Sevdanın temelinde belki de bu vardı: seçilmiş olmak, ayrıştırılmış olmak. Diğer insanlardan ayrı olarak sana bakılması, senin benimsenmen, senin tercih edilmen ve bir sırrın ortağı olmak...İşte bu sevdanın ilk adımı değil miydi?
Sanki o kadın ben değilim, eskiye öyle uzağım artık.Üzerine kaç kışın karı yağdı, kaç sonbaharın yaprağı döküldü.Sular aktı,taşlar yuvarlandı, çukurlar doldu, tümsekler eridi...Masalmış meğer, fazla inanmışım ona, nereden bilebilirdim...
Yanan bir sigarayı avucuna bastırır gibi neyin ne denli acıtacağını, neyin ne denli yırtılıp parçalanacağını ve neyin seni nereye götüreceğini bilmek için kendine bir seyirci koltuğu seçmezdin.