Unutmayın ki rahmet haram işleyenlerin de hakkıdır; ve günahkârların kalplerindeki ümidi söndürmek hakkımız değil. Yeter ki, kalplerimizde O’nun muhabbetinden başka bir muhabbete yer vermeyelim.
Hesabımızı Allah’a vereceğiz.
Siz, tarihte onca kavmin sırf aşksızlıktan helâk olduğunu biliyor musunuz? Kim kendini aşkın cezbesinden uzak tutabilir ki?
Biz sadece gördüğümüzle hükmederiz. Bakın, bu adam duygularını, işini, hâsılı her şeyini kaybetti… Meselesi sadece nefsi miydi sizce? Mü’min ve Heather, saf bir aşkla başladılar ve başbaşa yürüdüler, o halde mesele neydi? Zaman içinde kavimlerin başına gelen şeyin aynısıdır bu. Bugün Müslüman dünyasının dramı da budur işte: Dünya aşkı var, ama Allah aşkı eksik.
Kupkuru bir çölün vahaya dönüşüp yeniden yaşamaya başlama umudu nasıl bir şeydir sizce? Biz, insanoğlu olarak, bir günahtan diğerine koşup duran bir Ümmet olarak neyi ümit ediyoruz sizce? Rabbimizin sonunda bu halimizle bizden vazgeçmeyeceğini nerden umabiliriz?
Biz fıtratımız gereği Allah’a ubudiyet ederiz, çünkü kendi yaradılışımızdaki sınırlılıkları görür ve eğer Allah bize yakın olmasaydı bunun ebedî ölümümüz demek olduğunu anlarız. Öyleyse bizi Allah tarafından gark edilmekten koruyan nedir?
Peygamberlerin tebliği sayesinde sabit olan şer’i yükümlülükler de rahmettir. Sapık ve zındıkların sandığı gibi bunlara inanmak anlamsızca bir yükümlülük değildir. Hatta bu konuda zındıklar, “İnsanları birtakım zor işlerle sorumlu tutup da onlara kim bu sorumlulukları yerine getirirse cennete girer, kim de yerine getirmezse cehenneme girer demenin ne anlamı olabilir? Bilakis insanları kendi haline bırakmalı, akıllarının estiği gibi yiyip, içip, yatıp gezmeliler” , demektedir. Bu pislikler nimet veren kimseye teşekkür etmenin aklen gerekli olduğunu bilmiyorlar mı? İşte bu dini sorumluluklar insanlara nimetlerin sahibi olan Allah’a nasıl şükür edeceklerini beyan etmektedir. Şu halde şer’i yükümlülükler aklen de gereklidir.
Ayrıca bu dünyanın düzeni dini sorumluluklara bağlıdır. Herkes kendi haline bırakılsa ve kendilerine müdahale edilmese şer ve bozgunculuk alıp başını gider. Azgın kimseler fırsatını bulduklarında diğer insanların canlarına ve mallarını tecavüz ederler. Böylece hem kendisini hem de diğer insanları tehlikeye sokmuş olur. Bu durumdan Allah’a sığınırız. “ Sizin için kısasta hayat vardır.” (Bakara, 79).