Gezegende sekiz milyar insan yaşıyor, ama profesör bunlardan yalnızca birini anlayabilir — kendisini. O sekiz milyarın içinden beni anlayabilen kimse yok, ben bile. Bunun nedeni istisnai olmam değil. Aksine, dünyadaki en normal, en sıradan ve en sıkıcı insanım. Hatta kendimi bile sıkıcı buluyorum; en azından bu öz farkındalıklığa sahibim.
Hayat, tek bir olayı ele alarak değerlendirilemeyecek kadar karmaşık ve kapsamlıydı. Sevdiğiniz işi yaparken mutsuz olabilir, sevmediğiniz işi yaparken önünüze çıkan başka bir fırsatla mutsuzluğu yenebilirdiniz. Yaşam çözümü zor ve çok yönlüydü. İş yaşamın merkezinde epey önemli bir rol oynasa da, yaşamın içindeki mutluluk ve mutsuzluktan sorumlu değildi.
Bazı anların içine sıkışıp kalıyorsun; hiçbir şeyin değişmeyeceğine dair öldürücü bir umutsuzluğun mahzenine kapatılmışsın ve orada olduğunu hatırlayan kimseler kalmamış. Çünkü o karanlık mahzenden her seferinde gelip seni o kurtarıyordu ve şimdi o da yok. Bunu içinden tekrar ettiğinde kelimeler kursağında kalıyor.