8/10
·85 syf.··
2026 66. kitabı
Zezé’yi Şeker Portakalı’nda o minicik, kalbi kırık çocuk haliyle sevmiştik ya hani... Güneşi Uyandıralım’da da ergenliğinin o deli hırçınlığına ortak olmuştuk. İşte Delifişek’te artık karşımızda koskoca bir yetişkin var. Onu büyürken izlemek gerçekten çok tuhaf bir duygu; sanki mahalleden çok yakın bir çocukluk arkadaşının büyümesini, hayata atılmasını izlemek gibi. Kitaba başlarken içimi kaplayan o eski, tanıdık sıcaklık, sayfaları çevirdikçe yerini biraz hüzünlü bir olgunluğa bıraktı açıkçası. Zezé artık on dokuz yaşında bir genç adam. İçindeki o ele avuca sığmaz, hayalperest çocuk tamamen gitmemiş tabii, adı üzerinde, hâlâ tam bir delifişek. Özgürlüğün peşinden gidiyor, delice aşık oluyor, hatalar yapıyor, hayatı hep uçlarda, rüzgâra karşı yaşıyor. Ama o dışarıdan görünen fırtınalı kabuğun altında, küçüklüğünden beri ruhuna işleyen o yalnızlık ve anlaşılma özlemi hiç değişmemiş. Beni bu kitapta en çok sarsan şey de bu oldu galiba. O büyük olaylardan, gürültülü sahnelerden ziyade, bir insanın büyüme sancısını, o kendi içindeki sessiz çelişkilerini o kadar içten anlatmış ki yazar... Zezé’nin koruyucu babasıyla yaşadığı o çatışmaları, hayata tutunma çabasını okurken Vasconcelos’un o yumuşacık kalemi yine kalbinize dokunuyor. Hüznü öyle bir anlatıyor ki, canınızı yakmıyor da içinizde bir yerleri ısıtıyor sanki. Kitap bittiğinde üzerimde hem bir hafiflik hem de sevdiğim birine veda etmenin verdiği o tatlı melankoli kaldı. Zezé’nin hikayesi bitti belki ama o yaralı, sevgi dolu çocuk her zaman bizimle bir yerlerde yaşayacak gibi hissettiriyor. Eğer yolunuz buralara kadar düştüyse, onun bu son vedasını eksik bırakmamak gerek. İnsanın kendi gençliğine, o kendi içindeki fırtınalara sarılması gibi bir şey bu kitap.
1000Kitap
DelifişekJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 202133,7bin okunma
8/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 67. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 17:01
Uzun zamandır bekleyen yayın evine ait son kitabımı da okumuş oldum. Psikolojik etkenlerin ağır bastığı bir okuma oldu. Yıl 1976. Sekiz yaşındaki Peggy Hillcoat, Londra'da annesi ve babasıyla yaşamaktadır. Hayatta kalma uzmanı ve saplantılı bir adam olan babası James, eşiyle yaşadığı sorunların da etkisiyle radikal bir karar alır. Peggy'yi annesinden kopararak Avrupa'nın (Almanya sınırlarında) çok ıssız, ormanlık bir bölgesindeki döküntü bir kulübeye götürür. James kızına, dünyanın geri kalanının tamamen yok olduğunu ve hayatta kalan tek insanların kendileri olduğunu söyler. Peggy, babasının bu büyük yalanına inanarak büyür. Baba ve kız, adını "Die Hütte" (Kulübe) koydukları bu yerde kendilerine tamamen ilkel bir düzen kurarlar. Zamanı sadece güneşin hareketleri ve mevsimlerle ölçerler. Yazları avlanıp yiyecek stoklarlar, sert kış aylarında ise donma ve açlıktan ölme tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar. Aradan tam dokuz yıl geçer; Peggy artık 17 yaşına gelmiştir. Bir gün ormanda dolaşırken gizemli bir şekilde bir çift bot bulur. Bu botların peşine düşmesi, babasının yıllardır kurduğu yalanlar zincirini yavaş yavaş çözmeye başlamasına neden olur. Dışarıda hâlâ yaşayan bir dünyanın ve bir annesinin olduğunu fark eden Peggy, esaretinden kurtulmak ve evine dönmek için tehlikeli bir mücadeleye girişir. Severek okudum...
Sonsuz Sayılı GünlerimizClaire Fuller · Kafka · 201551 okunma
Reklam
Aylardan Kasım Günlerden Perşembe
7/10
·176 syf.··
2026 27. kitabı
2026 - 31. Kitap Kitabın Adı: Aylardan Kasım Günlerden Perşembe Yazarı : Ayşe Kulin Yayınevi : Everest Yayınları Türü : Tarihi Roman Basım Yılı: 2025 Sayfa Sayısı: 175 Sayfa Düşünceler : Ayşe Kulin sevdiğim yazarlardan birisidir. Aynı zamanda oldukça üretkendir. 42 kitabı milyonlarca satmış hemen her kitapseverin kütüphanesine ve dolayısıyla kalbine girme başarısı göstermiştir. Trabzon Kitap Fuarı'nda eşimle kendisine rastlamış gece geç saatlere kadar kitap imzalamasına hayretle ve hayranlıkla şahit olmuştuk. Bizde kitap imzalatmadık çünkü yeterince yorulmuştu. Yazarın 11 kitabını okudum bugüne kadar. Hemen hepsini de sevdim. Akıcı anlatımı ,sayfaları birbiri ardına çevirme hissiyatı uyandıran bir yazım tarzı var. Zaten bu kitaba da dün başladım ve bugün bitirdim. İşlerimin arasında dahi zevkle okudum. Yazarın en son kitabı olan bu roman istek üzerine yazılmış. Bu mânâda yazarın tek eseridir diye düşünüyorum. Atatürk 'ün ağzından Atatürk 'ü anlatan bir roman bu. Tarihsel gerçeklere sadık kalınarak yazılmış .Yazarken 22 farklı kaynaktan yararlanılmış. Atatürk 'ün iç dünyasına yansıtılmaya çalışılmış eserde. Belirli bir kronolojik sıra takip edilmemiş. Geçmişle vefat ettiği gün arasında gidip gelinmiş eserde. Çocukluk dönemi ile kadınlarla ilişkileri üzerinde biraz fazlaca durulmuş. İnsani yönü öne çıkarılmış. Fikrimizi önderinin de bir ölümlü olduğu gerçeği vurgulanmış. Zaten kendisi de bunu meşhur " Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır " sözüyle söylemekte asıl önemli olanın kurduğu devlet ve fikirleri olduğunu bize anlatmakta idi. Yazıkki emanetine pek sahip çıktığımız söylenemez. Neyse Atatürk 'ü biraz farklı açıdan ,Onun diliyle dinlemek isterseniz güzel bir seçim olur bu eser sizin için. Lakin biraz daha uzun olabilir daha fazla teferruata
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,451 okunma
10/10
·136 syf.·
2026 65. kitabı
“Her şey bir kurgu, ben babamın en büyük kurgusuyum.” Muazzam bir metin okudum ve bu kitabın neden yeterince konuşulmadığını düşünüyorum şu an. Geriye Kalan Kadın, bir kadının kendi hayatını, bedenini, ailesini ve geçmişini yeniden anlamlandırma çabasını anlatıyor gibi görünse de aslında bundan çok daha fazlası. Roman boyunca bireysel bir hikâyenin içinden geçerken, kuşaklar boyunca aktarılan travmaların, aile içinde kurulan görünmez iktidar ilişkilerinin ve kadın olmanın yükünün izini sürüyoruz. Karabash, karakterini yalnızca yaşadığı olaylarla değil, o olayların zihninde bıraktığı kırıklarla da inşa ediyor. Yazarın tuhaf bir anlatım biçimi var: yer yer şiirsel, yer yer sert, bazen de insanın nefesini kesecek kadar yoğun. Bir insanın kimliğinin ne kadarının kendisine, ne kadarının başkalarının onun için kurduğu hikâyelere ait olduğu sorusu roman boyunca peşimizi bırakmıyor. Geriye Kalan Kadın benim için son dönemde okuduğum en güçlü romanlardan biri oldu. Israrla tavsiye ediyorum.
1000Kitap
Geriye Kalan KadınRene Karabash · İthaki Yayınları · 2026113 okunma
Spoi yok.
5/10
·488 syf.··
2026 93. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 16:32
Selamlar. Neredeyse uzun zamandır inceleme yazmıyorum ve güya bir daha yazmayacağımı kendime söz vermiştim. Galiba ikizler burcu olduğumu çok belli ediyorum. Neyse kitap o kadar kötüydü ki inceleme yazmaya karar verdim. Daha fazla düşüncelerimi içimde tutup sinir olmak istemedim açıkcası. :D Öncelikle kitabın yazaranın Rebecca Yarros olması yüzünden bu kitaba büyük bir beklenti ile başlamışdım. Çünki dördüncü kanat gibi muhtaşem bir kitabı yazanın kötü bir kitap yazacağını düşünmemiştim açıkcası. Belki de bu yüzden çok sevemedim kitabı, beklentimi aşırı yüksek tuttum. Kitap bana bir türlü geçmedi. Ne karakterler, ne olay örgüsü, ne de duygular falan filan. 400 küsür sayfa kitabı boşu boşuna okumuş gibi hissettim. Ve olayların çoğu bana aşırı mantıksız geldi. Hangileri olduğunu söylemiyorum çünki spoi olur. Birde şu mektup olayları. Kim mektup üzerinden birine aşık olup onun için her şeyi yapar Allah aşkına. Aşırı absürt ya. Hele kitap da mektupların karışık şekilde verilib art arda verilmemesi nefret ettiğim olaylardan biri oldu. Kafam o kadar çok karıştıki bu mektupda acaba hangi olaya tepki verdiler diye. Yani maksad ne? Ne yani abi. Mektupları art arda koymak bu kadarmı zordu. Anlamadım. Size tavsiyem -eğer ki inceleme de buraya kadar geldiyseniz- eğer çeviri kitap ve ya yalnızca kitap okumaya yeni başladıysanız ve ya, dram türünü okumaya yeni başladıysanız ve dram türüne başlamak istiyorsanız bu kitabı kesinlikle okuya bilirsiniz. Artı olarak belirtmek isterim ki smut sahneler vardı ama o kadar da abartılmış değildi, sadece 1,2 sahnede falan vardı. Okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim >3
1000Kitap
Son MektupRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 2025308 okunma
10/10
·253 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
Çürümüş Kelimeler, yalnızca bir roman değil; insanın kendi iç dünyasına, geçmişine ve ilişkilerine dönüp bakmasını sağlayan düşündürücü bir yolculuk sunuyor. Kitabı okurken Arize'nin kendini, ailesini ve hayatın anlamını arayışına tanıklık ederken zaman zaman kendi sorgulamalarımla da yüzleştiğimi hissettim. Romanın en dikkat çekici yanı, insanın "doğal düşmanının" kim ya da ne olduğu sorusunu farklı yönleriyle ele alması. Sevgi, öfke, yalnızlık, pişmanlık ve affetme gibi duygular üzerinden ilerleyen hikâye, okuru sadece olayların peşinden sürüklemekle kalmıyor; aynı zamanda düşünmeye de davet ediyor. Arize'nin kayıp babasını ararken kendi eksik parçalarını da tamamlamaya çalışması, hikâyeye duygusal bir derinlik katıyor. Ayşen Yenilmez'in kalemi sade ama anlam yüklü. Özellikle kelimelerin insan hayatındaki etkisini vurgulayan bölümlerde, yazarın anlatımındaki şiirsel dokunuşlar dikkat çekiyor. Yer yer felsefi sorgulamalarla ilerleyen metin, ağırlaşmadan merakı canlı tutmayı başarıyor. Kitap boyunca cevaplardan çok soruların peşinden gidiliyor. Bu da hikâyeyi benim için daha etkileyici hâle getirdi. Karakterlerin yaşadıkları kadar düşündükleri ve hissettikleri de ön plana çıkıyor. Doğa, insan ruhu ve yaşamın iç içe geçtiği anlatım ise romana farklı bir atmosfer kazandırıyor. Eğer psikolojik derinliği olan, insan ilişkilerini ve içsel çatışmaları sorgulayan romanları seviyorsanız, Çürümüş Kelimeler ilginizi çekebilir. Benim için hem duygusal hem de düşündürücü bir okuma oldu. Özellikle "Kelimeler gerçekten hayatımızı şekillendirir mi?" sorusunu aklıma bırakarak son sayfasını kapattığım kitaplardan biri olarak hafızamda yer etti.
Çürümüş KelimelerAyşen Yenilmez · İkinci Adam Yayınları · 202559 okunma
Reklam
Reklam