Homo Ludens
Puan vermedi·288 syf.··
2025 18. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2025 00:00
Modern kültür tarihi kurucularından Kültür tarihçisi Johan Huizinga’nın eseri Homo Ludens’ten bahsedeceğiz. Bu kitabı ilginç yapan çok detay var, ki sanırım en önemlisi insanın varoluşunu yansıtma biçiminin oyun oynama eylemine dayanması. Diyebilirsiniz ki oyun, rahatlama için,enerji boşaltmak için hatta çocukların daha çok yaptığı bir şey olduğunu düşünüp yetişkinliğe hazırlanma, bir eğitim şekli olduğunu söyleyebilirsiniz.Veya zararlı dürtülerden kurtulmak için bir yöntem olduğunu. Ancak tüm bu hipotezler belirli bir fayda güdüyor.Ama oyun öyle bir etkiye sahiptir ki istemsizce bir bebeğe çığlık attırır,kumarbazı tutkuya boğar. Bir fayda gözeterek bunun istemsizce nasıl yapabilirsiniz? içgüdüsel dediğimizdeyse cevapsız bırakmış olursunuz sebebini. Eğer içgüdüsel ise; bu defa da nasıl fayda gözettiğini söyleyebiliriz? Huizinga der ki ‘Bir çocuk fayda gözetmeden oyun oynar,tıpkı hayvanlar gibi. yavru köpeklerin birbirlerini oyuna davet edişi,birbirlerinin kulaklarını ısırmamaya riayet edişi bir fayda bir neden gözetilmeden yapılan bir eylem olduğunu gösterir. İnsan alet yaptığı,aklını kullandığı kadar,özgürce beklentisizce oyun oynar. Ve bunu oyun oynadığını bile bile yapar.Herhangi bir mantık onu oyuna sürüklemez. İnsan mantıkdışı doğayı teyit eder oyunla.bu durum bizi salt rasyonel varlıklardan daha fazlası olduğumuzu gösterir.yani oyun oynama eylemi İrrasyoneldir. Huizingaya göre insan; dış dünyayı açıklarken Mitleri kullanır,imgeleştirme yapar,ritüeller ve ayinler ile hayata anlam katar,şiirsel bir dünya yaratır metaforlarla.Bu bir oyun eylemidir. Elbette Shakespeare’in Dünyayı bir oyun sahnesi olarak tanımladığı bir perspektiften bahsetmiyoruz. Oyunun; medeniyeti, kültürü nasıl inşa eden bir eylem olduğundan bahsediyor olacağız. Oyunun özelliklerine bakalım.
Felsefe ve Düşünce
Homo LudensJohan Huizinga · Ayrıntı Yayınları · 2021428 okunma
Puan vermedi·201 syf.··
2026 3. kitabı
Sokrates’in Savunması, bir mahkeme konuşmasının ötesinde, düşünmenin bedeline dair bir metindir. Platon burada hocasının kendini nasıl savunduğunu değil, hakikat karşısındaki duruşunu kaydeder. Sokrates suçlamalara cevap verirken aslında Atina’nın değer yargılarını sorgular. Metnin en çarpıcı yönü, Sokrates’in ikna etmeye çalışmamasıdır. O, jüriyi memnun etmeye değil, gerçeği söylemeye yönelir. Bilgelik iddiasında bulunmaz; aksine bilmediğini bilmenin bilgelik olduğunu savunur. Bu tavır, dönemin sofist anlayışına açık bir karşı çıkıştır. Bilgi, retorik bir güç değil; sorgulama cesaretidir. Sokrates’in gençleri yoldan çıkardığı ve tanrılara inanmadığı iddiaları, aslında düşünsel özgürlüğe duyulan korkuyu yansıtır. O, insanların kesin sandıkları bilgileri sarsar. Bu nedenle rahatsız edicidir. Savunma boyunca görülen şey, bir filozofun hayatını kurtarmaya çalışması değil; düşünme hakkını savunmasıdır. Ölüm cezası verildiğinde bile geri adım atmaması, metni trajik olmaktan çıkarıp ilkesel bir metne dönüştürür. Sokrates için önemli olan yaşamak değil, doğru yaşamaktır. Haksızlığa uğramak, haksızlık yapmaktan daha iyidir düşüncesi, onun ahlaki omurgasını oluşturur. Apologia, bir savunma değil; felsefenin kamusal alandaki ilanıdır. Sokrates burada yalnızca kendini değil, sorgulamanın kendisini savunur. Bu yönüyle metin, düşünmenin tarihsel manifestolarından biridir.
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202564,8bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Deniz Gezmiş Misali: Sokrates...
10/10
·201 syf.·
Beğendi
·
2026 17. kitabı
Yaşlı bir bilge, kalabalık bir mahkeme salonunda tek başına durur. Karşısında onu anlamayan bir şehir, arkasında ise yıllarca peşinden gelen gençler vardır. Sokrates, kendisine yöneltilen suçlamalara öfkeyle değil; sakinlik, cesaret ve derin bir iç huzurla cevap verir. Çünkü onun için önemli olan hayatı değil, hakikattir. Sokrates, yıllardır hakkında dolaşan söylentilerin asıl tehlike olduğunu söyler. İnsanlar onu, gökyüzünü ve yeraltını araştıran, zayıfı güçlü gösteren bir sofist sanmaktadır. Oysa o, yalnızca insanlara bilmediklerini fark ettirmeye çalışmıştır. Delfi Tapınağı’nda kahin, ondan daha bilge kimsenin olmadığını söylemiştir. Sokrates ise bunun sırrını şöyle açıklar: O, bilmediğini bildiğini bilmektedir. İşte onu diğerlerinden ayıran da budur. Mahkemede geri adım atmaz. Eğer serbest bırakılmak için felsefe yapmayı bırakması istenirse, bunu kabul etmeyeceğini söyler. Çünkü o, sorgulamadan yaşamanın yaşamak olmadığını düşünür. Ona göre insan ruhunun iyiliği, bedensel güvenlikten daha değerlidir. Karar açıklanır: Suçlu. Ceza: Ölüm. Fakat Sokrates korkmaz. Ölümü ya derin ve huzurlu bir uykuya ya da ruhun başka bir dünyaya yolculuğuna benzetir. İkisinin de kötü olmadığını söyler. Onu asıl kaygılandıran şey ölüm değil, haksızlık yapmaktır. Son sözlerinde, kendisini mahkûm edenlere bile öfke duymaz. Çocuklarının da kendisi gibi sorgulayıcı olmalarını ister. Ardında gözyaşı değil, düşünce bırakır. Zincirlenmiş bedeni ölüme yürürken, özgür ruhu insanlığa kalır. Bu eser; cesaretin, düşünce özgürlüğünün ve vicdanın savunmasıdır. Sokrates’in sesi, yüzyıllar sonra bile adalet, doğruluk ve erdem üzerine düşünen herkesin içinde yankılanmaya devam eder.
1000Kitap
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202564,8bin okunma
Şaheser
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 01:19
Bu kitapı yazan bir peygamber mi bilmem ama bir bilge olduğu kesin kavramların özüne giden en zor şeyi en basite indirgemek mükemmel ötesi inanılmaz bir kitap felsefeye bayılıyorum Platon (Eflatun) Sofist
1000Kitap
SofistPlaton (Eflatun) · Say Yayınları · 2015907 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 19:22
Önce 'sofist' tanımının açılımıyla girşi yapılıyor daha sonra varlık/yokluk meselesi üzerinde geziniliyor. Platon'un dialogları kesinlikle herkes tarafında okunulabilir ama bu varlık - yokluk meselesi baya kafayı yoran bir mesele... Bu sebeple diğer dialogları öncelenirse daha uygun olablr.
SofistPlaton (Eflatun) · Say Yayınları · 2015907 okunma
Puan vermedi
Platon'un (Eflatun) "Sokrates'in Savunması" (Apologia Sokratous), Batı felsefesinin ve hukukun mihenk taşlarından biri olarak kabul edilen, sadece tarihi bir mahkeme kaydı değil, aynı zamanda felsefi bir manifestodur. M.Ö. 399 yılında Atina'da "gençleri yozlaştırmak" ve "şehre yeni tanrılar getirmekle" suçlanarak ölüme mahkum edilen büyük filozof Sokrates'in mahkemede yaptığı gerçek savunmayı öğrencisi Platon'un kaleminden aktarır. Bu eser, doğruluk, erdem, adalet, cehaletle mücadele ve inanç uğruna ölümü göze alma temalarını işleyerek, evrensel bir değer taşır. "Sokrates'in Savunması," Platon'un erken dönem diyalogları arasında yer alır ve onun Sokrates'e olan hayranlığını ve felsefi mirasını koruma çabasını gösterir. Eser, Sokrates'in mahkeme sürecini üç ana bölüme ayırabiliriz: 1)Suçlamalara Karşı Savunma (Apologia): Sokrates, hem kendisi hakkındaki eski ve yaygın iftiralara (gökbilimci, sofist, vs.) hem de resmî suçlamalara (Meletos, Anytos, Lykon tarafından yöneltilen dinsizlik ve gençleri yozlaştırma) karşı çıkar. 2)Cezanın Belirlenmesi Üzerine Konuşma: Jüri tarafından suçlu bulunduktan sonra, Sokrates'in kendi cezası için bir öneride bulunduğu bölümdür. 3)Jüri Üyelerine Son Sözler: Ölüm cezasının onaylanmasının ardından, iki gruba (aleyhinde ve lehinde oy kullananlara) hitap ettiği, ölümün ne anlama geldiğine dair düşüncelerini paylaştığı bölümdür. Bu yapı, esere sadece felsefi bir derinlik katmakla kalmaz, aynı zamanda Antik Atina mahkeme usullerine dair de önemli bilgiler sunar. Sokrates'in, jüriyi etkilemek için geleneksel yöntemlere (ağlamak, yalvarmak) başvurmak yerine, hayat boyu sürdürdüğü sorgulayıcı felsefi yöntemiyle savunma yapmayı seçmesi, bu metni sıradan bir hukuk kaydından ayırır diyebiliriz. "Sokrates'in Savunması", Sokrates felsefesinin ana
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Anonim Yayıncılık · 201164,8bin okunma