İlke

İlke

, bir kitap okudu
Puan vermedi·192 syf.·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2018 10:08
·
2018 2. kitabı
Kolektif
7.1/10 · 2.520 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2021 9. kitabı
Elias farkındalığı çok yüksek ve zeki bir adam, yıllarını ilgisiz bir avuç liseliyle heba etmiş olduğunun da, hala hayranlıkla izlediği karısının sadece borçlu olduğu için kendisini sevecen davranmaya zorladığının da bilincinde. Ancak tüm dünyasını bu iki temel üstüne inşa ettiğinden gerçeği kabul etmek istemiyor. Temeli çok zayıf olduğundan tüm duvarı yıkmak için ufak bir darbe -asık suratlı öğrencilerle işlenmiş, saygı görmediğini hissettiği bir ders- yetiyor. Yazarın üslubunu çok sevdim. Roman kısacık ama tüm karakter tahlilleri çok kuvvetli. Eva’nın güzelliğini ödülden ziyade bayağı yanlarını saklamak zorunda bırakan bir zindan olarak görmesi, Johan onu terk ettiğinde Elias’a sığındığı ve duygularını suistimal ettiği için suçluluk duyduğundan kocasını sürekli memnun etmeye çalışması ustalıkla anlatılmıştı.
Edebiyat
Mahcubiyet ve HaysiyetDag Solstad · Yapı Kredi Yayınları · 20253,476 okunma
Johan’a göre reklamlardaki görüntüler bize çağımız hakkında sanat galerinde sergilenen eserlerden daha fazla bilgi veriyordu. Daha sonraları başkaldıran bir Marksist olarak bu görüşünü ayrıntılarıyla açıklamıştı: Sanat galerilerinin sanat anlayışı metropollerdeki kentsoyluların zevkine göre uyarlanmıştı. Reklam ya da Johan’ın değişiyle ticari sanat ise, tüm imkanları seferber ederek metropollerdeki geniş halk kitlelerinin zevkine hitap ediyordu. İnsanlar hayranlıkla reklamın cazibesine kapılıyorlardı. Johan’a göre mesele, bizi kapitalizmin karanlık sokaklarına -mecazi anlamda- çeken, ancak onun ışıltı, albeni ve şaşaa gibi algılamamızı sağlayan bu derin hayranlığı anlamaya çalışmaktı. Aslında insan gözünü açıp bakarsa kavrayacaktı ki kapitalizm aynı zamanda buydu, parlak, ışıl ışıl, kıvılcımlar saçan... (...) Yoksul kitlelerin nasıl da başkentte yaşamanın cazibesine kapılıp oraya akın ettiklerini gözleriyle görmüştü. Yoksul ve renksiz günleri köylerinde bırakarak metropolün kenarına ilişmiş umarsız bir gecekondu dünyasına göç ediyor ve ömür boyu da oradan ayrılamıyorlardı. Geldikleri yerde daha iyi bir hayatları vardı ama yine de metropollere göçüyor ve dişleriyle tırnaklarıyla orada tutunmaya çalışıyorlardı. Neden? Çünkü insanlar cazibeye kapılıyorlardı. Büyük arabaların, televizyon programlarının, lüks lokantaların, trafik keşmekeşinin, sinemaların reklam ışıklarının, piyango çekilişlerinin, duvarların arkasında kapılarında silahlı güvenlikçilerin beklediği villaların ve bütün bunlarla aynı çağda yaşamanın dayanılmaz cazibesine. Açlıktan mideleri kazınsa da televizyonda gösterilenlerle aynı çağda yaşıyor olmak bunu unutturuyor. Hayaller susuzluğu gideriyor. Hayaller tatmin ediyor!
Sayfa 65·Kitabı okudu
Edebiyat