Mustafa Kemal, Sofya sefaretinde askeri ataşe olarak görevlendirilir.
Bu atama, Kâmil Paşanın cemiyetin önde gelen subay üyelerini 1909 başında Avrupa başkentlerine askeri ataşe olarak göndermesine benzetilebilir. Öte yandan. bunun bütünüyle bir uzaklaştırma olarak görülmesi hatalı olur. Söz konusu tayin, hazırlığına başlanılan üçüncü Balkan hesaplaşması ve hayati önem taşıyan bir makama getirilme özelliğini de taşımaktadır. Askeri ataşeliğe atanma, Mustafa Kemal'e İttihad ve Terakki Cemilyet içinde yükselme çabalarının, en azından kısa vâdede, netice vermeyeceğini tüm gayrete karşılık, Örgüt içi kanıtlamıştır. İhtilâl sonrasında gösterdiği konumunda ciddi bir değişim olmamıştır. 1908 yazında, geriden başladığı bir yarışta yerine geçmek istediği Enver Beyi yakalama girisimleri tersine netice vermiş, kendisi, Sofya da askeri istihbarat toplarken; 15 Aralik 193 tarihinde miralay, on dokuz gün sonrada mirlivalığa yükseltilen Enver Paşa 1914 yıl başında modern tarihin en genç harbiye Nazırı olarak Osmanlı kabinesine girmiştir. Bu alanda yaşadığı hayâl kırklığı, Mustafa Kemalin genel anlamda başarılı ve iyi konuma gelen bir zabit olduğunun görülmesine engel olmamaldır, Bunu sağlayan da Itihad ve Terakki üyeliği ile orduda süregelen tasfiye, rütbe düzenlemeleri ve yeniden teşkilâtlanmadır. O, cemiyet içinde siyasi değişikliği talep eden, mevcut uygulamalara eleştiriler yönelten bir subaydır. Buna karşılık, bir "İtihad ve Terakki muhalif" değil ""örgüt içi muhalif'ti. Bunun ise "alttan gelen" ve belirli sınırlar ötesine geçmeyen bir karşıtlığı dile getirdiği unutulmamalıdır. 1926 yılında, iktidar tekelinin tartışılmaz hale gelmek üzere olduğu bir dönemde yayımlanan hatırati, Mustafa Kemal'in cemiyet liderlerinin yüzlerine karsi sert eleştiriler yönelten, yanlışlarını gözler