Blue Suit Blues – Slow Chicago Blues Guitar & Smooth Jazz for Deep Late Night Relaxation youtube.com/watch?v=XDaWe9t...
Edebiyat
kan sporu // (1988) — 1988 yapımı, `jean-claude van damme`'ı jean-claude van damme yapan, mahalledeki her çocuğu bacak açma egzersizleri yapmaya zorlamış efsanevi filmi. (bkz: bloodsport). trt ekranlarında `pazar sineması` kuşağında ya da star tv'nin bol reklamlı gece yarısı kuşağında `parliament sinema kulübü` de az izlemedik bunu. `frank dux` isimli bir abimizin (ki kendisi gerçekte var olduğunu iddia etse de hikayeleri hep bir şehir efsanesi tadındadır) gizli bir yer altı dövüş turnuvası olan "`kumite`"ye katılmasını anlatır. filmdeki her şey mi ikonik olur arkadaş? `jcwd`'ın turnuvaya alınmak için tuğlayı değil de altındaki tek bir mermeri kırdığı o sahne. `gözlerine kireç fırlatıldıktan sonra kör` `topal dövüşüp, hocasının` "gözlerinle değil kalbinle gör frank!" felsefesiyle `chong` li'yi patates etmesi. her dövüşçünün kendine has dövüş stili (özellikle maymun stili dövüşen abimiz favorimdi). ve tabii ki filmin ana kötüsü `chong li`'yi oynayan `bolo yeung`. adamın göğüs kaslarını oynatarak yaptığı psikolojik baskıyı bugün mc fit spor salounda ki hocalar yapamıyor. — dövüş sahnelerindeki o yavaş çekimler (`slow motion`) ve `van damme`'ın havada döner tekme atarken attığı o unutulmaz çığlıklar sinema tarihine altın harflerle kazınmıştır. oyunculuklar yerlerde sürünür, senaryo düz çizgilidir ama hissettirdiği o saf `80'ler` aksiyonu ve gaza getiren müzikleri için bugün bile oturup baştan sona sıkılmadan izlenir. - `frank dux`'ın `kumite`'de finale çıkıp `chong li`'yi pes ettirirken attığı o son çığlık eşliğinde bacak bacak üstüne atıp çay içmek... 90'larda çocuk olmanın en büyük lükslerindendi. hastasıyız. appraf.com/title/movie/blo... [cdn.eksisozluk.com/2026/6/11/f/f9b...
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kitap Önerisi Part 3
Yine fantastik ağırlıklı bir öneri olacak. Bu defa romantik ve distopya da içeren bir liste. Part 1 İçin: #300900777 Part 2 İçin: #301023021 Fantastik Kitaplar: Caraval Serisi: Scarlett Dragna ve Donatella Dragna annelerinin onları terk etmesinden sonra babalarının bozuk psikolojisi ve dur durak bilmeyen şiddetine maruz kalan iki kız kardeştir. Scar ve Tella büyükannelerinin Caraval oyunu hakkındaki hikayeleri ile büyümüştür ancak Scarlett hikayelerdeki Legend karakterine fazla inanıyordur. 7 yıl boyunca Legend’e mektuplar yazar ancak geri dönüş alamaz. Fakat düğününe çok kısa bir süre kala Scarlett, Caraval’a bizzat Legend’den iki isimli bir isimsiz davetiye alır ve hikaye başlar. Scarlett hayali bu olsa da kurtuluş yolunun nişanlısı olduğunu düşündüğü için Donatella ile Valenda’da nişanlısının yanında yaşadıkları ihtimaline tutunur. Ancak Tella’nın pes etmek gibi bir arzusu yoktur ve ablasını denizci Julian ile beraber kaçırarak Caraval adasına götürür. İncelemem: #301582540 (serinin tüm kitapları için incelemem mevcut, yan serisi için de mevcut ama önermiyorum o seriyi) Hırsızların Dansı Serisi: Kraliçenin rahtanlarından Aydınlıksisli Kazimyrah (favori kadın karakterim olur tüm kitaplar arasında) ve iki kız rahtan arkadaşı, krallıklardan ilki olduğunu iddia eden kanun kaçağı Ballenger ailesinin peşine düşer. Ancak daha henüz Kral olan Jase ve usta hırsız Kazi’nin yolları hiç beklemedikleri şekilde kesişecek ve asla istemedikleri bir serüvene sürükleneceklerdir. Benim çok sevdiğim bir kitap. Kadın karakter aşık oldu diye karakterinden ödün verip farklı birisine dönüşmüyor. Aynı şekilde Jase de öyle. Yalanlarla dolu bir aşk yaşıyorlar ve işler sarpa sarıyor. Gallant: Bu kitabı herkesin seveceğini düşünmüyorum öncelikle. Biraz karanlık bir atmosferi
1000Kitap
Our emotions are messengers....
Jealousy shows you what you are afraid to lose. Envy shows you what you deeply desire. Anger shows you where you feel violated and powerless. Anxiety shows you where you crave certainty or control. Our emotions are messengers even "the bad ones" can be incredibly helpful, if we actually lean in and listen. We don't need to push them away and we don't need to immediately react to them. But rather slow down, lean in, and ask "what might this feeling be showing you about you". Quinlan Walther
Hayatınızda her şey aynı anda ters mi gidiyor? Kriz anlarında önünüzü göremiyor, sorunların içinde boğuluyor musunuz? Böyle fırtınalı dönemlerde rotayı yeniden çizmek gerekir. Peki, pilotların kokpitte hayatta kalmasını sağlayan zihniyet bize ne öğretebilir? Pilotların aldığı yoğun eğitim, onların düşünme yapısını tamamen kriz yönetimi üzerine şekillendirir. Kokpitte hayat kurtaran bu özel zihniyet, günlük yaşamın karmaşası için de çok değerli dersler sunuyor. İşte hayatınızı kontrol altına almanızı sağlayacak 4 altın kural:" 1. Önce Uçağı Uçurun ("Fly the airplane first") • Kural: Bir sorun çıktığında birçok insan krizin detaylarına kapılarak dikkatini kaybeder. Pilotlar ise ne olursa olsun her zaman önce uçağın kontrolünü ellerinde tutmayı öğrenirler. • Günlük hayatta: Maddi durumunuzda, sağlığınızda, ilişkileriniz veya işinizde bir şeyler ters gittiğinde önce durumu stabilize etmeniz gerekir. Kendinize şu soruyu sorun: "Şu anda beni “havada” (hayatta) tutan şey ne?" Durumun temel kontrolünü kaybettiğiniz sürece, detayları çözmeye çalışmanın hiçbir faydası yoktur. 2. Şüpheye Düştüğünüzde Yavaşlayın ("When in doubt, slow down") • Kural: Acele etmek kaçınılmaz olarak hata yapmaya yol açar. Kalp atış hızınız ne kadar yükselirse, bilinçli olarak yavaşlamak ve derin bir nefes almak o kadar önemlidir. • Günlük hayatta: Çoğu insan stres anında hemen ve fevri tepkiler verirken, pilotlar bilinçli olarak bir duraklama anı yaratırlar. Kaliteli ve doğru kararlar işte o sakin duraklama anında gizlidir. 3. Reaktif Değil, Proaktif Yaşayın • Kural: Pilotlar sadece "şu ana" tepki vermek yerine; yakıt, hava durumu ve sistemler gibi unsurları takip ederek sürekli bir sonraki adımda ne olacağına odaklanırlar. Kokpitte sürekli olayların arkasından yetişmeye çalışıyorsanız, zaten
Alıntı
Ben Kimim?
İlk kim başlattı bilmiyorum ama benimde yapasım geldiiii Öncelikle adım Ronahi ama telaffuz edilmediği için ve benim daha çok hoşuma gittiği için Rona deniyo tabii arkadaşlarımın taktığı mükemmel ötesi lakapları var mesela Tonahi ve Nonani yani ne alaka bilmiyom, Ronaldo diyen var ve en çok duyduğum lakap Havuç😔 13 yaşındayım 28 Şubat doğum günüm ve şimdiye kadar doğum günümü öyle aşırı abartı çok kutlamadım (2 kere küçükken kutlamıştım) ee saçma gelir belki bilmiyorum ama doğum günümü kendim organize etmeyi sevmiyorum daha çok sürpriz kutlananları seviyorum (hiç sürpriz d.g olmadı bu arada aga beee) Balık burcuyum yükselenimi tam olarak bilmiyorum çünkü doğum saatimi tam olarak bilmiyorum ama sanırım kovayım annemin ortalama o civarlarda doğdun dediği saate göre burçlar hakkında pek bilgim yok inanmıyorumda zaten ama ee burçlara ilgisi olan ve az çok bilen herkes balık burcu olduğumu söylüyo (biraz duygusalımda) Kompulsif (genel olarak OKB olarak geçiyo) ve anksiyetem var teşhisi kendim koydum😎 lslaşwöwlwlskd yani bir bilir kişiye hiç gitmedim ama çok fazla belirtileri var bu arada aslında konuşmayı çok severim aşırı konuşurum ama sadece beni doğru dürüst dinleyen biriyse diğer türlü susarım çünkü kendimi saçma bir şey yapıyormuş gibi hissederim ama ara sıra durduk yere susup düşünüyorsam ya çok kötü bir şey olmuş ve ben stres yapmışımdır ya da önemli bir şeyler düşünüyorumdur Hogwarts binam Ravenclaw ben tüm binaları seviyorum bu arada ama Ravenclaw bir ayrı favori karakterlerim Remus ve Tonks (bayılıyorum🫠) Favori şarkım yok çünkü ee çok fazla ruh hali değişikliğim oluyo yani slow bir şeyler dinlerken bir anda gidip en hareketli müziği açabilecek potansiyelim var ve dinlediğim şeyler o dönemler yaşadığım ruh halimi temsil ediyo bencee falab
1000Kitap