Eşiğinde Kaldığımız O Son Veda
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2023 18. kitabı
Spoiler olabilir!! Bazen bir yıldız yutarsınız. Yanlışlıkla, sıradan bir kutlama pastasının içinde, çocukluğun o dünyadan bihaber iştahıyla... Ve o yıldız boğazınızdan inip ruhunuza saplandığında, bir daha asla bu dünyaya, bu isli, paslı ve daracık dünyaya ait olamazsınız. Tolkien denince insanların aklına hep devasa ordular, yıkılan kuleler ve çağları aşan destanlar gelir. Oysa üstadın asıl yürek burkan çığlığı, asıl kanayan yarası bu kısacık, mütevazı hikâyede, Büyük Wootton Demircisi'nde gizlidir. Bu kitap, büyünün ve mucizenin insan ruhunda açtığı o onulmaz yaranın, hiçbir yere tam anlamıyla ait olamama lanetinin felsefesidir. Demirciyi düşünün... Gündüzleri is ve ter içinde metali döven, kasabalıların sadece "Ne de güzel iş çıkarıyor, ne kullanışlı eşyalar yapıyor" diye övdüğü sıradan bir adam. Ama o adamın alnında görünmez bir yıldız parlar; zihni ve ruhu, kelimelerin kifayetsiz kaldığı, hem dehşet verici derecede güzel hem de acımasız Periler Diyarı'nda gezinir. İki dünya arasına sıkışmanın, o sonsuz yabancılaşmanın getirdiği sessiz çürümeyi iliklerinize kadar hissedersiniz sayfalarda ilerlerken. İnsan doğasının en trajik zaaflarından biridir bu; bir kez o mutlak güzelliğe, o sarsıcı mucizeye tanık oldunuz mu, artık kendi gerçeğinizin çamuru size katlanılamaz gelir. Etrafınızdaki herkes hayatın sıradan dertleriyle meşgulken, siz okyanusların ötesindeki bir şarkının yankısıyla sağırlaşırsınız. "Çünkü Periler Diyarı'na giden yollar insanı değiştirir ve oradan dönen kişi, kendi evinin ocağında bile artık sadece bir misafirdir." Tolkien, bir peri masalı kılığına soktuğu bu metinde aslında ağır bir varoluşsal yas tutar. Hepimizin içindeki o yitip giden sihrin, kırılganlığın ve en nihayetinde "veda etmenin" yasıdır bu. Hikâyenin boğaza düğüm olan asıl sarsıcı
İnceleme
Büyük Wootton DemircisiJ. R. R. Tolkien · İthaki Yayınları · 20181,011 okunma
Aydın Aslında Kötü ve Vicdansız Biri mi?
Puan vermedi
Film Aydın’ı vicdansız ve mülkiyet sahibi bir üstten bakışla okusa da aslında durum böyle değildir. Aydın ve Nihal birbirinin zıttı iki karakteri temsil etmektedir. Metaforik olarak Aydın’ı bedenin beyni Nihal’i ise kalbi olarak düşünebiliriz. Aynı çatı altında yaşamış olsalar bile Aydın geçmişinde büyük şehirin kaotikliğini ve çıkarcılığını görmüş Nihal ise köy yaşamında iyiliğin kurtarıcı gücüne inanan farklı bir perspektifle hayatını idame ettirmektedir. Aydın’ın hayır işlerine yaklaşımının şüpheci ve sistemli oluşu eleştirilse de aslında kısmi noktalarda doğruluğu yansıtmaktadır. Aydın’ın yardıma muhtaç kiracılarından Hoca Hamdi ile arasında geçen “Keşke benim de kendimi kandırma eşiğim seninki kadar düşük olabilseydi.” Diyaloğunu Bourdieo’nun kültürel sermaye ve sembolik şiddet kavramları üzerinden okumak mümkündür. Aydın, okumuşluğu, tiyatrocu geçmişi ve entelektüel birikimiyle yani kültürel sermayesiyle hayata sorgulayıcı, şüpheci ve yukarıdan bakmaktadır. Bu sebeple mevcut duruma yaklaşımı Köyde hocalık yapan Hamdi’den daha boyutludur. Hamdi ise köy hayatında yoksulluk gibi zorlu bir ekonomik mücadele vermiş ve daha vicdani temelli olaylara yaklaşmaktadır. Aydın’ın bu söylemi Hamdi’yi Sembolik olarak “cahil” damgalamasına maruz bırakmaktadır. Aydın; odasında gazetede köşe yazıları yazan, evli, kız kardeşi ile yaşayan, yardımcıları bulunan ancak yalnız bir adamdır. Bu yalnızlık onu köşe yazılarının dışındaki dünyaya da yabancılaştırmıştır. Nihal genç yaşta kendisinden yaşça büyük biri ile evlenmiş elinde yalnızca yardım ve hayır işleri bulunan ve yıllarını boşa geçirdiğini düşünen bir kadındır. Bu iki karakteri Gramsci’nin "Geleneksel Aydın" ve "Organik Aydın” kavramları ile açıkladığımızda Aydın, geleneksel aydın Nihal ise organik aydın olarak
Film
Kış UykusuNuri Bilge Ceylan · Doğan Kitap · 042 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kendi İçimizdeki Çöllere Doğru Sessiz Bir Yürüyüş
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Kapağını kapattığımda, genzimde çöl kumunun o kuru, yakıcı ve tekinsiz tadı kaldı. Simyacı, bitip de rafa kaldırıldığında susan kitaplardan değil; aksine, gece yarısı uykunuzu bölen ve göğsünüzün tam ortasına oturan o ağır, varoluşsal soruyu fısıldayan acımasız bir iç hesaplaşma metni. Uzak diyarlara uzanan egzotik bir masal kisvesine bürünmüş olsa da, aslında hepimizin içindeki o korkak, kırılgan ve yola çıkmaktan aciz tarafımıza tutulmuş devasa, sırça bir ayna. Bizler, tıpkı bu kitabın sayfaları arasında dolanan o meçhul çoban gibi, asıl hazinenin hep çok uzaklarda, ulaşılmaz coğrafyalarda ya da başkalarının kusursuz sandığımız hayatlarında olduğuna inandırıldık. Kendi ruhumuzun sessiz çürümesini izlerken, mucizeleri hep dışarıdaki bir serapta aradık. Oysa Coelho, bizi insanın o en sarsılmaz sandığı ama en çabuk tuzla buz olan kibriyle, kendi yanılsamalarıyla yüzleştiriyor. Sadece Mekke’ye gitme hayaliyle yaşayıp, oraya gerçekten varırsa yaşama sevincini ve tutunacak tek dalını kaybetmekten korkan Billuriye Tüccarı’nın o trajik yalnızlığı hangimizin içinde yok ki? Hayallerimizi gerçekleştirmekten, onların peşinden gidecek o çiğ cesareti bulmaktan ölümüne korkuyoruz. Çünkü yola çıkmak, konforlu yalanlarımızı geride bırakmayı ve kendi şeffaf çıplaklığımızla yüzleşmeyi gerektiriyor. İşte tam o çaresizlik ve korku anında, insanın kendi kalbiyle girdiği o kanlı ve sessiz savaşta kitap, kelimeleriyle ruhumuza o sarsıcı gerçeği fısıldıyor: "Yüreğine, acı çekme korkusunun, acının kendisinden de kötü bir şey olduğunu söyle. Ve düşlerinin peşinde olduğu sürece hiçbir yüreğin kesinlikle acı çekmediğini..." Bu satırlar, insanın kendi yazgısına karşı duyduğu o ilkel korkunun yegane panzehiri. Acıdan kaçarken aslında varoluşumuzu nasıl da yavaş yavaş öldürdüğümüzü, o sahte
İnceleme
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,4bin okunma
Ah!
Puan vermedi·76 syf.··
2026 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 03:46
Son zamanlarda okuduğum şiir kitaplarından biri de Didem Madak'ın Ah'lar Ağacı kitabı. Öyle dizeleri var ki düşünceleri arasında kaybediyor kendini insan. Gecenin zifiri karanlık saatlerini anımsatıyor bana dizeleri. Ayna tutuyor insanın içindeki görünmeyen ve belki de bilinmeyen tarafına. Alıntı: Berbattı, Bir şiire böyle başlanmazdı. Not: Sanırım konu şiir değil çünkü insanlar bir tek şiirlere güzel başlıyor.
1000Kitap
Ah'lar AğacıDidem Madak · Metis Yayıncılık · 202126,3bin okunma
9/10
·600 syf.··
2026 53. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 03:38
Her kitap bir öncekinden daha iyi oluyor. Kitap sonu yine merakta bıraktı ama en azından yarım değildi. Ve son kısımda Tory yine insanı yoruyor. Sonuç olarak Darius da Orion da isteyerek yapmadı ona bedel ödeteceğim üzgün olmak ne demek göstereceğim falan demek de şov yani. Birinin incelmesinde Tory ve onun ilişkileri için çok yorucu demişti ona çok katılmak. Lütfen acilen Darius ile olur musunuz prenses hazretleri. Benim hala favori ikizim Darcy tabii ki de. Ona bayılmak bu kitap boyunca saçını boyamasını bekledim şükür ki boyadı. Ona ve Orion'a bayılıyorum ya. İlişkileri de çok güzel bireysel olarak da çok iyi karakterler. Salak zorbalara katlanamıyorum. Onlar bana seri de ilaç gibi geliyor. Ve nolur dördüncü kitap çabuk gelsinnn ben iki ay nasıl bekleyeceğim. Ay birde zümrelerinin ortaya çıkması. Ben de ejderha olacaklarına çok inanmıştım oysaki. Neyseee.
HesaplaşmaSusanne Valenti · Olimpos Yayınları · 202682 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 34. kitabı
Bazı zamanlar hangimiz çok uzaklara gidip buralardan uzaklaşma isteği içerisine girmedik ki? Tanımış olduğumuz insanlar, yaşadığımız talihsizlikler, mecbur kalışlarımız ister istemez hepimizi bu duruma itmiştir. Rousseau da hayatının son zamanlarına yaklaşırken aynı duygular içerisine girip böyle güçlü, akıcı, etkileyici bir eser bırakmış. Ömrü yetseydi belki bu kitaba daha neler eklerdi fakat ne yazık ki sonunu yazamamış. Geziler adı altında bölümlere ayırmasından dolayı eksik kalmış diyemeyiz tabii ki de. Yalnızlığa mecbur bırakılmış olmasıyla birlikte tek başına hayatının eğlencesini aramaya çalışırken kendini doğaya vermesiyle hayat bulan biri. Öyle ki insanlara nefretini bile yakıştırmayacak kadar kendini de seven... Kimi zaman dile getirmek istediklerimi söylemesiyle beni daha da etkisi altına alan her cümlesinin derinliğinde boğulduğum ve kendimi bulduğum ne kadar da doğru dediğim bu satırları okumak çok keyifliydi benim için. "Halbuki istemeseler de onları severdim, sevgimden ancak insanlıktan çıkarak kurtuldular." En etkili alıntılardan bir tanesiydi şüphesiz. Mutlaka tekrar okuyacağım.
Yalnız Gezerin DüşleriJean-Jacques Rousseau · Zeplin Kitap Yayınları · 20195bin okunma