Kapıcı üç yıl önceki kapıcıydı. Önüne bakarak hızlı adımlarla yürümek isteyen Ayşe’ye doğru ilerledi. Safiyetle gülerek selâmladı ve samimî bir sesle:
- Hoş geldiniz Ayşe Hanım, dedi.
Ayşe birdenbire durdu. Bu basit, zavallı köylünün şu nezaketi onu âdeta ürpertmişti. Ummadık yerden gelen iyilik ve nezaket insanları daha çok sarar ve sarsar. Ayşe de aynı duygu ile sarsıldı. Kara gözleri parladı. İki damla yaşı büyük bir cehitle gözlerine içirerek elini uzattı:
- Hoş bulduk Hüseyin. Nasılsın?
Meçhuller bize daima heyecan verir. Nasıl karşılanacağı meçhul olduğu için o da heyecan duyuyor, güç anlarda her zaman yaptığı gibi kendisine metanet telkin ediyor, bunda da muvaffak oluyordu.
Serptin, dağıttın bütün gül ve zambaklarını
Topladığın altın gözyaşlarıyla geceden,
Kurdun yalnızlığının kat kat saraylarını
Karanlık sularında çırpınan her gölgeden
beni bir gün unutacaksan bir gün bırakıp gideceksen boşuna yorma derdi boş yere mağaramdan çıkarma beni alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa olan alışkanlığımı kaybettirme boşuna tedirgin etme beni