FERHAT BALBAY @ferhatbalbayofficial
"Fark etmeden o gün son kez bakmışım yüzüne..."
Mayıs Okuduklarım & Haziran TBR (Yappingte Şampiyonlar Ligi)
Mayıs ayı, yine-yeni-yeniden çok dengesizdi. Ben bile bu kadar dengesiz değilim/j Kimi zaman, YKS25 sınavındaki sanat eserini çöp sanıp çöpe atan hizmetçi kadar süzme; kimi zaman Kintsugi sanatı gibi kendini kusurlarıyla dahi kabul eden hatta o kusurları daha da ön plana çıkaran o sanat türü gibi kendiyle barışık & mutlu hissettim. Ortasıysa hiçbir zaman kapımı çalmadı. Yaşadığım sıkıntı büyük ölçüde hobilerime yansıdı tabii. Özellikle kitap cephesi bundan fazlasıyla nasibini aldı: Kitap okumak, benim için aylar önce korktuğum şekilde yük haline geldi. Kitapları özümseyerek okumadım aksine vicdanımı rahatlatmak için bir araç niyetine kullandım. Sonucu ağır oldu gerçiçdğwdğwdwpğ. Vicdanım sadece kısa süreli rahatladı. Günün sonunda eylemleri yüzünden kitap okumaktan iyice soğumuş kendimle kaldım. Ama dengesiz demiştim ya ay hakkında, atlatmanın yolunu da buldum fazla gecikmeden. Yanlış anlaşılmasın, çok sıkıntı çektim süreç içinde. Sabotajcı iç sesim otoriter oldu, keyif aldığım şeylerin bana yine zevk vermemesinden korkup kaçtım. Ancak, tüm hayatıma entegre ettiğim bir sözü, düşünceler susana dek telkin ederek çıktım bataklığımdan: Yarına sağ çıkıp çıkmayacağım bile belli değilken ben ne diye saçmalıklara harcıyorum zamanımı? Ben, her zaman hayata en ufak rüzgarda uçup giden bir yaprak olmadığımı, iz bırakmak için geldiğimi düşündüm. İz bırakmak istiyorsam, sevdiğim şeyleri dibine kadar tatmak istiyorsam bir kelebeğin ömrü misali zamanı değerlendirmem gerekmez mi? Gerekir. Ben de kazandığım bu farkındalıkla yeni bir pencere açtım hayatıma. Ancak o pencere, direndiğim o rüzgarı beraberinde getirdi. Hâliyle yanlışım sandım. Sonra anladım, panzehirim rüzgarmış. Yıkılmakmış. Kitaplardan, çok sevdiğim şeylerden kendimi soğutmam yüzeysel bir olay değilmiş. Kendimi
1000Kitap
Reklam
Funda'dan...
Bitmeyen bir yazıydım; ilk satırım üç noktayla başlar, ikinci satırım virgüllerle ayrılırdı. Son satırımda ise, tek bir bitiş cümlesine soru işareti konmuştu... Yazımın kalemi sen olur musun?
Elhamdülillah güzel ânılar biriktirdik :)
Yılın son raporlarını ve son seans planlamalarını yaparken hissettiklerim… Sezai Karakoç’un “Zaman ne de çabuk geçiyor, Mona…” dediği gibi; su gibi akıp gidiyor.
İnsan ve Duygular
Bir bahar akşamı, sen diye öldüm ben Son gülü soldurup, kalbime gömdüm ben
SES ÇIKARAN GÜMÜŞ KASE MÖ 6. yüzyılın sonları (Geç Lidya – Erken Pers egemenliği dönemi).İkiztepe Tümülüsü, Uşak yakınları,Uşak Arkeoloji Müzesi.Gümüş. “Ses Çıkaran Kâse “Yarım küre şeklinde dövülmüş bir kâse. Gövde çevresine yerleştirilmiş yaklaşık 18 adet sakallı erkek başı kabartması bulunur. Sakallar ve saçlar stilize edilmiştir. Bu eser sıradan bir kap değildir. Kabartmalı başların içinde küçük boşluklar bulunur ve bu boşluklara küçük bronz veya metal tanecikler yerleştirilmiştir. Kâse eğildiğinde veya sallandığında: hafif bir hışırtı,çıngırak benzeri bir tını, ya da yumuşak bir çınlama sesi oluşturur. Ustanın buradaki dehası, çift katmanlı veya gizli bölmeli karmaşık bir döküm yerine, repousse (çekiçleme/çökertme) tekniğini son derece kontrollü kullanmasında yatar. Gövde dışına doğru dövülerek kabartılan sakallı erkek başlarının arkasında oluşan boşluklar (negatif alanlar), kâsenin iç kısmından gümüş levhalarla kapatılarak küçük odacıklara dönüştürülmüştür. İçine hapsedilen metal bilyelerin çıkardığı ses, sıradan bir çıngıraktan ziyade, ritüel esnasında kutsal sıvının dökülmesine eşlik eden kontrollü bir tını üretmek üzere tasarlanmıştır. Bu nedenle bazı araştırmacılar onu bir tür “rattle bowl” (çıngıraklı kâse) veya ritüel amaçlı ses çıkaran kap olarak değerlendirmektedir. Böyle bir özellik, Antik Anadolu metal işçiliğinin teknik açıdan ne kadar gelişmiş olduğunu göstermektedir. Kabartmalardaki erkek yüzleri: bıyıklı ve uzun sakallıdır, saçlar perçemler halinde işlenmiştir, Yakın Doğu ve Akhamenid (Pers) sanatının etkilerini taşır, Lidya geleneği ile Pers üslubunun birleşimini yansıtır. Bu kâse, Lidyalı ustaların metal işçiliğinde ulaştıkları yüksek seviyeyi gösteren en dikkat çekici eserlerden biri kabul edilir. Ayrıca ses çıkarma özelliği nedeniyle
Reklam