• Bazı modern derin gök fotoğrafları, Samanyolu'nun ötesinde, Samanyolu'ndaki yıldızlardan daha çok sayıda galaksiyi gösteriyor. Bunların her biri, belki de yüzlerce milyar güneşin bulunduğu birer evren adasıdır. Böyle bir görüntü, tevazu üzerine derin bir vaazdır.
  • Her zafer sadece bir sonrakinin başlangıcıdır ve akılcı umuda hiçbir sınır konamaz.
  • 384 syf.
    ·13 günde·Beğendi·10/10
    Bana göre tam anlamıyla bilim/kültür adamı olan Carl Sagan'ın yazdığı bu muhteşem kitap, geçmişe bakış içeren bilimsel bir tarih kitabı edasıyla yazılmıştı. Kozmos'un içinde yer alan sayısız yıldızın, gezegenin oluşumu ve yeryüzündeki hayat ve insanlığın geçmişi hakkında derin bilgiler sunulmuş. Ki bu bilgileri son derece yalın bir dille ve üslupla sadece bilim insanları okusun diye değil de, bütün insanların okuması için yazmış. Yani herkesi aydınlatmayı amaçlamış, kitabı okurken bu çok hoşuma gitti. Biliyorum edasında değil de sizler de bilmelisiniz edasında.... Bize verdiği güzel tavsiyeler, kesinlikle üstünde düşünülmesi gereken bazı kritik kararlar var. Nasıl desem, edebi zevk de aldım, bilimsel manada da doydum. Sosyolojik analizler dahi yer alıyor böyle bir kitapta gerisini siz düşünün, ben çok sevdim. Mutlaka okunmalı. Bundan sonra okuyacağım kitabı 'Soluk Mavi Nokta' sanki daha çok geleceğe bakış gibi olacak sadece tahmin... İyi ki bilim var. İyi ki meraklıyız.
  • "Uzun bir süre yolculuk ettiler ama bir şey bulamadılar. Sonunda, küçük bir ışık fark ettiler. Dünya'ydı bu... [Ama] bizim ve bu gezegendeki vatandaşlarımızın var olma şerefine nail olduğunu düşündürecek en ufak bir neden bile bulamadılar.

    -Voltaire, Micromega. A Philosophical History (1752)
  • 98 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    Türkiye yapımı bir derginin ikinci sayısı. Ben çok beğendim.
    Uzay uçsuz bucaksız bir şey. Bazen düşünürken aklımı kaçırmama neden olan sorularım var benim.
    Evrenin sonu var mı, varsa onun sonunda ne var, yani evrenin bittiği yerde ne var? Sonu yoksa nasıl bir şey bu?
    ______________________________________________
    Sizleri, Carl Sagan'ın Neptün'den Dünya'nın fotoğrafını çeken Voyager 1 uydusunun fotoğrafına yaptığı yorumla bırakıyorum:

    “O nokta burası. Yuvamız. O, biziz.

    Üzerinde, sevdiğiniz herkes, tanıdığınız herkes, adını duyduğunuz herkes, gelmiş geçmiş bütün insanlar, kendi hayatlarını yaşadı. Her neşemiz ve ıstırabımız, binlerce din, ideoloji ve ekonomik doktrin, her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve her korkak, uygarlığı kuran ve yıkan herkes, her kral ve her köylü, aşka düşmüş her genç çift, her anne ve her baba, umut dolu her çocuk, her mucit ve her kaşif, her bir ahlak hocası, her bir yolsuz politikacı, her süperstar, her büyük lider, her aziz ve her günahkâr, türümüzün tarihindeki herkes… burada yaşadı. Güneş ışınlarına asılı duran bir toz zerreciğinin üzerinde…

    Dünya, engin bir sahnenin çok küçük bir parçası.

    Bütün o imparatorlar, generaller ve diktatörler tarafından akıtılan kan nehirlerini düşünün. Onlar ki zafer anlarında, ufacık bir noktanın çok küçük bir kısmının ‘anlık’ hakimleri olabildiler. Yaşattıkları sonsuz zulmü düşünün…

    Bu noktacığın bir köşesini mesken tutmuş sakinlerin, başka bir köşesinde, başka sakinlere yaptıkları zulmü düşünün. Ne çok yanlış anlaşılma yaşadılar. Birbirlerini öldürmeye ne kadar meraklıydılar. Nefretleri ne kadar büyüktü…

    Tavrımız, kendimizi önemli sanışımız, evrende ayrıcalıklı olduğumuz yanılgısı, bu soluk mavi noktada sınava tabi tutuluyor.

    Gezegenimiz, onu çevreleyen geniş kozmik karanlıkta yapayalnız bir nokta.

    Bu enginlikte, bu önemsizliğimizde, bizi kendimizden kurtaracak yardımın, başka bir yerden gelebileceğine dair bir işaret yok. Dünyamız, şimdiye kadar yaşama ev sahipliği yaptığı bilinen, tek gezegen. Türümüzün göç edebileceği başka bir yer yok. En azından yakın gelecekte. Ziyaret etmek mümkün. Yerleşmek, henüz değil…

    Hoşunuza gitsin gitmesin, şu an için dünya, barınabileceğimiz tek yer.

    Astronominin, tevazu öğrettiğini ve karekteri şekillendirdiğini söylerler. İnsanın ahmakça kibrini, bu uzak görüntüden daha iyi temsil eden bir şey olacağını sanmam. Bence bu, sorumluluğumuzun altını çiziyor. Birbirimize karşı daha nazik olmalı ve bu soluk mavi noktayı koruyup el üstünde tutmalıyız.

    Bildiğimiz tek yuva, o…”
  • Şu noktaya bir daha bakın. İşte bu. İşte vatan. İşte biz. Üzerindeki herkesi seviyorsunuz, herkesi biliyorsunuz, herkes hakkında bir şey duymuşsunuz; her insan, kim olursa olsun, kendi hayatını yaşıyor. Sevinçlerimizin ve acılarımızın toplamı, türümüzün tarihindeki, kendinden emin binlerce din, ideoloji ve ekonomi doktrini, bütün avcı ve toplayıcılar, bütün kahramanlar ve korkaklar, uygarlığın bütün yaratıcıları ve yok edicileri, bütün krallar ve köylüler, bütün genç aşık çiftler, bütün anneler ve babalar, umut dolu çocuklar, mucitler ve kaşifler, bütün ahlak hocaları, bütün yozlaşmış siyasetçiler, bütün "süperstar" lar, bütün yüce liderler, bütün azizler ve günahkarlar orada - bir güneş ışığı hüzmesinde asılı duran o toz zerresinde - yaşadı.
    Dünya uçsuz bucaksız kozmik arenada çok küçük bir sahne. Bütün o generallerin ve imparatorların, bir noktanın bir kesiminin geçici hakimleri olabilsinler diye, şan ve zafer içinde döktükleri kandan nehirleri düşünün. Bu pikselin bir köşesinde yaşayanların, başka bir köşede yaşayan ve kendilerinden pek ayırt edilemeyen kişilere yaptığı bitmek bilmez gaddarlıkları, aralarındaki yanlış anlayışların ne kadar çok, birbirlerini katletmeye ne kadar istekli, nefretlerinin ne kadar müthiş olduğunu düşünün.
    Takındığımız tavırlar, kendimize verdiğimiz hayali önem, Evrende ayrıcalıklı bir konumumuzun olduğu kuruntusu bu soluk ışık noktasıyla sarsıldı. Gezegenimiz, bizi çevreleyen büyük kozmik karanlıkta tek bir zerredir. Tüm bu sonsuzluğun içindeki ücralığımızda, başka bir yerden bizi kendimizden koruyacak bir yardımın geleceği yolunda hiçbir işaret yok.
    Dünya şimdilik, yaşam barındırdığı bilinen tek yer. En azından yakın gelecekte, türümüzün göç edebileceği başka bir yer yok. İster beğenin ister beğenmeyin, şimdilik, tutunacağımız yer Dünya'dır.
    Carl Sagan
    Sayfa 27 - Ayrıntı