Sonunda 12 sene önce başlamış olduğum Pretty Little Liars macerasının en keyifli kısmına adım atabildim. Kitaplarını okumak.
Bundan 12 sene önce ben de 12 yaşındayken, o an olduğum ergen kızı etkileyen harika bir diziyle tanıştım. Sürükleyici, gizemli, entrikalı... Yaşadıkları tonlarca probleme rağmen yine de manikürlü tırnakları ve giydiklerini bir daha giymeyen -hep o günlerin güncel modası- kıyafet kombinleri ile içimde bambaşka duygular uyandıran bir dizi olmuştu. Gel gelelim dizi senelerce sürdü ama ben kendi ergenliğimle boğuşacağım diye sadece 2 sezon izleyebildim. Büyüdükçe de unuttum.
Geçen sene hayatımın boş ve umutsuz bir döneminde içimde durduk yere bir nostalji açlığı doğdu ve aklıma PLL düştü. Zaten son zamanlarda çocukken okuduğum şeyleri tekrar okumaya başladım, o dönemlerin estetiğini özlediğimi fark ettim. Oturdum ve 6 ay gibi bir sürede koca 7 sezon diziyi, onun devam dizilerini, yapılan röportajları ve hakkında yazılan yazıları yaladım yuttum. Hayır işsiz değilim ama kafayı bir şeye takınca takıyorum. Dizinin aslında bir kitap serisinden uyarlanmış olduğunu da izlerken keşfettim. Geçen ay kendime yaşattığım onca sahaf macerasından sonra tüm seriyi elimin altında toplayabildim. Türkiye'de yeni basımları yok, eski basımları da estetik açıdan çok iç açıcı değil ama olsun.
Öncelikle şunu söyleyerek başlamak istiyorum, sanırım kitap editörden hiç geçmemiş. Yani o kadar fazla yazım yanlışı, anlam kayması var ki sayamadım. Benim için çok rahatsız ediciydi. Bir çocuk ve gençlik kitabı için böyle özensizlik bence kabul edilemez. Diğer bir problem de çeviri. Çevirmen Olcay Gürkan Koçak gerçekten o kadar kötü bir iş ortaya koymuş ki onun adına utandım. Keyifli bir okuma olması için uğraştım ama yer yer bu konuda sinirlenmekten kendimi alamadım. Serinin