Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Shakespeare ya da Bach olmanın kuramsal fizikçi olmaktan muhtemelen daha kolay olduğu iddia edilebilir; zira Hamlet'ten birkaç sözcüğü ya da bir Bach fügündeki bir melodi parçasını değiştirecek olsanız bile bunlar sanat eseri olmayı sürdürür. Oysa Einstein'in denklemlerindeki ya da Higgs bozonuna giden yolu açan teoriye ait tek bir simgeyi bile değiştirseniz koca yapı başınıza çöker.
Teori nedir ve "her şey" nedir? "Yaşam, evren ve her şey" diyor o ünlü söz. Bu kitap "yaşamı" ve büyük oranda "evreni" karantinaya alıyor. "Her şey" ise geri kalanlara, yani evrenin cansız içeriğine karşılık geliyor. Kuramsal fiziğin karşısındaki nihai güçlükse işte bu içeriğin nereden geldiğini açıklamak, davranışlarını yöneten kanunları anlamak ve bildiğimiz anlamda yaşamı mümkün kılan özelliklere neden sahip olduklarını bildirmek.
Bin sekiz yüz yıldan fazla bir zaman önce, Golgotha'da gerçekleşen olaydan söz ediyorum. Yaşamına ve konuşmalarına tanık olanların belleklerinde, ahlaki yüceliğine dair öyle bir iz bırakmıştır ki bu adam, ondan sonraki on sekiz yüzyıl boyunca ona Tanrı'nın kişileşmiş hali olarak saygı duyulmuştur; ama öldürüldüğünde neyle suçlanıyordu? Kafirlikle. İnsanlar kurtarıcılarını tanımamakla kalmadı, olduğu şeyin tam tersi sandılar onu, dine saygısızlığın önderi olarak davrandılar ona; şimdiyse onlar, ona yaptıklarından dolayı böyle görülüyor.
Sosyal kişiliğimiz başkalarının düşüncesinin yarattığı bir şeydir. "Tanıdığımız birini görmek" diye adlandırdığımız basit eylem bile, kısmen zihinsel bir eylemdir. Baktığımız insanın dış görünüşünü ona ilişkin bütün kavramlarımızla doldururuz ve gözümüzde canlandırdığımız bütün içinde, hiç şüphesiz bu kavramlar daha fazla yer tutar.