Sesim çıkmaz. Çağırdım, ne dedimse gelmez. Oturmaz yamacıma. Bu hüzünleniş bilmem neye. Bilmem neye savruluş. Bunca insana ne var anlatacak yıldızları gizlenmiş koştururlarken. Oysa koşmaya, gerçekliği yaran o koşmaya canıyla kim açar bahsi... Ey dilim söz sende. Susarsın. Yazarım bunu!
Sırası gelmemiş, vazgeçtiğim, yazılmayı bekleyen satırlar;
Saymacalardan varmışlar yokmuşlar
Mışçasına edişler
içine dileyişler
Adıyla okunan adlarda
Okunmaz adımdan başkası
Gel gör ki
Yalnızca bana bakan aynalara, küstüm
çiçeği sardı
Ufuktan bir göz
Ufaktan bir buluta dokunsa
Gel gör ki
Hayal
mayal hatırlarım
şimdiyi
koluma taktım
yol ayrımı!
Yarına mı yârına mı
Aymazlardan oğlu susturur
Aylak tanesi, evladiyelik tanrısını
Kurmaca bir saat gibi
İşler tıkırında
Guguk kuşunun
Şiş boğazında