Eser Mehmet Eymür’den daha çok sanki Hiram Abas tarafından yazılmış gibi. Belki de Hiram Abas yazsaydı, kendisini ve kendisinin karıştığı olayları bu kadar güzel anlatamazdı. Bir de özellikle sol ağırlıklı örgütlerin karıştığı, onları planladığı olayların veya onlara karşı yapılan operasyonların özellikle ayrıntılarıyla birlikte verilmesinden ayrı, sanki hiç sağ örgüt yokmuş gibi yapılması manidar geldi. Ben gerçekten kapsamlı, genel bir şekilde olayların anlaşılabileceği eser sanarak aldım ama biraz hayal kırıklılığına uğradım. Behçet Cantürk gibi mafya babalarının öldürülmesi ile veya yakalanması ile ilgili birkaç sayfa bir şey beklerdim. Onlarda yok. (Her ne kadar o sıralarda kendisi yurtdışında olsa da.) Dediğim gibi biraz hayal kırıklılığı oldu. Ancak yine de aynı yayınevinden çıkan “Deşifre” kitabını alacağım. İçeriğinde Uğur Mumcu ile ilgili bilgiler de mevcut. Bakalım belki istediğini bulabilirim. Ayrıca şöyle bir olay da var. Yazmadan geçemeyeceğim. O zamanlar şimdilerde de yayında olan bir gazete varmış ki, danıştay saldırısından önce sayfalarında birilerini hedef gösteren malum gazeteyi cebinden çıkarırmış. Ayrıca o zamanlar da adına “Fabrikatör” de denen gazete şu anda da aynı kişinin başkanı olduğu partinin yayın organı. Bilmediğim çok şey öğrendim. Doğru, yanlış... Her görüşten, her kesimden, sağdan, soldan, ortadan okuya okuya öğreneceğim.
Türkiye Cumhuriyeti için kirli siyasi aktörler, terör ve irticadan belki de şu anda daha fazla tehdit oluşturuyor. Yıllardan beridir kendi kokuşmuşluklarını heryere yaydılar, tüm halkı ve memleketi saran ve yıllar içinde devam eden bir çürümüşlükleri de alıp başını gitti. Başkanlık sisteminin bir işe yaramadığı, tek adamlık yönetiminin bu ülkeye bir şey getirmeyeceği bas bas bağırılmasına rağmen inanmak istemediler. Çünkü güçlü meclis istediklerini yapmalarına engel olacaktı, sorgulama, sual artık yok. Milletvekilleri sadece koltuk işgal ediyor. Meclis tam bir tutsak, ülke tutsak. Tek bir söz her şeyi yapmaya yetiyor. Hal böyle olunca her şey onların istediği gibi.
Eserde, kokuşmuşluğun, adaletsizliğin, yozlaşmanın ne demek olduğunu göreceksiniz. Metastaz’ dan sonra bir kez daha yargıda, bürokraside, yaşanan çürümeleri görecek devleti, ülkeyi esir alan kanserli hücreleri bir kez daha göreceksiniz.
Eser 4 bölümden oluşmakta ve;
- İmparatorluk Mirası
- Milli Mücadele Yılları
- Laiklik
- Kıbrıs Meselesi olarak ayrılmakta.
İlk bölümde imparatorluğun devlet geleneğini, sosyal, kültürel ve ekonomik yapısı ile dünya ile ilişkilerini anlaşılır ancak çok detaya girmeden anlatıldığı
, ikinci bölümde 1. Dünya Savaşı, Misak-ı Milli, Lozan, Musul Sorunu ve Oniki Ada meselelerinin açıklandığı, üçüncü bölümde Mustafa Kemal Atatürk neden Laikliğin ilkesi üzerinde durduğu ve dış cephede hilafet ve din üzerinden nasıl içişlerimizi karışılmak istendiği, son bölümde de Kıbrıs Meselesinin çok detaylı bir şekilde irdelendiği gerçekten anlaşılır, çoğu tarih kitaplarının detaylar ile sizi sıkan o havasının olmadığı kısa sürede çok şey öğrenebileceğiniz bir eser. Günümüzde hemen hemen her zaman tekrarlanan, herkesin bir şey söylediği ancak sizin “kime inanacağım?” diye aklınızda soru bırakmayacak bir eser. Tavsiye ederim.