Hayatın gerçekliğine ve geleceğin tahmin edilemezliğine çok çarpıcı bir bakış kazandırıyor. Kuşak ve sınıf çatışmasını ve birbirine yakınlaşmasını, kültür karmaşasını, önyargıyı öyle güzel işlemiş ki livaneli, oturup film seyreder gibi okuyorsunuz. Leyla ile çok güçlü bağlar kurmamızı sağlıyor. Sanki kendi hayatımızdaymış izlenimi veriyor. Meseleyi bir evden alıp birçok sosyal ve psikolojik olaylara değdirdikten sonra bir evde sonlanıyor her şey, özümüzün önünden akıp giden hayatın bütün gerçekleriyle yansımasıydı. Leyla'nın EviZülfü Livaneli
Anadolu yakasının ışıkları yanıyor; minarelerden insanda ağlama isteği uyandıran bir akşam ezanı yükseliyor. Şehrin üzerinde yankılanan, gaipten gelir gibi olan yakıcı bir ses...
Yusuf Atılgan'ın okuduğum ilk kitabıydı. Konu Osmanlı'nın son dönemindeki köy hayatı olarak belirlenmiş olsa da içerisinde insan ve toplum psikolojisine dair ayrıntılarına yer verilmiş. Akıcı ve merak uyandıran bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Karakterlerin tanıtılması ve betimlemeler harika işlenmiş. Sizi hikayenin içine çeken bir şeyler kesinlikle buluyorsunuz. 3 bölüm halinde, anlatılmak isteneni en doğru şekilde aktardığını düşünüyorum. Düşmanlık, insanların vurdumduymazlığı, toplumun geneline aykırı davranışlar, bencillik, vatan sevgisi ve daha birçok şeyi anlatmış Yusuf Atılgan. Okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum. Yusuf AtılganCanistan