Gülçin

4/10
·512 syf.··
2021 7. kitabı
Öncelikle söylemem gerekir ki, Nana'ya sadece bir roman olarak bakacaksam, çok tercih edeceğim ya da tavsiye edeceğim bir kitap değil. Hikayesi pek ilgimi çekti diyemeyeceğim. Kısaca anlatmam gerekirse dünyanın en eski mesleklerinden biri olan fahişeliği 1800lü yıllarda Paris'te icra eden ve döneminde oldukça popüler olan Nana'nın yaşadığı ihtişamlı hayat ve ardında bıraktığı enkazları anlatıyor Emile Zola. Tabi söz konusu Zola olunca, anlatılanın sadece bir kadının aşk hayatından ibaret olmayacağını da tahmin edersiniz. Aslına bakarsanız büyük bir gözlemin sonucudur Nana. Fransa'da 1800'lü yılların sonlarına doğru nasıl bir toplumsal yozlaşmanın oluştuğunu Nana'nın ve çevresindeki insanların hayatlarından izliyoruz. İşin içine arzular karıştıysa ve insan eğer bu arzularına gem vuramıyorsa, bir uçurumun kenarındadır adeta. Bir yangın misalı her şeyi yakıp yıkabilecek güce sahiptir bazen bu arzular. Nana'nın çevresindeki erkekler üzerindeki etkisi de adeta böyle bir yakıcı güce sahiptir. Ne insanların dine olan bağlılıkları, ne mesleklerine duydukları saygıları ne de eşlerine olansevgileri durabilmiştir bu arzu selinin karşısında. Gözler önünde sürülen hayatın ardında bir de aslında herkesin bildiği ancak üç maymunu oynadıkları bir hayat vardır ki, o hayata geçen herkes, kapıda dürütlük ceketlerini asmışlar ve sadece kendi zevklerinin peşinde koşmuşlardır. Zola, yarattığı Nana karakteri üzerinden dönemin toplumsal riyakarlığını harika yansıtmıştır bizlere. Ancak başta da dediğim gibi, kurgusal olarak kişisel okuma zevkime pek hitap etmese de, tarihi aşk hikayeleri okumayı sevenlerin ilgi ile okuaycağını düşündüğüm, oldukça akıcı ve rahat okunan bir kitap.
NanaEmile Zola · İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,5bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Gülçin

, bir kitap okudu
4/10
·512 syf.··
2021 7. kitabı
Emile Zola
7.5/10 · 5,5bin okunma
Puan vermedi·287 syf.··
2021 6. kitabı
1800'lü yıllarda İngiltere'de kitaba adını veren Cranford kasabasının sakinlerinin günlük hayatını konu alıyor kitap. Victoria Dönemi'ndeyiz, toplumda sınıf farkları, burjuvaya mensup insanların günlük meşgalelerini okuyoruz. Orta yaşlı ve bekar olan Miss Deborah ve Miss Matty'nin hayatları üzerinden hem dönemin sosyal yapısına, hem de kadınların günlük hayatlarına bakıyoruz. Oldukça sakin bir toplumda, oldukça sakin bir hayata baktığımızı düşünürsek, kitap "akmıyor" okurken sürekli bir kenara koyma isteği uyandırdı bende. Direndim, bitirdim, ama o da beni bitirdi :D Elbet seveni vardır ama benimiçin fazla durağan bir kitaptı. Enteresan bulduğum kısım ise, kasabada neredeyse erkek yok, kadınlardan oluşan bir toplum, erkeğe bağlı olmamaktan bahsediyor ama ne hikmetse hepsi ya babalarından ya eşlerinden kalan para ile geçiniyorlar, aman çalışayım, kendim kazanayım hak getire :D Bu sefer güldürmedi :P
CranfordElizabeth Gaskell · İletişim Yayınları · 2016201 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2021 5. kitabı
Kapaktaki fotoğraf sardı beni önce. Yazarın da annesinin bu fotoğrafında onu tanımladığı gibi “Silüeti ince ve zarif, elbisesi hafif ve beyaz. Sanki suyun üstünde yürüyor. Aynı zamanda hem denizde hem gökte”. Yazarın diğer kitaplarını okumuş olanlar onun otobiyografik hikayelerine ve aile hayatını ele alışına alışkınlardır, bu kitabını da annesine ithaf ederek onun hayatının perdesini bizlere aralamış yazar. Çocukluğundan başlamış, ölümüne kadar iyi kötü anıları paylaşmış. Annesini mesafeli ve ketum bir insan olarak tanımlamış başlarda, ancak sayfaları çevirdikçe, onun aslında neden böyle olduğunu ya da olmak zorunda olduğunu anlatmış bizlere. Tüm bunların yanında aslında ne kadar güçlü bir kadın olduğunu anlatmış. Mutluluğu parmaklarının ucundan kaymış bir kadının yaşadığı onca talihsizliğe rağmen nasıl dimdik ayakta durduğunu, hala ruhunun yaşama inancı ve sanat aşkı ile ışıl ışıl parlayabildiğinin çarpıcı bir kesiti kitap. Baskıcı bir ailede hayata gözlerini açıyor annesi Marie – Thérèse, katı bir Katolik olan kendi annesinin izleri, hayatının her anına işliyor adeta Marie’nin. Sonrasında saygın doktorluk mesleğinin ardına sığınmış bir alkolik olan kocası ile evleniyor, hayatın tadını alamadan kendini dört çocuk annesi olarak buluyor, erken yaşta dul kalıyor… Ama yine de keşfetmekten, sanattan, müzikten de uzak duramıyor. Acıyı, sevinci, ümidi, mutsuzluğu kısacası hayatın bizlere sunduğu tüm duyguları barındıran bir kitap! Şans verin, pişman olmayacaksınız
Kuzeyli AnnemJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20252,753 okunma