın zamanda kat ettireceği medeniyet mesafesini anlayamıyormuş ama yakında onlar da anlayacakmış. O değil de, “Yapay zeka var, artık kitap dolaşımdan çıkacak” diyor Allah’ın cezaları. Tüfek icat olduğunda mertlik ölmüştü. O gün bugündür namertlik hükümferma ama bundan ne katillerin ne maktullerin ne müebbetlerin ne işkencecilerin ne de kürek mahkumlarının şikâyeti var. Namertlik öyle tabana yayıldı ki insan öldürme aparatı üretenler dünyanın her yerinde başa tac ediliyor. Haksızlık, hukuksuzluk yani zulüm, hemen her kumaştan her cinsten kendine dilediği elbiseyi dikiyor. Kalleşlikten, namertlikten son şikayetçi olan adam Köroğlu’ydu. Onun da üzerinden şu kadar yüzyıl geçti. Şimdi insanlar, örgütler, devletler, toplumlar göğüslerini döve döve sahip oldukları, olacakları, olmak ya da olmamak istedikleri savaş uçakları, radar sistemleri, füze ve nükleer silahlarla övünüyorlar. Cahiliye, sanayi, teknoloji, bilgi, bilişim, bilim, iletişim çağlarının üzerine ilerleme durdurulamıyor. Hâliyle insanın azgınlığına da fren bulunamıyor. İnsan ölümsüzlük arayışını sürdürürken dünyayı altüst etmeye devam ediyor. Biz daha “adamlar yapmış,” “şeytan bunun neresinde,” “tarihin terakkinin niye gerisinde kaldık” diye iki sülüs besmele, birkaç amme cüzü, üç beş divan şiiri için matbaayı geciktiren ecdadımız ile şah ve padişahlarımıza sitem ederken şu geldiğimiz yere bakın. Perdahsız kerpiç damlardan kaloriferli apartman dairesine taşınmanın ve henüz matbaada bir iki kitap tab etmenin sevincindeyken hangi akılla, ne ara, nasıl geldiysek yapay zekâ algoritmalarının hüküm sürdüğü şu saçma sapan günlere geldik. Söz bitmiş, anlam çökmüş, hikmet ölmüş, hayret uçmuş, cümle dağa kalkmış, düşüncenin cazibesi kalmamış, fikir
Makale|Yazı
“Eskiler
“Aldığın ahı,çaldığın kapı da bul” dermiş. Ne naif bir sitem…”