Mutluluk insanın huzurlu, doyumlu bir ruha, kararlı, inanılır, durmuş oturmuş düşünce yapısına sahip olmasına bağlıdır ve hayat denen komedyanın son perdesini henüz oynamamış biri için mutludur denemez, ki kuşkusuz oyunun en zor bölümü de budur. Önceki her şey maskeyle oynanmış olabilir ya da o güzel felsefe söylemleri bizde sadece bir tutumdan ibarettir; ya da büyük talihsizlikler yaşamadığımız için yansıyordur yüzümüze huzur. Oysa ölümle karşılıklı oynadığımız bu son rolde duyguları gizlemek mümkün değildir artık, dağarcıkta iyi ya da kötü ne varsa ortaya koymak, açıkça dökülmek gerekir.
Belli ki unutkanlığa mahal vermemek için,gün adlarına göre ilaçları kutuya dizdiren yaşların,son dönemeci bunlar…
Kırıldığın,değer görmediğin yerden yürüyüp gitmek, günde on bin adım atmaktan önemli…
Aklından sakın çıkarma; önemli olan tek bir vakit vardır, o da şimdi! En önemli vakit budur çünkü yalnızca bu vakitte bir şeyler yapabileceğimiz güç elimizdedir. Tanıman gereken kişi ise seninle birlikte olandır, zira hiç kimse bir başkasıyla daha iletişime girip giremeyeceğini bilemez. Son olarak yapman gereken en elzem eylem ise yanındakine karşı iyi olmaktır, yalnız başımıza geldiğimiz bu dünyadaki yaşama amacımız da budur zaten!
Fırtınalar benim tehlikelerim: Kendi fırtınasından ölen Oliver Cromwell gibi beni de öldürecek bir fırtınam olacak mı? Rüzgârın üfleyişiyle sönmeyi beklemeyip yorgun ve kendine doygun
ölen bir lâmba gibi mi söneceğim yoksa?... İçindeki bütün gazı yakıp bitirmiş bir lâmba
gibi? Ya da son olarak: Sonuna kadar yanmamak için kendi kendimi mi söndüreceğini