Bu zevk u sefa sürer mi böyle...
"Bu zevk u sefa sürer mi böyle, Her dem fanidir gün olur biter..." Gönül mülkünü zevk u sefaya feda edenlerin en büyük yanılgısı, zamanın o acımasız ve doğrusal akışını unutmasıdır. Ne bu dünyadaki lütuf kalıcıdır, ne de o lütfun verdiği sarhoşluk. Makamların, ünvanların ve maddiyatın geçici gölgesine sığınanlar, bir gün o gölgenin çekileceğini asla hesaba katmazlar. Oysa hayatın asıl dengesi, zevkin muvakkat (geçici) parıltısında değil, geride bırakılan "şahsiyet" ve "eser mirasında" gizlidir. Hakiki liyakat sahibi bir insan, ne sefanın rüzgârına kapılıp savrulur ne de o zevkin bitişinden korkar; çünkü onun sermayesi fani olan değil, baki kalacak olan erdemlerdir. Ehl-i irfanın dediği gibi: "Bu da geçer yâ Hû..." İnsanın bu fani döngüde zevk u sefa yerine, kalıcı bir "nefes" ve anlam arayışına yönelmesi ruhun en büyük tekamülüdür. Zevk u sefanın geçiciliğini ve asıl olanın kalıcı bir iz bırakmak olduğunu, manzum olarak kaleme alalım: Geçer Bu Devran Sefanın rüzgârı estikçe eser, Zannetme ki her dem hep böyle gider. Zamanın tırpanı bir gün biçince, İkindi gölgesi silinir o gün. Makamlar, ünvanlar, saraylar fani, Aldatır insanı bu süslü yanı. Dolunaydan hilale dönerken ömür, Vakit tamam olur ay görünmez o gün. İnsaniyet tahtında her kim otursa, Liyakat mülkünden payını alır Sefanın sonu mu? Koskoca yalan! Her fani toprağa belenir bir gün.
Ben Halil Keskin
"Hayatın çemberinden geçip, her şeyi kendi iç dünyasında nihayete erdirmiş bir adamın dinginliğiyle yazıyorum: Geçmişe sitem, geleceğe kaygı yakışmaz; yaşanmış her güzel güne hürmetle, hâlâ buradayız."
Hayata Dair
Reklam
Gözlerine kıyamam… Bazen bir şarkıda, bazen bir kokuda, bazen de hiç beklemediğim bir anda hep aklımdasın. İnsan gerçekten sevdiği birini kalbinden söküp atamıyor. Seni unutabileceğimi sandığım zamanlar oldu ama ne zaman kalbime dönsem, orada yine sana ait bir iz buldum ben Belki ikimiz de yorulduk. Belki ikimiz de kırıldık. Yaşadığımız hiçbir şeyin sıradan olmadığını da biliyorum Sen bana sevgiyi anlattın. Ben de sende, bir insanın başka bir insanda kendini evinde hissedebileceğini gördüm. O yüzden bugün sana ne bir sitem bırakıyorum ne de bir hesap. Sadece şunu söylemek istiyorum. Seni düşünmek hala içimi ısıtıyorsa, seni anınca hala gülümseyebiliyorsam, kalbimde sana dair güzel olan şeyler bunca zamana rağmen eksilmediyse… Demek ki sevgimiz sandığımız kadar uzaklara gitmemiş ve ben bütün kırgınlıklarıma rağmen, seni güzel hatırlamayı değil de güzel sevmeyi bilirim Ben de sana Gurban olduğum… Kalbim git dediğine bile sessizce KAL demeye devam ediyor
sitem
Kutulu kitap hediyesinin kutusunu çöpe atmak ayrı bir olay. Yayınevi kitaplara kutu yapmışken ve rafa da konabiliyorken neden çöpe atarsın ki.
Bir şeyler oldu.. Bir daha kimse eskisi gibi olmadı. Saksıdaki çiçek köklerine sitem etti, Kırılan dallar bir daha kök salmadı. Bir şeyler oldu işte.. Adım atan, düştüğü derinlikte sarsıldı, O emin konuşmalar yerini kaygılara bıraktı. Bir daha kimse eskisi gibi olamadı. Halbuki kelimeler çok iddialıydı.. Daha dün "Sen benim her şeyimsin" diyen, Bugün her şeyini bırakıp gitti. Rüzgâr testten esti, gök ortadan yarıldı; Yıldızlar, tutundukları gökten bir bir boşluğa savruldu. Bir sabah soluk doğan güneş, ısıtmadı hiçbir yüreği; Ne varsa o yürekte, sevenler sevdiklerini unuttu işte. Bir şeyler oldu ve bir şeyler bir daha eskisi gibi olmadı.. Şimdi herkes eskiyi özlüyor, Fakat kimsenin cesareti yok, bir daha aynı şeyleri yaşamaya..
Alıntı
bir saat önce pavyonda yazıldı...
Mutlu değilim. Bunu bir sitem gibi söylemiyorum artık, bir kapıyı çalar gibi de değil, kimse duysun diye değil, yalnızca içimde hâlâ konuşabilen son yer bunu fısıldadığı için söylüyorum. Mutlu değilim. Dünya yansa, şehirler birer birer kül olsa, insanların o sahte telaşı, o parlatılmış yüzleri, o iyiyim yalanları, o hiçbir yere varmayan kalabalıkları bir akşamüstü rüzgârıyla savrulup gitse, belki içimde bir şey ilk kez susar. Belki daha mutlu olurdum. Yangına sevindiğimden değil, zaten çoktan yanmış birinin dışarıdaki ateşi görünce nihayet kendine benzeyen bir dünya bulmasından. Benim içimde uzun zamandır sessiz bir kıyamet var. Kimse görmüyor. Kimse duymuyor.
1000Kitap
Reklam
Reklam