İslâm'ın, insanda iptal etmeye, aradan çıkartmaya yönelttiği "ben", Batı telâkkisinde tam tersine her şeyin mihveri sayılmaktadır. Özdekçi telâkkide ise "ben" büsbütün çığırından çıkartılmıştır. Her biri, küçük dağları ben yarattım diyecek biçimde yetiştirilen insan, en başta kendini put olarak görmeye başlıyor ve her şeyin "kendi" mihveri etrafında döndüğünü sanıyor. Kendini putlaştıran insan elbette başka putlar yaratma hususunda kendini yetkili ve haklı görecektir.
Nitekim nefsin temayüllerini tatmin edecek irili ufaklı, görünür görünmez putlar birbiri arkasından piyasaya sürülmektedir. Totemleri, tabuları ortadan kaldımaya yeltenen bu insan, farkına varmadan kendine yeni totemler, yeni tabular icat edip durmaktadır. Ne var ki, çağdaş dünyada eski tabular, yeni totemler haline getirilmektedir, yahut da tersi olmakta. Meselâ cinselliği tabu sayıyor diye eski insanları kınayan yeni insan, şimdi onu katıksız bir totem haline getirmiştir.