Güz Sarısı Epiloğu
İşte bu son perdesiydi başladığımız oyunun İzahı yoktu aramızda konuşulan bu konunun Sanrılarla baş başa raks ederken o akşam Cebimde geçmişten kalan kapkara bir yaşam Meğer hep ona dayanıyormuş attığım her bir adım Hangi patikadan sapsam, ona çıkıyor yollarım Sen ki bu can evimde hüküm süren yaşamsın Ruhuma mühürlenmiş büsbüyük bir gamsın Sustu o koca nehir, kurudu pınarlarım Artık bu ıssızlıkta kime neyi anlatırım Karşımda duran ayna bile yabancı sese Hapsetmiş kendi kendini o daracık kafese Buram buram bağırıyor içimdeki şu çocuk Bulamıyor tenine saracak eski bir gocuk Müsaade etmez elbet bu sonsuz gâma Yaradan Bir gün elbet çekilir bu gölgeler aradan Sanki tek bana bahşedilmiş bu güz sarısı epiloğu Bu sessiz yalnızlıkta can çekişiyor bir kuğu Zamansız vedalarla kararır her an devran O kafesteki gönül öyle güçlü, öyle yaman Bir konçerto ortasında kesilse keşke nefesim Kendi kendine hayaller kuruyor bak iç sesim Ah güz sarısı sen neden bu kadar nazlı ve elemsin Hükümsüz bir infazda boynuma inen kaddesin Söyle şimdi yad ellerde tek başına mı kaldın Yoksa o sahte rüyayı gerçek hayat mı sandın Zemheri vurdu bak yine, sustu bütün şarkılar Zihnimin dehlizlerinde kanar eski sancılar
Şiir
ŞEHİT ÖĞRETMEN NECMETTİN YILMAZ... Size bir hikaye anlatmak istiyorum... Necmettin Yılmaz'ın hikayesi... Gerçi, bu topraklar ismini bilmediğimiz vatan sevgisiyle dolu mazlumların hikayeleriyle dolu... Onlardan biride 23 yaşında şehit edilen sınıf öğretmeni, Necmettin Yılmaz... Gümüşhane’nin küçük bir köyünde dünyaya gelen Necmettin Yılmaz, 9 Eylül Üniversitesini kazanmış, yatay geçişle Karadeniz Teknik Üniversitesine ordanda daha ekonomik olacağını düşünerek tekrar yatay geçişle Artvin Çoruh Üniversitesi’ni gider ve bitirerek sınıf öğretmeni olur. Öğretmen olmak ve kimseye yük olmamak için çalışır. 2016 yılında Şanlıurfa'nın Siverek ilçesindeki Çiftçibaşı İlkokulunda göreve başlar. Öğrencileri onu çok severler.. Necmettin Yılmaz okulun tek öğretmeni vede Müdürüdür. Daha 23 yaşındadır. 8 Aylık öğretmendir. Okul tatil olur, Gümüşhane'ye Ailesini ziyaret etmek için yola çıkar, PKK’lı teröristler Tunceli yolu üzerinde yolunu kestiler, Necmettin Yılmaz'ın aracını ateşe verdiler, kendisini kaçırdılar. Babası duyar duymaz Tunceliye koştu, bir ümit Necmettin Yılmaz'ı belki geri getirirler diye... Ama hiç bir haber alınamadı... 5 gün sonra Pülümür çayında Necmettin yılmaz'ın cesedi bulundu. PKK'lı teröristler Necmettin Yılmaz'ı şehit edip, cesedini Pülümür çayına atmışlardı... Necmettin Yılmaz'ın cenazesi, memleketi Gümüşhane'nin Torul İlçesine götürülüp toprağa verildi. Geride gözü yaşlı bir baba, annesi ve kız kardeşi kaldı... Babası 2 yıl sonra Necmettin'in öğretmenlik yaptığı okula gider, Sıraya oturur, Duvarda Necmettin'in asılı fotoğrafına bakar bakar, Öğrencileri gözyaşlarına boğulur... Allah rahmet etsin... Ailesine sabır versin... Ruhuna EL FATİHA.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Vitrin Esareti ve Şahsiyet Buhranı
Yazılarım uzun ve sıkıcıdır, arka fonda çalsın youtu.be/U8oLGWSDVsE?si=... Ben meselelere hendese ilminin verdiği düşünme sistematiğiyle önce konuyu anlama, derinleştirme, tahlil etme, tetkik etme, fayda zarar analizi, hasar tespiti ve nihayetinde çözüm önerileri sunarak ilerleyeceğim. Modern insan, varoluşsal zeminini yitirdikçe siber mecraların yapay vitrinlerinde kendine sahte bir cennet inşa etme yarışına girişmiştir. görünüyorsam varım yanılgısıyla şekillenen bu yeni dünya düzeni, insanın fıtri istikametini kaybetmesinden doğan dehşetli bir performans kaygısını ve modern bir riyakarlık buhranını beraberinde getirmektedir. En mutlu anların, en şık kıyafetlerin ve derinliği hazmedilmemiş entelektüel alıntıların sergilendiği bu dijital panayırda, insanlık kendi gerçeğine yabancılaşmaktadır. Oysa hakiki samimiyet; insanın zayıflığıyla, acziyetiyle, kusuruyla ve yaralarıyla barışık olmasıyla var olur. Yaraların gizlenip sadece kurgulanmış başarıların yarıştırıldığı bu çağda, samimiyet erişilmez bir lüks haline gelmiş, kimse gerçek halini göstermeye cesaret edemediği için de kitleler derin bir anlaşılamama sızısıyla baş başa kalmıştır. Bu marazi tabloyu ve ruhsal yarılmayı tahlil ederken Furkan-ı Hakim’I esas kaynak olarak almak elzemdir. Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs ve aranızda bir övünme yarışıdır. Ayet-i kerimenin açıkça ihtar ettiği bu mahiyet, insanın dijital ekranlarda sergilediği cafcaflı ama içi boş tasannu hayatının tam bir tasviridir. İnsanın dış dünyaya sunduğu mükemmeliyetçilik maskesi, Fahr-i Kainat Efendimiz’in (sav) Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, fakat kalplerinize ve amellerinize bakar. bu nebevi ihtarı, hakiki kıymetin dış görünüşte, takipçi sayılarında yahut vitrinlerdeki

Esra Nevi Şahıs Hanım

@Fani_biri
·
İnsanlar artık vitrinlerde yaşıyor. En mutlu anlar, en şık kıyafetler, en entelektüel alıntılar hep sergilenmek için. Bu kadar "görünür" olma çabası, insanı derin bir performans kaygısına sürüklüyor. Herkes birbirinin sadece "en iyi versiyonunu" görüyor. Oysa samimiyet, insanın zayıflığıyla, kusuruyla, yarasıyla var olur. Yaralarımızı gizleyip sadece başarılarımızı yarıştırdığımız bir dünyada, samimiyet bir lüks haline geldi. İnsanlar anlaşılmadıklarını hissediyor çünkü kimse gerçek halini göstermeye cesaret edemiyor
Duygu ve Düşünce
Fenafillâh
Haz almak, yaşama suçu üzerindeyken ölümden haz almak Bilmediğin ordular içinde bilmediğin savaşlar kazanmak Yarınların hayali ile kafanı yastığa koyduğun her gece Gönül, makberin eşiğinde dertleşir gizlice Sakinleştiremez beni en natuk diller bile Adını sayıklayıp gelirken bülbüller dile Silinir her bir keder, affolur sinedeki günah Son bulur yaşama suçu, başlar fenafillah Şavkır şimdi o sonsuz sükut, ten hapsinden Vazgeçer insan, kendisi olmanın en ağır yükünden Kim ayıklayabilir ki artık bu karmaşık kördüğümü Alkışlar bu mağrur akıl, sessizce gelen ölümü Geceler boyu kurulan o yarınlar, birer birer solar Gözlerin ardındaki karanlık oda, nihayet ışıkla dolar Ne bir kimlik kalır masada, ne geride bir feryat Sadece kendi çıplaklığıyla yüz yüze kalır hayat.
Şiir
Sitedeki kızlara, görücü falan da gelmiyordur kesin.. 😆
Şair ve yazar Cahit Zarifoğlu, vefatının 30. yılı nedeniyle ailesi ve Çocuk Vakfınca düzenlenen törenle, yarın Küplüce'deki kabri başında anılacak. Tam adı Abdurrahman Cahit Zarifoğlu olan ve 1 Haziran 1940'ta Ankara'da dünyaya gelen şair, babasının görevi nedeniyle Şanlıurfa Siverek'te başladığı ilköğrenimini, memleketi Kahramanmaraş'ta tamamladı. Lise öğrenimine Ankara'da devam eden Zarifoğlu, son sınıfta edebiyat ve matematikten bütünlemeye kaldığı için 1955'te başladığı lise öğrenimini ancak 1961 yılında bitirebildi.