10/10
·564 syf.··
Beğendi
·
2026 81. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:58
Günümüz popüler kültüründeki abartılı, lüks ve kusursuz düğün algısının aksine; İpek Ongun bu kitapta bütçe planlamasına, sadeliğe ve maneviyata vurgu yapıyor. Serra ve Özgür’ün karşılaştığı pürüzler, aileler arası tatlı uyuşmazlıklar ve bunların olgunlukla çözülmesi okuyucuya gerçekçi bir rehber sunuyor."Şimdi Düğün Zamanı", sadece bir evlilik hikayesi değil; 2000'lerin başından beri Türk gençliğinin elinden düşmeyen bir serinin,içimizden biri haline gelen Serra'nın olgunlaşma diplomasıdır.Eğer seriyi baştan beri takip ettiyseniz bu kitap sizin için eski bir dostun mutlu gününe şahitlik etmek gibi hissettirecektir.Seriyle yeni tanışacak olanların ise mutlaka ilk kitaptan başlaması, bu son kitabın yaşatacağı duygusal tatmin için şarttır.
Şimdi Düğün Zamanıİpek Ongun · Artemis Yayınları · 20125,6bin okunma
6/10
·470 syf.··
2026 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:48
4 günde okudum yengemin kitabıydı bu ay eski kitaplarımı okumaya devam ediyorum yenilerini almadan önce bu kitapda eskilerinden birydi heycanla okudum ilk kerbela romanıymış gayet akıcıydı. Aşk, canı canana feda etmektir; tıpkı Kerbela toprağında açan o son gül gibi diyerek bizi o dönemin hüznüne ve sadakatine ortak ediyor. Kitap sadece bir tarihi anlatmakla kalmıyor, inancın ve sevginin ne anlama geldiğini de derinlemesine sorgulatıyor. Dönem tasvirleri o kadar güçlüydü ki okurken kendimi o atmosferin içinde hissettim. Klasik tarihi romanlardan sıkılanlar için kesinlikle farklı ve sürükleyici bir alternatif. Kitaplığımda beklettiğime değen, etkileyici bir eser oldu.
Aşkın ŞehidiAhmet Turgut · Paradoks Yayınları · 20121,901 okunma
Reklam
9/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2026 190. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:35
"Önyargıları parçalamak, atomu parçalamaktan zordur "demiş ya Einstein..Kendimi atomu parçalamış gibi hissediyorum. Niye mi? Bu kitabı ilk gördüğümde niyeyse adı tuhaf geldi benim tarzım degil diye düşürdüm.Ama sonra bir kaç arkadaşım o kadar methetti ki okumaya karar verdim .Sıfır beklentiyle başladım ve büyük bir tatmin duygusuyla bitirdim kitabı .. Petrikor, yağmur damlacıklarının kurak bir dönemden sonra kuru toprakla buluşmasıyla ortaya çıkan o karakteristik, taze ve ferah toprak kokusuna verilen isimdir.Ne hoş değil mi ?Çok sevdigim bir kelime yerleşti dağarcığıma..Ben de bayılırım o kokuya ... Kitap iki eksende ilerliyor. Biri aynı işyerinde çalışan bir adam ve kadın .Adlarını bilmiyoruz. Ben kafamda koydum adlarını ama bana kalsın.. Digeride evrende Oasis ve Lapis gezegeni arasında...İONIX döngüsü. Bu döngü yeniden doğuyor. Her döngüde gezegenler birbirine yaklaşıyor ama nu sefer tarih boyunca görülmemiş bir yakınlıkta.Çekim güçleri öyle şiddetleniyor ki ,iki gezegen birbirinin özüne dokunuyor . Tıpkı Yokluk Ülkesinde ki adamla kadın gibi ..Adam artı kutup ,kadın eksi doye tanımlıyor yazar .Zıt kutuplar birbirini çeker teorisini yaşıyorlar adeta.. Onlar da kah yakınlaşıyor, kah en ufak bir duygu geçişiyle uzaklasıyorlar birbirlerinden .Başlarda toksik ilişki diye düşündüm ama yaşadıkları, duygu geçişleri fikrimi değiştirdi. Hem kozmik ,hem psikolojik derinliği olan bir kitap .Metaforik anlatımı olmasına rağmen sade dili insanı yormuyor ..Son zamanlarda sevmeye başladığım Uzakdogu edebiyatı sakinliği var kitapta .. Haziran ortasında olmamıza rağmen bugun yağan yağmur eşliğinde okumak çok keyifli oldu benim için .O kokuyu doya doya çektim içime... Kitapla kalın dostlar.... Petrikor Jonah Axon
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202673 okunma
Bir Ömrün Direnişle Yazılan Hikâyesi
10/10
·184 syf.··
2026 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 02:07
"Benim değil bu hikâye, bir başkasının hayatını anlatıyor.  (...) 1976 Haziranı'nda Paris'te, metroda tesadüfen çıktı karşıma. "İşte o!" diye mırıldandığımı hatırlıyorum. Görür görmez tanımıştım." Evet, Amin Maalouf'un hikâyesi değildi bu; bir tarih kitabının sayfalarında yer alan, bütün ufku dolduran bir posta vapurunun altında, İkinci Dünya Savaşı sırasında Kadim Topraklar'dan Direniş saflarına savaşmaya giden ve dönüşte de kahraman gibi karşılandığı yazan bir görselin içerisindeydi İsyan. İlk karşılaşma metro istasyonunda gerçekleşmişti. Ve onun sorduğu tek soru şuydu: "Bir sokak arıyorum. Bu civarda olmalı. Adı Hubert Hughes." İsyan'ı takip etme merakına yenilmişti anlatıcı. Aradığı sokağa kadar eşlik etme fikrine sadık kaldı. Kafasına takılan o tuhaf soruyu sordu adama: "Kaç numarayı arıyorsunuz?" Adamın vermiş olduğu yanıt içini daha da büyük bir merakla kapladı. Hayır, belirli bir numarayı aramıyordu, sadece sokağı görmeye gelmişti.             Hubert-Huges Sokağı                      Direnişçi                    1919-1944 Sıradan bir insan baktığında bu sokak adı hiçbir şey ifade etmiyor olabilir ancak onun için maziyi simgeliyordu. Paris'te direnişçilerin adını taşıyan otuz dokuz sokağı keşfe çıkmıştı. Fakat bu gezi için yalnızca dört günü vardı. Neden dört gün? Çünkü dört günün sonunda geleceğinin yönünü belirleyecek bir olay meydana gelecek... Yıllardır sessiz kalma mecburiyetinde bulunmuş İsyan Kitabdar, ilk kez derdini anlatmak için birine teslim oluyordu. Devrimci bir babanın tıp fakültesinde okuyan oğlu da tıpkı babası gibi direnişçi olmayı tercih etmişti. 6 Nisan 1909. O gün ne mi olmuştu? "Benim doğmama neden olan bir kıyamet." Adana'da ayaklanmalar başlamıştı. Ermeni mahalleleri yakılıp talan hale getirilmişti. Yıllar
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma
Puan vermedi·148 syf.··
2026 139. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:38
Kumsal 3: Hindistan-Pakistan serinin önceki kitaplarındaki dostluk ve macera duygusunu korurken bu kez okuru daha karanlık ve düşündürücü bir hikâyeye götürüyor. Eyüp, Emre, İlker, Ahmar ve Yumi, yeni bir şifrenin peşinden İstanbul’daki Yerebatan Sarnıcı’na uzanan bir maceraya atılırken, sadece insanları değil toprağı ve bitkileri de etkileyen gizemli Medusa Virüsü’nün izlerini sürüyorlar. Hikâye ilerledikçe virüsün arkasında, zenginlik ve güç uğruna tehlikeli seçimler yapan Faysal’ın olduğu ortaya çıkıyor. Ancak kitap, karakterleri yalnızca iyi ve kötü olarak ayırmak yerine; hata, pişmanlık, sorumluluk ve ikinci şans kavramları üzerine düşündürüyor. Faysal’ın yaptıklarının sonuçlarından kaçamaması, insanın bazen en büyük cezasını kendi hatalarının içinde bulabileceğini gösteriyor. Serinin bu kitabında cevaplardan çok sorular öne çıkıyor. Medusa Virüsü’nün tamamen durdurulup durdurulamayacağı, insanların ve doğanın kurtulup kurtulamayacağı belirsiz kalıyor. Belki de kitabın en güçlü yanı bu: okuru kesin bir sona ulaştırmak yerine düşünmeye devam etmeye davet etmesi. Ortaokul öğrencileri için sürükleyici bir macera sunarken; bilimin sınırları, sorumluluk, adalet, sessiz kalmanın bedeli ve affetme gibi konularla P4C tartışmalarına da zengin bir zemin hazırlıyor. Kapanışındaki soru işaretleri, kitabın son sayfası kapandıktan sonra bile hikâyenin zihinde yaşamaya devam etmesini sağlıyor
Kum Saati 3Fatih Tuncay · Bilgi Yayınevi · 202418 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 13:32
Bahçıvan ve Ölüm, yasın kişisel ve değişken doğasına odaklanan bir roman. Yazarın babasını kısa süre önce kaybetmesi üzerine kaleme aldığı kitapta kişi kaç yaşında olursa olsun bir babanın gidişiyle ne yapılacağı, bir kayıpla nasıl başta çıkılacağının bilinememesinden bahsetmiş. Sevdiği birinin gidişiyle kişi ne yapacağını bilemez, hele ki ebeveynlerin yokluğuyla nasıl başa çıkılacağı öğretilmez çocuğa, buna tek iyi gelecek olan zamandır. Yazarımız da babasının hastalığından, yani son günlerinden itibaren yazmaya başlar aslında bu süreçte ve babasının gidişinden sonra da acısının en derin olduğu anlarda hep bir anısını hatırlaması ve zamanın geçmesiyle bu yokluğa farkında olmadan alışıldığını görürüz. Sadece güzel hatıralarıyla zihinlerde yer ederler. Bazı bölümlerde kaybın ağırlığını gerçekten hissettirse de kitabın zaman zaman kendini tekrar ettiğini düşündüm. Belki biraz daha kısa tutulsa etkisi daha güçlü olabilirdi. Okuması kötü değildi fakat hakkında duyduğum övgüler nedeniyle beklentim yüksekti ve bu beklentiyi tam karşılayamadı.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
Reklam
Reklam