Yüzyılımızda hedefimizi dış dünyayı keşfe ayırdık. Bu keşifler şehvet ve arzularımızın kabarmasına ve sonuç olarak da daha fazla endişeye, sarsıntıya ve üzüntüye neden oldu. Çünkü dış dünyayı keşfederken iç dünyamızdan olduk. Asıl önemli olan mutluluk kaynağımız zihni mutlulukları bir kenara bıraktık
Oysa insan mütevazı, ağır başlı, sakin bir hayat arkadaşının yanında ne rahat uyur. Akşam yatarken, sabah uyanırken aynı sevimli bakışı bulacağından emindir. Yirmi otuz yıl sonra insan, kendi sıcak bakışına cevap veren uysal, sıcak,sevgi dolu bir bakış görür, ölünceye kadar da hayat böyle geçer.
Her kadın ve erkeğin gizli amacı da bu değil midir? Dostunda değişmez bir huzur,akışı bozulmayan bir ruh bulmak.