Şehir...
Bir milletin geleceğe en büyük mirası tarih kadar muhakkak ki medeniyet inşa' etmektir. Geçmiş devirlerde uçsuz bucaksız bozkırlarda medeniyetini sırtında taşıyan Türk milleti, bu coğrafyaya gelince artık 'oturak' olmuş; medeniyetini kıl çadırlardan taşlara, kerpiçe ve ahşapa işlemeye başlamıştır. İşbu kitap, Türkistan'dan Kafkaslara, Anadolu'ya ve Rumeli'ne taşınan şehir, millet ve medeniyet rûhunu en güzel ve samimi biçimde tetkîk eden nâdir eserlerimizdendir. Kitapta geçen şehirler ise (Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul) hepsi birer medeniyeti temsil etmektedir. Erzurum; Saltuklu, İlhanlı ve Akkoyunlu mirasını derinlerinde taşıyan Anadolu ve Kafkaslar arasında sıkışmış bir şehir olmakla beraber, Türklerin bugünkü Türkiye topraklarında ilk rûhunu işlediği şehir olmuştur. Konya baştan başa bir Selçuklu'yu yansıtır bize. Bursa kuruluş devri Osmanlı'sının tohumlarının yeşerdiği ve "Türk Roma"sının yücelmeye başladığı yerdir. İstanbul kudretimizin doruklara ulaştığı, zevkimizin, sanatımızın, mimârîmizin ve medeniyetimizin son şekline kavuştuğu bir rüyâ âlemidir. Ankara ise büyük mücadelelerden sonra bugünümüzün, bizim temsilcimiz olmuştur. Peki biz geleceğe nasıl bir kültür, rûh ve medeniyet bırakacağız?