Cesare Pavese'nin "Yalnız Kadınlar Arasında" (orijinali: Tra donne sole, 1949) İtalyan edebiyatının en önemli eserlerinden biri ve Pavese'nin son romanıdır. Yazar, bu kitabı yayımladıktan yaklaşık bir yıl sonra, 1950 Ağustos'unda intihar etmiştir. Roman, hem otobiyografik unsurlar taşır hem de Pavese'nin en olgun, en acımasız ve en kadın gözlemci eseridir.
1940'ların sonundaki Torino'sunda geçer. Başkarakter Clelia, Roma'da başarılı bir moda evinde çalışan genç bir kadındır. Doğduğu şehir Torino'ya, zengin müşteriler için bir butik açmak üzere geri döner. Yüksek burjuvazi ve zengin sanayici ailelerin dünyasına girer; partiler, balolar, otel lobileri, gece kulüpleri arasında bir grup "yalnız kadın"la tanışır. Bu kadınlar para, statü ve görünürde özgürlük içinde olsalar da derin bir boşluk, intihar eğilimi, yapay ilişkiler ve varoluşsal yalnızlık içindedirler.Clelia ise "işçi sınıfından gelip yükselmiş" biri olarak bu dünyaya hem içeriden hem dışarıdan bakar; ne tam kabul görür ne de tamamen yabancı kalır. Bu ikircikli konum, romanı çok katmanlı kılar.
Temalar
Yalnızlık: Pavese'nin hayatı boyunca işlediği ana tema. Zenginlik, güzellik, sosyal statü bile insanı yalnızlıktan kurtaramaz.
Sınıf farkı: Fakir mahallelerle zengin villalar arasındaki uçurum, Clelia'nın gözünden sert bir şekilde çizilir.
Kadınlık durumu: 1940'ların sonunda İtalya'sında kadınların (özellikle üst sınıf kadınların) hapsolduğu yapay, süslü ama boş dünya.
İntihar: Roman boyunca sürekli bir gölge gibi dolaşır (gerçek hayatta da Pavese'nin sonu böyle olmuştur).
Şehir ve taşra: Torino'nun savaş sonrası soğuk, gri, yabancılaşmış atmosferi çok güçlü betimlenir.
Üslup ve özellikleri
Soğuk, nesnel, neredeyse sinematografik bir dil kullanır.
Diyaloglar çok gerçekçidir; İtalyanca orijinalinde Torino