İnkisâr-ı Hayâl
Puan vermedi·264 syf.··
2026 54. kitabı
Selam canlarım Ben geldim ve sizlere yepyeni bir kitap ile geldim Özge Yıldırım'ın kaleminden İnkisâr-ı Hayâl ile geldiiim Hemen kısacık konusundan bahsedeyim Sofia Vassielou, Kapadokya’da tanınmış bir ailenin kızı olan annesi Mayda ve Yunan asıllı babası Nicolaus’un ölümünün ardından Yunanistan’daki hayatını geride bırakarak Türkiye’ye, Kapadokya’ya geliyor Ancak havalimanına indiğinde, taksiye binmek üzereyken tanıştığı adamla birlikte neye uğradığını şaşırır Çünkü karşısındaki adam, uzun zamandır rüyalarında gördüğü kişinin ta kendisi… Başta bu duruma anlam veremeyen Sofia, havalimanında tanıştığı Serhat Kadıoğlu ile sık sık karşılaşmaya devam ettikçe aralarındaki ilişkinin boyutunu da değiştirmeye başlar Ama bilmedikleri çok büyük bir gerçek var ki Geçmişten gelen sırlar, saklanan gerçekler ve yaşananlar ikisinin de kaderini tamamen değiştirecektir Öncelikle yazarın kaleminden başlamam gerekirse Ben Özge Yıldırım’ın kalemiyle ilk defa bu kitapta tanıştım ve bu aynı zamanda yazarın ilk basılı kitabıymış Kalem genel anlamda akıcıydı. Okurken beni sıkmadı, sayfalar rahat ilerledi diyebilirim Özellikle olayların durağanlaşmaması kitabı daha rahat okumamı sağladı. Yazım dili sade ve boğmayan bir yapıdaydı. Ben yazarın kalemini genel olarak orta seviyede buldum Yine de ilk basılı kitap olması açısından bence güzel bir başlangıçtı Karakterlerimize gelecek olursak öncelikle Sofia Vassielou ile başlayayım Sofia gerçekten tatlı ve sempatik bir kızdı. Türkiye’ye geldikten sonra annesinin ailesine yaklaşımı, Kapadokya’ya adapte olma süreci ve orada eğitim verdiği öğrencilerle olan diyalogları güzeldi Özellikle ortama hızlı alışması ve insanlarla kurduğu bağ hoşuma gitti. Ama Sofia’ya kızdığım bazı noktalar da oldu. Özellikle hastalığı konusundaki bazı
İnkisâr-ı HayâlÖzge Yıldırım · Ulysess Yayınları · 20262 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2025 777. kitabı
İslami Benliğin İç Yüzü: Muhammed İkbal'ın Kendilik Felsefesi Üzerine Bir İnceleme Muhammed İkbal, 20. yüzyılın en etkili düşünürlerinden biri olarak, Doğu felsefesiyle Batı düşüncesini ustalıkla harmanlayan bir şair-filozof. 1877'de Pakistan'ın bugünkü Sialkot şehrinde doğan İkbal, hukuk, felsefe ve edebiyat alanlarında eğitim aldı; Almanya'da Nietzsche ve Bergson gibi düşünürlerden etkilendi. Onun eserleri, İslam'ın statik bir din olmaktan çıkıp dinamik bir hayat gücü haline gelmesini savunur. İslami Benliğin İç Yüzü (orijinal adıyla Asrar-ı Hudî), 1915'te Farsça kaleme alınmış bu şiirsel başyapıt, İkbal'ın felsefi şiir serisinin ilk halkasıdır. Kitap, bireysel benlik (khudî) kavramını merkeze alarak, Müslüman bireyin iç dünyasını aydınlatmayı amaçlar. Bu inceleme, eserin yapısını, temalarını ve günümüze yansımalarını benzersiz bir perspektiften ele alacak; İkbal'ın khudî'sini, modern bireyciliğin bir panzehiri olarak yorumlayarak.Eser, geleneksel Fars şiiri üslubunda, Mevlana'nın Mesnevîsi gibi didaktik bir yapıya sahip. Prolog ile başlayan kitap, İkbal'ın rüyasında Mevlana'nın çağrısıyla ayağa kalkıp şiir söylemesini anlatır – bu, bir tür ilham anı olarak, şairin peygamberane misyonunu simgeler. Kitap, on bölümden oluşur ve her biri, evrenin khudî'den doğuşu, arzuların benliği güçlendirmesi, aşkın (işk) dönüştürücü gücü gibi konuları işler. Örneğin, ilk bölümlerde evrenin khudî'nin iradesine boyun eğdiği savunulur; bireysel hayat, benliğin güçlenmesiyle anlam kazanır. İkbal, benliği bir tohum metaforuyla betimler: Tohum kabuğunu kırar, kök salar, engellere direnir ve nihayet çiçek açar. Ancak çoğu tohum gibi, çoğu insan da maddi dünyaya gömülüp bu yolculuğu tamamlayamaz – bu, ruhsal bir "Everest tırmanışı" gibidir, başarısızlık ise materyalizmin
Edebiyat
İslami Benliğin İç YüzüMuhammed İkbal · Hece Yayınları · 201941 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·402 syf.··
2025 2. kitabı
Ahmet Ümit'ten okuduğum ilk kitap Patasana. Aslında Ahmet Ümit'in kitaplarını görünce okumaya bir çekinirim. Bir gazla başladım kitabı okumaya ama bu kadar sürükleyeceğini düşünmemiştim doğrusu. Bir yandan kazı işleri bir yandan Patasana derken sanki her iki çağıda yaşattı sanki ordaymışım gibi hissettirdi bana yazar. Okurken beğendiğim bir kaç cümleyi aşağıda bırakıyorum: - Salları, sığırları, koyunları, insanları yutan Fırat'ın içindeki dipsiz kuyular gibi bilgiyi bir anda emmek, tüketmek isteyeceksin. Ama öğrenmek kolay değildir, bir kaplumbağa gibi sabırlı, başı göklere değen yalçın kayaları un ufak eden rüzgar kadar inatçı olmalısın. - Platon, Şölen adlı yapıtında, Aristophanes'in bir konuşmasına dayanarak, insanın bir türünün dört kollu, dört ayaklı, iki başlı Androgynos adlı varlık olarak yaratıldığını, ama bu mükemmel yaratığı kıskanan Zeus'un onları ayırdığını, bu yüzden insanın ömrü boyunca hep öteki yarısını aradığını anlatıyormuş. - İnsanlar cehennem azabından korkmadan, iyi olabildiklerinde daha üst bir uygarlığın ilk adımı atılmış olacaktır. - Sadizmin kurucusu olan büyük Fransız felsefeci Marqus de Sade, ' İşlenilen tek bir cinayet vicdanınızı sızlatabilir. Ama cinayetler artmaya başlayınca, onlarca, yüzlerce kez tekrarlanınca, vicdan susar.
PatasanaAhmet Ümit · Doğan Kitap · 201029,4bin okunma
10/10
·296 syf.··
2024 6. kitabı
Tam da ihtiyacım olan zamanda, Judith Malika Liberman tavsiyesiyle karşıma çıktı. Uzun zamandır (“Sofie’nin Dünyası”ndan sonra) bir kitaptan bu kadar etkilenmemiştim. Karmaşık olan zihnimi, kategorilere ayırıp daha da karmaşıklaştırdı doğrusu. Adler psikolojisini sevdim. Bilinçdışı kabul ettiklerimizi yıkıp farklı bir bakış açısından düzeltmeye niyet etmiş, tebrikler.
1000Kitap
Kendinle Savaşma SanatıIchiro Kishimi · Koridor Yayıncılık · 20192,543 okunma
Puan vermedi·592 syf.··
2023 67. kitabı
Sofie‘nin Dünyası kitabı felsefe tarihi üzerinde yazılmış bir kitap daha doğrusu felsefe kitabıdır . Bunu okuyunca çok rahatladım daha doğrusu Yani herkese tavsiye ederim .En azından hayatlarınızda bir kere , bu kitabı okumalısınız .
Sofie'nin DünyasıJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 202043,7bin okunma
9/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2023 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2023 17:34
#narağacı 93 Harbi, Balkan Savaşları, Rus işgali, Ermeni tehciri, Rus ordusunun zulmünden kaçan halkın çoğunun geri dönemediği zor şartlar altında geçen muhacirlik öyküsü ve Osmanlı’nın yıkılışını anlatan bir tarihi roman; tertemiz yürekli insanların başından geçen aşk öyküleri ile bir aşk romanı ve zamanda yolculukla fantastik öğeler içeren çok seçenekli bir roman. Kitap bir yandan Zerdüştlük kültürü hakkında da bilgi veriyor. Olay örgüsü Tanrı bakış açısıyla 1. tekil şahıs tarafından aktarılıyor. Kitabın adında geçen nar; mitolojide ruhun ölümsüzlüğünün ve yeniden doğuşun sembolü olarak görülüyor. Kitabın başında rüyada yandığı görülen nar ağacı, romanın sonunda kökünden kesilmiş olmasına rağmen dibinden sürgün vermiş ve yeniden doğmuştur. Romanın anlatıcısı -fotoğraflar vasıtasıyla zamanda geriye giderek anneanne ve dedesinin bir araya gelişlerinin izini süren bir öğretim üyesi- ile Trabzon, Tebriz, Tiflis, Taht-ı Süleyman, Bakü, Batum, Isfahan, Şiraz, Yezd ve İstanbul’da seyahat halindeyiz. Doğu İran’ın Taht-ı Süleyman kentinden gelen İran Azerisi olan dedesi Settarhan’ın öyküsü ile Trabzon’da yaşayan ve Rus işgali sırasında bir süre şehirden ayrılıp muhacir olmak zorunda kalan ve bu sırada insanların telef oluşlarına şahit olan Zehra’nın öyküsü birleşir. Settarhan’ın Zehra ile tanışmadan önce başından geçen iki yarım kalmış aşk öyküsünde özellikle devrimci Sofia’nın feminist karakteri ve Settarhan’ın Azam’dan dolayı çektiği aşk acısına rağmen hayatın devam ettiğine dair farkındalığı kazanarak yeniden dirilişi; çok genç olan Zehra’nın Settarhan’dan önce resim öğretmeni Celil Hikmet’e karşı duyumsadığı hisleri aşka evrişi çok başka tatlar katmış kitaba. Ben bu kitabı çoğunlukla yüzümde bir tebessüm; bazen de gözlerim dolu okurken içimde duyumsadığım huzurla
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534,1bin okunma