10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
A"dan Z'ye donatılmış birbirinden lezzetli sofralar... Sofralarda birbiri ardına patlayan lezzet bombaları... Her türlü düşünülmüş çiçekli, aksesuarlı sofra düzenleri... O ılık Akdeniz iklimi altında İtalya'nın adeta insanın ömrünü uzatan bölgeleri... Tamamen doğal ve çok lezzetli yemek malzemeleri... Ve biraz Türklük de karıştırmak gerek, tüm saydıklarımın eşlikçisi Türk rakısı! İtalya ile Türkiye'yi belki de kültür anlamında birleşebileceği en önemli noktada yakalayan Elvan Uysal Bottoni, "Rakı Şişesinde İtalyan Olsam" adlı yemek kitabıyla okurların hem gözüne hem de midesine hitap etmeyi başarıyor. Kitabın adı için değerli şairimiz Orhan Veli Kanık'ın şiirinden etkileniyor. Yemek kitabının çıkış noktasını İtalyan mutfağı ile rakıyı birleştirmek olarak açıklarken, "İtalyan mutfağını sevip rakısından vazgeçemeyenler, artık çekinmeden İtalyan restoranlarında rakı isteyebilirler. Rakı, İtalyan mutfağına yakışıyor. Hem de nasıl!" sözlerini ekleyerek samimi tavrını sürdürüyor. Eserinde oldukça yalın ve samimi bir üslup tercih ediyor. Birbirinden güzel tarifleri fotoğraflamak ise Derya Turgut'a kalıyor. Elvan Uysal Bottoni, bu çalışmasıyla aslında rakılı ve mezeli içki sofralarına bir saygı duruşunda bulunuyor. İtalya'nın çeşitli bölgelerini geziyor ve bu bölgelerde bulduğu tamamen taze ve doğal malzemelerle insanlara içki sofraları kuruyor. Bu sofralarda bazen Türk rüzgarları esiyor, çoğu zaman da İtalyan; lakin sofranın baş misafiri her zaman rakı oluyor. Yazarımız, yaptığı tariflerle aslında rakının İtalyan mutfağına nasıl uygun olduğunu kanıtlıyor. İtalyan ana yemekleri, soğuk mezeler, sebzeler, ara sıcaklar, sıcak yemekler, tatlılar ve kokteyller kitapta ana başlıklar olarak kendine yer ediniyor. Elvan Uysal Bottoni, bunların ardından okura çilingir sofraları
Edebiyat
Rakı Şişesinde İtalyan OlsamElvan Uysal Bottoni · Yapı Kredi Yayınları · 20232 okunma
Tek Kişilik Balayı
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2025 17:55
Bir oturuşta okuyabileceğiniz enfes bir hikaye kitabı. Her öykünün sonunda gülümseme garantili bu kısa öyküleri, ister çocuğunuza ister öğrencinize okutun, isterseniz uykuya dalmadan önce bir doz kendiniz alıp içinizi ısıtın. Bizi bize anlatan bu öykülerde Özay Erdem dili ustaca kullanarak yaptığı benzetmelerle hem hayal gücümüzü besliyor hem de yüzümüze bir tebessüm konduruyor. Bazı öykülerin sonunda şaşkınlıktan ağzımız açık kalıyor, bazılarının sonunda esef ediyoruz fakat mutlaka bu yaşananlarda kendimizden bir şey buluyoruz. Nasıl oluyor da bizi bu denli iyi tanıyor yazar? Nasıl oluyor da anlatılanları mutlaka hepimiz hayatımızda en az bir kez yaşamış oluyoruz? O da yazarın üstün kabiliyeti. Üstelik bu kabiliyetin ürünü olan eser, yazarın ilk kitabı. İlk kitabı böyle usta elinden çıkmış gibi olunca insan ustalık eserini doğrusu merak ediyor. “ Rahmetli dedem radyosunu bana hediye ettiğinde çocuk yaştaydım. Öyle çok sevinmiştim ki uzunca bir süre oyuncak ayıya sarılır gibi onunla yatıp uyumuştum. Televizyonun evlere yeni girmeye başladığı yıllardı. Dedemin armağanıyla eşzamanlı olarak babam oturma odamıza ahşap çerçeveli bir televizyon almıştı ama radyonun yerini tutamazdı. Çünkü o sadece bana aitti. Ne zaman istersem açar, ne zaman istersem kapalayabilirdim. Babamın akşam haberleri sevdası, annemin yemek tarifleri için elinde kağıt kalemle ekran başında beklemesi beni alakadar etmiyordu. Okuldan gelir gelmez radyomu odamdan çıkarıyor ve sofra kurulana kadar bir köşede frekanslarını karıştırarak bulduğum güzel şarkıları dinliyordum.” Radyosuuyla dostluk kuran çocuğun masum duyguları daha güzel anlatılamazdı. Çocukluğumda radyo tiyatrolarını severek takip eden biri olarak bu satırları okurken kahramanımızla sıkı bir bağ kurdum ve onunla beraber bir gözlük
Edebiyat
Tek Kişilik BalayıÖzay Erdem · Everest Yayınları · 2024164 okunma
Reklam
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
Mutlu bir evlilik için bunları bilmek şart Erkekler ve kadınlar arasında iletişimdeki farklılıklar, genellikle farklı düşünce yapıları, duygusal algılar ve iletişim tarzlarından kaynaklanır. İşte yaygın örneklerle bu farklılıklar: 1. Erkekler Netlik İster, Kadınlar Duyguları Sezer Erkek: “Sorun yok” dediğinde gerçekten hiçbir şey yok demek ister. Kadın: “Sorun yok” ifadesini, altında yatan bir şey var mı diye düşünerek sorgular. 2. Detay vs. Sonuç Erkek: “Bugün nasıldı?” diye sorduğunda genellikle kısa bir yanıt bekler. Kadın: Tüm günün detaylarını paylaşmak ister, çünkü anlatma süreci kendisi için önemlidir. 3. Sorun Çözme Yaklaşımı Erkek: “Bunu yapmalısın” diyerek çözüm odaklı yaklaşır. Kadın: Çözümden önce sadece dinlenmek ve duygularının anlaşılmasını ister. 4. Dolaylı vs. Doğrudan Mesajlar Kadın: “Bence sofra biraz dağınık kalmış” diyerek dolaylı bir şekilde yardım isteyebilir. Erkek: Dolaylı mesajları fark etmez, açıkça söylenmesi gerektiğini düşünür. 5. Görmezden Gelme Erkek: Sessiz kaldığında sadece dinlenmek istiyor olabilir.
Kadın Beyni Erkek BeyniSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201912,4bin okunma
Tarih kokan sayfalar
10/10
·608 syf.··
2024 32. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2024 00:00
Kitabin başından sonuna kadar adrenalin... tarihi olaylar mekanlar ve Ufuk açıcı bilgiler yazar müthiş donanımı ile harika bir sofra hazırlamış çok beğendim.
Edebiyat
Esrar-ı Havasİsmail Bağırtlak · Demos Yayınları · 2023324 okunma
Krallar ve Demokratlar
10/10
·432 syf.··
2025 1. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2025 11:29
Cemal Granda'nın bize armağanı ve büyük bir armağanı, bu armağan sayesinde gizli kalmış, üzeri örtülmüş ve söylenmeyen, hatta tam zıttı şeyler söylenen bir devlet adamı ile karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. Devletin başı olan Cumhurbaşkanının ve devleti yöneten kadronun, hava karardıktan sonra başlayıp sabahın beşine kadar devam eden içki sofralarını öğrenmekteyiz. Bütün devlet meselelerinin bu masada konuşulduğu, tasarlandığı ve hayata geçirildiği ifade edilmektedir. Mustafa Kemal’in bu masada sabahlara kadar içmekten hastalandığı ve hayatının sonunu büyük acı ve ıstırapla geçirmesine sebep olan içkiyi, milletin gözü önünde içerek, “Ben geçmiş padişahlar gibi sarayda saklanarak içmem, milletimin içinde içerim,” diyerek hayatına son veren içkiyi her yerde övmesini görmekteyiz. Halkın adamı ve babası olarak tanıtılan Mustafa Kemal’in, Cemal Granda'nın sözleriyle, “Kafasında olan şeyleri tasarladıktan sonra sofra ahalisine sorar ve yine kafasındakini yapardı,” şeklinde tanımlandığı; hiç kimseyi dinlemeyen, istişare etmeyen ve ortak kararlar almayan, astığım astık, kestiğim kestik biri olduğu görülmektedir. Atatürk'ün Sansürlenen Mektubu
Tarih
Atatürk’ün Uşağı İdimCemal Granda · Hürriyet Yayınları · 197332 okunma
İyot giren eve doktor girmez.
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2024 31. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2024 00:00
-İyot hakkında bildiğiniz tüm yanlışları unutun. Bize tv’ler çok ünlü hekimler iyotun hep zararlarından bahsettiler,bu kitabı okuyunca iyotun vücut için nasıl faydalı bir mineral olduğunu anlayıp aydınlanıyorsunuz. Antibiyotiklerin olmadığı dönemde iyot,insanların salgın hastalıklardan korunması için etkili bir tedavi aracı idi. İyot mikropların direnç geliştirmediği tek antimikrobiyal ajandır. İyot,cilt yaralar ve vücudun mukoza yüzeyleri için antiseptik olarak çeşitli şekillerde kullanılmaktadır. İyot çaresiz olduğunuz korkusuyla yaptırmak zorunda kaldığınız aşıya da ihtiyaç olmadığını tedavi başarıları ile kanıtlayan bir mineraldir. Hipertroidi Kanser Haşimato Ve daha bir çok hastalığın tedavisinde kullanılan etkili bir mineraldir. İyotu ilaç endüstrisini kalkındırma sahtekarlığı adı altında yıllarca bize zararlı diye lanse ettiler. İyotun yerine böcek zehri olan ‘Brom’ unlu mamüllerde kullanıldı. (Brom bir gaz olarak böcekleri öldürmek için kullanılır.) Brom gazı solunması tiroid hastalığını daha da şiddetlendirir. Yıllar önce bana hipertroidi teşhisi koyan doktorun bana verdiği ilaçların beni iyice hasta ettiğini hatırlayınca kahroluyorum.İyiki kullanmadım o ilaçları. Şu cümle önemli “Guatrı,tiroid bezinin hacminin artmasını önlemek için rafine tuza iyot eklenir ve iyotlu tuz elde edilir.Aslında eklenen bu iyot vücut için yetersiz miktardadır. Bu yöntem tuzu zararlı hale dönüştürür ,insanlarda iyot ihtiyacının tuzdan elde edilebileceği algısını oluşturarak iyot kullanımını azaltır. İyotu hayatımızdan çıkarıp yerine iyotlu tuz koydular. Sofra tuzuna iyot eklenmesi gerçek bir problemdir. Hasan Hüsnü Eren insanlara faydalı olmak için gönlünce çabalayan sayılı kıymetli doktorlarımızdan çok teşekkür ediyorum böylesine faydalı bir eser kaleme aldığı için.Çok
İyot Giren Eve Doktor GirmezHasan Hüsnü Eren · Hayykitap · 0128 okunma
Reklam
Reklam