Bazen hayatta öyle karşılaşmalar olur ki, hem de hiç tanımadığımız insanlarla, bir tek sözcük bile konuşmadan, birdenbire, tek bir bakışla ilgilenmeye başlayıveririz.
“İnsanlara biz söz konuşmanın dinlemekten daha sevimli gelmesi dünyanın sınavlarındandır. Şayet onu konuşmaktan alıkoyan bir varsa söz dinlemekte selamet, konuşmakta ise sözü süsleme ve eksiklik-fazlalık vardı.”
Peki ya hayat bir dizi birbiriyle bağlantısız deneyimin toplamından ibaretse? Bir şeyin neden anlamlı bir biçimde başka bir şeyi takip etmesi gerekiyor?