Son düzlükteyiz...AGS
Bireyselleşmenin arttığı dünyada sosyal medya insanların 'beni görün' demesinin sessiz çığlıklarını barındırıyor. Varlığımı kendimin bile kabul etmem için fark edilmem lazım. Bakın çocuğum oldu, bakın kas yaptım, bakın ne yiyorum, bakın nereye gidiyorum,.. Farklı olmak ve farkında olunmak uğruna anları kaçırıyoruz. Belki ertesi gün vefat edecek arkadaşımızla son anlarımızı, paylaşacak en güzel fotoğrafı çekmekle kaybediyoruz. Çocuğun ilk adımlarını atarken ki heyecanında gözlerinin içine bakarak birlikte kutlamayı gözden kaçırıyoruz. Anı sevdiklerimizle dolu dolu paylaşmak zihnimizde güzel kareler yer etmek yerine sosyal medyamıza bir sekme daha ekleme derdindeyiz. Elbette hayatımızın bir parçası olan sosyal medya tamamen çıkartılamaz ama dozunda kullanmayı öğrenmemiz gerek. ....
Reklam
Ey Ölüm!
Habersiz geleceksin bir gün biliyorum. Kapımı çalmadan gireceksin içeri. Elimde işim, ocakta aşım, gözümde yaşıma bakmadan geleceksin. Ne haber vereceksin ne davet edilmeyi bekleyeceksin… Dünya halen içimdeyken, heveslerim zirvedeyken, hiç bir işim bitmemişken geleceksin. Hazırlığım yok, umutlarım çokken, belki aç belki tokken geleceksin… "Biraz bekle!", "Biraz dur!", Biraz geç kal!" diyemeden, Bir şeyler alamadan yanıma, yalnız kalınca bir kabirde neler gerekir? Onları dolduramadan valize, kimseyle vedalaşmadan, Son taksitleri yatıramadan... 0ğlumu son kez göremeden, kızımı öpemeden, son sözlerimi diyemeden geleceksin. İzin bile almadan, "Müsait misin" diye sormadan, yaşa başa bakmadan, son lokmayı yutmadan geleceksin. Anaları evlatsız, evlatları anasız, yiğitleri yârsiz bırakansın sen. Gülüşleri yarım, sızıları derin bırakansın sen. Her yeni ölümle hayatın yalanlığını anlatansın sen. Ey ÖLÜM! Kapıyı en çok çalan ama hiç beklenmeyensin. Davetliler arasında bulunmayansın. En çok görünen fakat hiç hatırlanmayansın. Hayallerim sensiz, planlarım sensiz, sensiz kalemim kağıdım, sensiz ekmeğim aşım... Biliyorum habersiz geleceksin bir gün. Her şeye rağmen, tüm unutulmuşluklara, tüm aldanmışlıklara rağmen geleceksin. Yarım olan, tam olan neyim varsa alıp gideceksin. Kimseye bildirmeden en sessiz halinle geleceksin; ama giderken nice fırtınalar bırakacaksın ardında... Ansızın geleceksin bir gün, En güzel azalarımı çürütmek için, en tatlı varlığımı eritmek için geleceksin. Yanıma yalnızlığı vererek, bütün pişmanlıkları önüme sererek geleceksin... Ey ÖLÜM!
Hayat ve İnsan
İnsanların beni son ana kadar istismar etmelerine müsade ediyorum ki ; onları hayatımdan çıkardığımda kalbimde hiç bir soru kalmasın.
Ley’La…
Ley’Lâ… Ley’Lâ dedimse sensin Suna dedimse sen, bütün şiirlerde söylediğim sensin, Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini deniz, gözlerinden alır sonsuzluğun haberini, Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında uzatma dünya sürgünümü benim, Lambalar eğri aynalar akrep meleği zaman çarpılmış atın son hayali  Ah uzatma dünya sürgünümü benim nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil ayaklarımdan belli… …🖋️biR’ münZ’evî üstad biR’ münZ’evî üstâd… 22/06/2026 Sezai Karakoç Sezai Karakoç (Ey Sevgili)
Şiir
ŞAHIS KİM? Tolstoy veresiye almıyorum şeklinde kurduğu ilk cümle öncesinde ilk kurduğu cümleyi unutana kadar her şey yolunda gidiyormuş düşüncesi işte o cümle beni benden alıyordu. Neticede Tolstoy’un ilk cümlesinin sonrasındaki cümlesini bile unutacak derecede haşat olmama sebep olmuş bir ilgiyle karşı karşıya kalmıştım. Adeta Tolstoy’un ilk cümlesinin sonucu asla benim bağlayamayacağım pek çok sonuçla hiç te öyle olmayacakmışçasına yaşadığım anlarımla dolu yıllarım gözümün önünden film şeridi gibi geçsin diye hususi kurulmuş bir mimari eserdi. Aradığımız şahıs Tolstoy olamazdı. Cuma günü düğünümüz vardı. Hayır Pazartesi. Beynin bedava olduğu enginlerde ufuk çizgisine çok ta rastlayamadığımız gerçeğiyle yüzleşmeden önce son bir ısırık aldı Adem elmasından ancak Havva’ya sadece ısırılmak ile hasar görmek hatta duymak kaldı. Galiba çok fazla hamburger sonrası çılgınlığı saptamalarıyla dolu bir grup ademoğlu ve ademkızı olarak halamızla dayımızın bulunduğu düğüne doğru adım atmak üzereydik. Şahıs mertebesine en son ama en son ama bak ulaşacak kişinin aslında ilk kişi olma ihtimalini öyle derinden yaşıyorduk ki aniden farketmemiz ile mutlu bir beraberliğin salonunda halay çekerken bulduk kendimizi ama kendimizi ama bak. Gelişigüzel gelmeyişi hiç oralı olmayan sade bir yaşam özentisiyle sosyetenin amaçsızca markalara tomarla para verip birbirine fors için cebimizi delene kadar demir parmaklarını soktuğunun yarı farkındaydık. Çünkü aynada kendine bakan yarı ölü kediler gibiydik ki bunu hiçbirimiz değil Pink Freud söylemişti. Tüm savaşların havadan helikopterle yerlere atılan beyaz A4 kağıtlarla her taraf kaplanınca askerlerin ellerindeki silahlarla dizüstü yere çöküp ağlamaya başladığında biteceği inancıyla uyukladığımız günler zaten büyümemize yetmişti. Şaşkınlığımız çok
Reklam
Reklam